Kapamak nedir, Kapamak ne demek
- Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek.
- Tıkamak, içini doldurmak.
- Ortalıktan alıp saklamak.
- Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek

- Su, elektrik gelişini kesmek.
- Karşılamak, denk gelmek.
- Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak.
- Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak.
- Geçişi engellemek.
- Bir şeyin görünmesine engel olmak.
- Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.
"Kapamak" ile ilgili cümle
- "Elektriği kapadı."
- "Fabrikayı kapamışlar. Gazeteyi kapadılar."
- "Vurguncular kumaşları kapamışlar."
- "O konuyu kapayalım."
- "Kar yolu kapamıştı."
- "Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı." - H. E. Adıvar
- "Bu ikramiye borçlarımı kapar."
- "Çukuru kapamak."
- "Bu yapı manzarayı kapadı."
- "Zengin kadını tımarhaneye koymadılar, buraya, çiftliğe getirip kapadılar." - H. R. Gürpınar
Yerel Türkçe anlamı:
Evlenmeleri istenen kız ve erkeği kandırarak bir odaya bırakmak.
İngilizce'de Kapamak ne demek? Kapamak ingilizcesi nedir?:
power off, shut down, switch off, turn off
Kapamak anlamı, tanımı:
Kapama : Üst baş, giyecek takımı. Kapamak işi. Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği. Metres.
Açığını kapamak : Eksiğini tamamlamak. eksiğinin veya küçük düşürücü durumunun anlaşılmamasını sağlamak.
Açık kapamak : Bütçenin gider fazlasını, para sağlayarak ortadan kaldırmak.
Ağzını kapamak : Kendisine çıkar sağlaması için bir kimseyi susturmak.
At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak : İş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.
Bahsi kapamak : Bir konu üzerindeki konuşmayı kesmek.
Defteri kapamak : Söz konusu işi artık yapmaz olmak. bir şeyle ilgiyi kesmek.
Dünyaya gözlerini kapamak : Ölmek.
Eksik gedik kapamak : Ufak tefek gereksinimleri karşılamak.
Gedik kapamak : Küçük bir gereksinimini karşılamak.
Gözünü kapamak : Ölmek. görmezden gelmek.
Hesabı kapamak : Alacak verecek bırakmamak.
İştah kapamak : Yemek isteğini azaltmak.
Kapıları kapamak : Bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak.
Kitabı kapamak : Herhangi bir konu ile ilgiyi kesmek.
Perdelerini kapamak : Tiyatro tamamen kapanmak.
Örtmek : Kapamak. Kaplamak. Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak. Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak.
Getirmek : İletmek, bildirmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Gelmesini sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. Bir makama atamak veya seçmek. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
Hava : Çevreyi kuşatan boşluk. Tarz, üslup. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Esinti. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Keyif, âlem. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Müzik parçalarında tür. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Gökyüzü. Çekicilik.
Bulut : Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın. Keder, endişe.
Kaplanmak : Kaplama işi yapılmak.
Sıkıntılı : Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi. Sıkıntısı olan.
Görünme : Görünmek işi.
Bir : Tek. Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Ancak, yalnız.
Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer.
Olmak : Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bulunmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sürdürmek, yürütmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yol açmak. Sarhoş olmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Herhangi bir durumda bulunmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Uymak, tam gelmek.
Engellemek : Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak. Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek.
Tıkamak : Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak. Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek.
Doldurmak : Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Yaşını, yılını bitirmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.
Su : Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu. Kez. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Sutaş. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Yemeğin sıvı bölümü. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı.
Elektrik : Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
Kesmek : Belirtmek, kararlaştırmak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Azaltmak, güçleştirmek. Ucunu almak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Bölmek, ayırmak. Birini yermek, kötülemek. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Kesici bir araçla yaralamak. Akımı durdurmak. Uydurmak, yalan söylemek. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Hasta organı ameliyatla almak. Dibinden ayırmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Ara vermek. Geçişi önlemek. Vahşice öldürmek. Düzgün parçalara ayırmak. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Susmak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Son vermek, gidermek. Para basmak. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak.
Saklamak : Korumak, esirgemek. Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak. Birine vermek için ayırmak. Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak. Gizli tutmak, duyurmamak. Elinde bulundurmak, tutmak.
Karşılamak : Masrafı ödemek. Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak. Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak. Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek. Önlemek, durdurmak. Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek.
Denk : Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler. Ağırlık bakımından eşit olan. Uygun, nitelik yönünden eşit. Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya. 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi.
Gelmek : Mal olmak. Biriyle birlikte gitmek. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Görünmek, sanılmak. Getirmek. Uymak. Ortaya çıkmak, doğmak. Uygun düşmek. Katılmak, eklenmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Belli bir süre dolmak. İzlemek, takip etmek. Çıkmak, yönelmek. Dayanmak, tahammül etmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Kazanılmak, sağlanılmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Akmak. Ulaşmak, varmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Türemek. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Sonuç çıkmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Belli bir zamana ulaşmak. İsabet etmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Kadar olmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Olmak, -e uğramak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Düşmek, rast gelmek.
Kapamak ile ilgili Cümleler
- Ali Mary'nin çığlık attığını duyduğunda telefonu kapamak üzereydi.
- Pencereleri kapamak zorundayız.
- Bütün gün kendinizi eve kapamak sağlığınız için iyi değildir.
Diğer dillerde Kapamak anlamı nedir?
İngilizce'de Kapamak ne demek? : v. close, shut, shut down, cover, seal, block, turn off, block up, bung up, confine, coop, coop in, coop up, cover in, encase, fence in, obstruct, obturate, occlude, shut in, shut out, shut to, shut up, shutter, stop, stop up, top, turn out
Fransızca'da Kapamak : fermer, boucher, clore, barrer, barricader, colmater, encombrer, (bir yere) serrer, verrouiller, (zarf
Almanca'da Kapamak : v. abdrehen, abriegeln, abschließen, absperren, bedecken, belegen, schließen, verrammeln, verschließen, verstopfen, zudecken, zudrehen, zulegen, zumachen, zusammenklappen, zuschaufeln, zuschlagen, zuschütten, zutun
Rusça'da Kapamak : n. покрышка (F)
v. закрывать, затворять, замыкать, запирать, забрасывать, заделывать, запечатывать, задвиг`ать, заставлять, скрывать, загораживать, выключать, тушить, прибирать, заволакивать, смыкать, прятать, зашифровывать, затмевать, закрыть, затворить, замкнуть, заделать, запечатать

Bu kısımda Kapamak nedir? Kapamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kapamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kapamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.