Glitter türkçesi Glitter nedir

Glitter ile ilgili cümleler

English: The glitter of the sun hurts my eyes.
Turkish: Güneşin ışıltısı gözlerimi acıtıyor.

English: That glittering accessory doesn't go with your sweatshirt. Try this on!
Turkish: Bu ışıltılı aksesuvar senin svetşörtüne uymuyor. Bunu dene!

English: The sun glittered on the water in front of the old sailboat.
Turkish: Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.

English: All that glitters is not gold.
Turkish: Her gördüğün sakallıyı deden sanma.

Glitter ingilizcede ne demek, Glitter nerede nasıl kullanılır?

Glitterati : Göz kamaştırıcı kişiler. Zengin ve ünlü şahıslar. Gözde ünlüler. Revaçta olan ünlüler. (resmi olmayan) grup olarak düşünülen zengin ve revaçta olan ünlü kişiler. Çok revaçta (zengin) olan ünlüler.

Glittered : Parlamak. Pırıltı. Pırıldamak. Parıltı. Işıldamak. Parlaklık. Parıldamak. Göze çarpmak. Işıltı. Göz almak.

Glittering : Parıltılı. Deniz tutması. Görkemli. Mükemmel. Pırıldama. Parlak. Işıl ışıl. Yalabık. Işıltılı. Göz alıcı.

Glitteringly : Pırıl pırıl. Işıldayarak. Parlak bir şekilde. Işık yansıtarak. Parıl parıl.

 

Glitters : Pırıldamak. Parlamak. Göz almak. Parıldamak. Göze çarpmak.

Glitzy : Aşırı davranışlarından dolayı göze çarpan (kimse). Havalı (kimse). Gösterişli bir biçimde fiyakalı. Çok havalı. Çok gösterişli.

Glitches : (astronomi) titreyen yıldız rotasyonunda kısa süreli olağandışılık. Yanlış veya sahte elektronik sinyal. Öngörülmemiş aksama. Küçük teknik problem. Kusur. Bozukluk. Hata (bilgisayar). Arıza.

Aglitter : Parıltılı bir şekilde. Pırıl pırıl. Göz alıcı bir şekilde. Işıldatarak.

All is not gold that glitters : Her şey göründüğü gibi şahane değildir. Görünüşe aldanma. Parlayan her şey altın değildir.

Glia : Sinir sistemi destek bağ dokusu. Sinir dokusunu destekleyen bağ dokusu. Tutkal. sinir sisteminin bağ dokusu. Nöroglia. Gliya. Beynin destek dokusu.

İngilizce Glitter Türkçe anlamı, Glitter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glitter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blinked : Kaçınmak. Kırpmak. Yanıp sönmek (ışık). Göz kırpmak. Kırpıştırmak. Titreşerek parlamak. Göz yummak.

Tell : Ayıtmak. Etkili olmak. Demek. Göstermek. Açığa çıkarmak. Seçmek. Tembihlemek. Belli etmek. Bilmek. Tahmin etmek.

Be in evidence : Görünürde olmak. Görünmek. Göz önünde olmak. Belirmek.

Burn : Yanmak. Yanık. Kazık atmak. Oyuna getirmek. Süratle gitmek. Alev almak. Tutuşmak. Fazla pişerek yanmak. Yanıp tutuşmak.

Glimmer : Zayıf bir şekilde parlamak. Önemli kayaç yapıcı mineral grubu. (demir ve magnezyum karışığı ile birlikte alüminyum silis tuzları. hepsinin metalik olmayan parıltısı, tam bir dilinimi ve altı kenarlı enine kesitleri vardır. en önemli çeşitleri: muskovit (ak mika): potasyumlu mika, kaı2 (oh,f2 / aısi3o9); ak, sertlik 2-2.5, özgül ağırlık 2.78-2.88; serisit: ufak taneli ve normal kristal şeklini göstermeyen muskovit; biotit (kara mika): magnezyum ve demir mikası, k (mg, fe)3 (oh)2 (al, fe) si3o10 kahverengi, yeşil, kara; çizgi ak, kahverengi yeşilimsi; sertlik 2.5-3, özgül ağırlık 2.8-3.2. Hafifçe pırıldamak. Seziş. Mika. Işık vermek. Hafif ışık. İma. Azıcık miktar.

 

Glister : (eski kullanım) parlak bir şekilde ışıldamak veya ışık saçmak.

Coruscating : Işıldayan. Parlak bir şekilde yansıtmak. Çok eğlenceli. Aşırı derecede canlı ve heyecanlı.

Brightness : Canlılık. Güneş. Yapağıda parlaklık. Revnak. Yalabık. Bilgisayar, uzay, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yün tipinin renk ve ışığı yansıtma gücü. S) tv. bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği. (bağıntılı açıklıkla aynıdır). Neşe.

Flare : Titrek parlak ışık ya da alev. Genişlemek (giysi). Hiddetlenmek. Bir optik dizgede, görüntü yüzeyine düşen gereksiz ışık. Işımak. Titrek ışık vermek. Parlak ve titrek bir alevle yanmak. Işıkla işaret vermek. İşaret fişeği.

Flash : Görünüp hızla kaybolmak. Yakmak. Çok hızlı hareket etmek. Çakmak. Çarpıcı çekim. Böbürlenmek. Atmak (bakış). Işık tutmak. Ani ışık.

Glitter synonyms : iridescent, be conspicuous, spangle, glistened, glinted, stand out in relief, seem, glimmers, scintillation, effulge, flamboyance, glisters, flamboyancy, blind, flaring, blazed, adjust, glanced, gleam, glared, coruscate, adjusts, bicker, blindest, glares, sheening, dazzles, luminescence, draw the attention, luminance, coruscates, beam, laurence.

Glitter zıt anlamlı kelimeler, Glitter kelime anlamı

Dullness : İdraksizlik. Asamiyet. Kesat. Matlık. Durgunluk. Can sıkıntısı. Can sıkıntıs. Ahmaklık. Körlük. Donukluk.

Glitter ingilizce tanımı, definition of Glitter

Glitter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To gleam. A bright, sparkling light. Brilliant and showy luster. As, the glitter of arms. The glitter of royal equipage. To shine with a brilliant and broken light or showy luster. To sparkle with light. Brilliancy. As, a glittering sword.