Blinked türkçesi Blinked nedir
- Titreşerek parlamak.
- Göz yummak.
- Pırıldamak.
- Yanıp sönmek.
- Kırpıştırmak.
- Işıldamak.
- Yanıp sönmek (ışık).
- Göz kırpmak.
- Parlamak.
- Kırpmak.
- Göz ardı etmek.
- Görmemezlikten gelmek.
- Kaçınmak.
Blinked ile ilgili cümleler
English: He blinked.
Turkish: O göz kırptı.
English: Ali blinked.
Turkish: Ali göz kırptı.
English: Ali blinked again.
Turkish: Ali tekrar gözlerini kırptı.
English: Ali blinked his eyes.
Turkish: Ali gözlerini kırptı.
Blinked ingilizcede ne demek, Blinked nerede nasıl kullanılır?
Blinker : İşaret lambası (aut.). Çakar söner ışık. Başka araçları uyarmak için çakar ışıtaçlarını kısa aralıklarla yakıp söndüren elektrik dizgesi. İşaret lambası. Çakar. At gözlüğü. Sinyal ışığı. Atın göz siperi. Flaş lambası (aut.). Flaş lambası.
Blinker lamp : Yardım taşıtlarının üst bölümlerinde bulunan, başka araçları uyarmak için kısa aralıklarla yanıp sönen ışıtaç. İmdat sinyali lambası. Çakar ışıtacı.
Blinker plate : Duman deflektörü.
Blinker switch : Çakar çevirgeci. Çakar elektrik çevrimini yöneten , çevirgeç.
Blinkered : Örtbas edilmiş. Okunaksız. Geri kafalı. At gözlüğü takmış. Dar görüşlü. Göremeyen. Bağnaz.
Blinkers : Güneş gözlüğü. At gözlüğü. At gözlülüğü. Göz siperi.
Blink at : Hayret etmek. Görmemezlikten gelmek. Şaşırmak. Göz atmak. Göz yummak. Şaşkınlıklara düşmek. Şoke olmak.
Blinking bar : Yanıp sönen çubuk.
Blinkering : Flaşör. Flaş lambası. Atın göz siperi. Sinyal ışığı. Göz. Yanıp sönen sinyal lambası (devamlı). Pırıldak. İşaret lambası. At gözlüğü. Çakar söner ışık.
Blink rate : Göz kırpma oranı. Yanıp sönme oranı. Yanıp sönme hızı.
İngilizce Blinked Türkçe anlamı, Blinked eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Blinked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bat : Bilardo sopası. Sopa ile vurmak. Türkiye bankalar birliği. Vurmak (topa). Sopayla vurmak. Beysbol sopası. Kırpmak (göz). Serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde, bankacılık düzenleme ilke ve kuralları doğrultusunda bankaların hak ve çıkarlarını savunmak, bankacılık sisteminin büyümesi, sağlıklı olarak çalışması ve rekabet gücünün artırılması, rekabetçi bir ortamın yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi için gerekli kararları almak ve uygulanmasını sağlamak amacıyla 1958 yılında kurulan birlik. Topa vurmak.
Beamed : Gözleri parlamak. Gözlerinin içi gülmek. Yayın yapmak. Sinyal vermek. Kirişli. Işımak. Işık saçmak. Belirli bir bölgeye yöneltilen radyo yayını.
Avoided : Sakınmak. Savuşturmak. Korunmak. İptal etmek. Önlemek. Uzak durmak.
Coruscate : Parıldamak.
Condoning : Tasvip etmek. Örtmek. Bağışlamak. Hoş görmek. Onamak. Affetmek. Görmezlikten gelmek. Telafi etmek. Kusura bakmamak.
Bickered : Tartışmak. Çekişmek. Atışmak. Münakaşa etmek. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Şırıldamak. Titreşmek. Titremek.
Wink : Çakmak. Göz kırpma. Kestirmek. Parıldamak. Titreyerek parlamak. Çok kısa süre. Parıldayıp sönmek.
Cover : Sakınmalık. Örtmek. Güvence. Tecimsel bir işlemde dokuncayı önlemek amacıyla ayrılacak karşılama payı. Bir oyuncunun başka bir oyuncunun önüne kayarak seyircinin onu görmesini engellemek. yapılmayan bir işi yapılıyormuş gibi. göstermek için oyuncunun gövdesiyle, yaptığı işi seyircinin görüşüne kapaması, örnek : eğer masa lambasının üstünde lambayı yakacak bir düğme yoksa, o lambanın yanması anında ışıklar parlatılacaksa oyuncu lambayı gövdesiyle görüşe kapayıp yakar gibi yapar. Yetmek. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet. Karşılık. Üstünü kapatmak. Kapamak.
Begged : Sadaka istemek. Sustaya kalkmak. Dilemek. Mendil açmak. Dilenmek. Rica etmek. Sakınmak. İtiraf etmek. Arka ayakları üzerinde durmak. İstirhamda bulunmak.
Blinked synonyms : act reflexively, palpebrate, act involuntarily, mackinaw blanket, nictitate, abbreviate, nictated, mackinaw, bickers, cuts, reckon without, winks, bat the eyes, rule out, gloss over, nictitates, glinting, baulks, clip, clips, bend the rules, connived, dissemble, beg, coruscating, colluded, conniving, blinks, dissembling, baulking, blink at, flutter, made eyes at.
Blinked zıt anlamlı kelimeler, Blinked kelime anlamı
Sighted : Gözleri gören. Kör olmayan.
Blinked antonyms : unbordered.

Bu kısımda Blinked kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Blinked ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Blinked anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Blinked ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.