Kör nedir, Kör ne demek

Kör; Eğitim alanında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfatmecaz olarak kullanılır.

  • Görme engelli
  • Keskinliği yeterli olmayan.
  • Az aydınlık veren.
  • Kötü.
  • Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan.
  • Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan. 7. mec. Duyarlığını yitirmiş.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tahıllarda görülen sürme hastalığı.

Sin, gömüt.

Kullanılmış, eski pamuk.

Eğitim alanındaki anlamı:

Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: sürme].

Mezar, kabir.

Kör ile ilgili Cümleler

  • Yüreğimden çıkardım, attığın kör kurşunu.
  • “Sahanlığın üstünde bir kör kandil yanıyordu.”
  • Kör öldü badem gözlü oldu.
  • “Orada da bazı kimseler sanat denince ille kuru, basit, yalın kat, kör kör parmağım gözüne bir üslubu anlıyorlar.”
  • Burak Matt'i kör ve duyarsız olduğu için sevmiyor.
  • Kör olmak istemiyorum!
  • “Evde, kör değneğini bellemiş gibi sabahları, biraz kızarmış ekmek, tereyağı ve reçelle çay içtiğimiz hâlde, bunlar, eniştemizin köşkünde bir öğle yemeği miktarına çıkar.”
  • “Körü körüne duygululuk sanatçıyı da körün değneğiyle yolunu araması gibi zavallı duruma düşürür.”
  • Kör bir adam iskambil oynayamaz.
  • Kör olduğumuzu mu sanıyorsun?
  • Ali doğuştan kör değildi.
  • “Vakıa bu kör siyaset yüzünden Türklük Rumeli'den çıktı.”
  • Kör bir insanla alay etmek acımasızcadır.
  • “Sabah sabah kör itin öldüğü yerlerde işim yok.”
  • Birden bire kör olsan ne yaparsın?
  • Kör bile düştüğü kuyuya bir daha düşmez.
  • Paranın gözü kör olsun.
  • Kılıcım kör olabilir ama o senin gibi biri için fazlasıyla yeterli.
  • Kör birinin rüyası sadece seslerden oluşur.
  • “Muhitimiz bize karşı her an kör, sağır ve şuursuzdur.”
  • Gözlerim kör oldu.
  • “Kör olası sanatın ne ölçüsü var ne de tartısı.”
  • “Günün birinde ihtiyar çoban koyunun birini kör bir makasla kırkıyordu.”
  • Kör sokak.
 

Kör ile ilgili Atasözü veya Deyim

aşık, alemi kör, dört yanını duvar sanır : “aşktan gözü kararmış kimse, hoş karşılanmayacak aşırı davranışlarda bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

baktın kar havası, eve gel kör olası : “tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine bakılmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

bir görüş bir kör biliş : “bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez” anlamında kullanılan bir söz.

 

(bir şeyin) gözü kör olsun : bazı zorunlu durumlarda zararı istemeyerek kabullenmeyi anlatan bir söz gereksinim duyulan şeyin yokluğunda söylenen bir söz.

bitli (veya kurtlu) baklanın da kör alıcısı olur : “işe yaramaz da olsa her şeyin isteklisi bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur : “kendisini yetiştiren kimsenin malına hıyanet eden, el uzatan kimse cezasını bulur” anlamında kullanılan bir söz.

gece gözü, kör gözü : geceleyin iyi iş yapılamayacağını anlatan bir söz.

gözüm çıksın (veya kör olsun) : bir şeyin doğruluğuna inandırmak için edilen ant.

iki gözüm kör olsun : doğru söylendiği kanıtlanmak istendiğinde söylenen yemin sözü.

kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur : kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur.

kilimci ile kör hacı : herhangi birileri.

kör değneğini beller gibi : hep aynı biçimde davranıp hiçbir yenilik veya değişiklik yapmayacak biçimde.

kör görmez, sezer : “kör görmediği şeyi nasıl sezerse bir konu üzerinde bilgisi olmayan kişinin de o konu ile ilgili sezişleri olur” anlamında kullanılan bir söz.

kör itin öldüğü yer : çok uzakta olan yer.

kör kör parmağım gözüne : “çok belli, göze batacak kadar ortada” anlamında kullanılan bir söz.

kör kurttan bile vazgeçmemek : en küçük varlığı bile hor görmeden korumak.

kör olası (veya olasıca veya olsun) : bir ilenme sözü.

kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur : “bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır” anlamında kullanılan bir söz.

kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın : “bir şey satın almasını bileyen kimseler alışverişe çıkmamalıdır ancak esnaf da bu gibilerden hoşlanır” anlamında kullanılan bir söz.

kör satıcının kör alıcısı olur : “herkes dengiyle iş yapar” anlamında kullanılan bir söz.

kör şeytandan bulmak : kaderi kötü olmak.

ocağı kör kalmak : soyu tükenmek, çocuğu bulunmamak.

selamünaleyküm kör kadı : aşırı tok sözlü kişiler için uyarma yollu söylenen bir söz.

şaşı çakır demektense kör de de kurtul : “dolaylı, dolambaçlı yollara başvuracağına gerçeği olduğu gibi söyle” anlamında kullanılan bir söz.

vurdumduymaz kör ayvaz : duygusuz.

Kör anlamı, kısaca tanımı

Hint kör yılanı : Pullu sürüngenler (Squamata) takımının, kör yılangiller (Typhlopidae) familyasından, Hindistan'da toprak altında yaşayan bir tür. (Typhlops lumbricalis), Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının kör-yılangiller (Typhlopidae) familyasından bir sürüngen türü. Batı Hindistanda toprak altında yaşar

Kahverengi kör yılansı : (Anguis fragilis) Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının köryılansıgiller(Anguidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 54 cm. Gözleri küçüktür. Halk arasında kör olarak düşünülür. Ayaksızdır. Avrupa ve Batı Asyada yaşar.

Kör ağ : Küçük gözeli ağ.

Kör ağaç : Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm. Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası.

Kör ağıdı : Ağlayıp sızlamayı huy edinen kimsenin sızıltısı.

Kör almak : Tahıl sürme hastalığı olmak.

Kör bağırsak genişlemesi ve dönmesi : Sığırlarda görülen kör bağırsağın genişlemesi, yer değiştirmesi ve dönmesiyle belirgin bir hastalık, sekum dilatasyon ve torsiyonu, dilatasyo, dislokasyo ve torsiyo seki.

Kör bağırsak yangısı : Ek bağırsak yangısı.

Kör bellaşı : İçine yarma konarak yapılan çorba.

Kör biliş : Noksan bilgi.

Kör cikcan : Siyah renkli, serçeye benzeyen küçük bir çeşit kuş.

Kör cinget : Siyah renkli, serçeye benzeyen küçük bir çeşit kuş.

Kör çetük : Kör sıçan, köstebek.

Kör çıban : Başı olmamış çıban.

Kör delik : Geçmelerde delik boyunun, parça kalınlığından ya da genişliğinden kısa olması hali.

Kör dınnak : Çeşitli nedenlerle düzgün büyüyemeyen, kütleşen, yumrulaşan tırnak.

Kör dikmek : Bitmeyen sebze tohumlarının yerine yeniden dikmek.

Kör dizin : [Bakınız: kapalı dizin].

Kör düvaası : İnanılmadan yapılan ve yinelenen dua.

Kör ektekeri : Ortasında delik bulunmayan ektekeri.

Kör faregiller : Kemiriciler sınıfına giren, gözleri küçük bir deri ile örtülü, kuyruksuz, örnek hayvanı kör fare olan bir familya. Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişliler (Simplicidentata) alt takımının, sıçanımsılar (Myomorpha) bölümünden, gözleri küçük bir deri ile örtülü, köstebeğe benzeyen, kuyrukları olmayan türleri olan bir familya. (Spalacidae),iyi bilinen türüdür.

Kör karanlık : Çok karanlık.

Kör kese : Pilorik seka. Organın iç boşluğuna açılan, son ucu kapalı, kese biçiminde oluşum, divertikül, divertikel, divertikel, divertikülüm.

Kör koyak : Karst yörelerinde görülen ağız yanı kapalı olması nedeniyle suların yeraltına geçtiği koyak.

Kör kör : Kartal.

Kör mağara balığı : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dişli sazangiller (Cyprinodontidae) familyasından, 12-14 cm kadar uzunlukta, kör, doğurarak üreyen, Kuzey Amerika'nın yer altı sularında yaşayan bir tür. Kemikli balıklardan, dişli sazangiller (Cyprinodontidae) familyasından, 14 cm kadar uzunlukta olabilen, kör olup doğurarak üreyen, Kuzey Amerika’nın yer altı sularında yaşayan bir tür. (Amblyopsis spelaeus) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dişli-sazangiller (Cyprinodontidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 12-14 cm. Doğurur. Kördür. Kuzey Amerikanın yer altı sularında yaşar.

Kör meme : Hiç süt salgılayamayan veya tıkalı olan meme lobu.

Kör sağım : Ana sağım sonunda memede süt kalmadığı halde memenin sağılmasına devam edilmesi. Kör sağım, memelerin aşırı yüklenmesine, meme kanallarının sürtünmesine ve benzerleri neden olduğu için zamanında önlenmelidir.

Kör sendelemesi sendromu : Koyun ve sığırlarda halsizlik, amaçsız yürüme, tökezleme, halsizlik, körlük ve felçle belirgin, beyin yangısı, hepatik ensefalopati veya kronik kurşun zehirlenmesi gibi nedenlerden kaynaklanabilen bir grup klinik belirtiler topluluğu.

Kör sepet : Balık avlamakta kullanılan, çubuktan örülmüş, yumurta biçiminde bir çeşit sepet.

Kör taka : Duvar içine yapılan kapaksız dolap.

Kör yılansıgiller : (Anguidae)iyi bilinen türleridir.

Küçük kör fare : Kemiriciler (Rodentia) takımından, 27 cm kadar boyda, akşam ve gece faaliyet gösteren, bitkisel besinlerle beslenen, işitme ve dokunma duyuları gelişmiş, koku alma duyuları zayıflamış bir memeli türü.

Külrengi kör yılansı : (Ophiosaurus apus), Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının kör-yılansıgiller (Anguidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 110 cm. Uzun olan kuyruk kolayca birkaç parçaya bölünebilir. Ayaksızdır. Güney Avrupa ve Batı Asyada yaşar.

Nefsini kör eylemek : Nefsini körlemek, nefsin zaruri ihtiyacını temin etmek.

Sağır kör : Gerek işitme gerek görme örgenleri değişik derecelerde özürlü bulunan ve bu nedenle özel eğitim önlemi gereksindiren kimse. Görme ve işitme gücünü, günlük yaşamda ya da öğretimde yararlanamayacak oranda yitirmiş kişi.

Tırnak kör olmak : Tırnak aşınmak.

Bakar kör : Gözleri sağlam göründüğü hâlde göremeyen. Çok dikkatsiz (kimse).

Kör alan : Kör nokta.

Kör baca : Herhangi bir çıkışı bulunmayan baca.

Kör bağırsak : Kalın bağırsağın ilk parçası. Kalın bağırsağın ince bağırsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı bölümü.

Kör boğaz : Doymak bilmez mide.

Kör çapa : Toprak topaklarını dağıtmakta kullanılan ucu küt çapa.

Kör dövüşü : Aynı şeyi gerçekleştirecek kimselerin birbirinden habersiz ve birbirini engelleyecek biçimdeki düzensiz çabaları.

Kör duman : Çok yoğun sis.

Kör fare : Kör faregillerden, toprak altında yuva yapan bir memeli hayvan (Spalax typhlus).

Kör hat : Demir yollarında arkası kesik hat.

Kör kadı : Doğru bildiğini herkesin yüzüne çekinmeden söyleyen, sözünü esirgemeyen kimse.

Kör kandil : Aşırı derecede sarhoş, gök kandil.

Kör kaya : Deniz yüzüne çok yakın olan tehlikeli kaya veya sığlık.

Kör köstebek : Kör faregillerden, kemirici bir memeli hayvan.

Kör kurşun : Bir başkasına veya hedef gözetilmeksizin atıldığı hâlde başka bir kimsenin ölmesine veya yaralanmasına neden olan kurşun, serseri kurşun.

Kör kuyu : Suyu kurumuş, su çıkmayan, susuz kuyu.

Kör nişancı : Hedefi rastlantı ile vuran kimse.

Kör nişancılık : Kör nişancı olma durumu.

Kör nokta : Trafikte sürücünün geriden gelenleri aynalarda göremediği bölge, kör alan, ölü açı, ölü nokta.

Kör ocak : Çocuksuz aile.

Kör sıçan : Köstebek.

Kör şans : Kötü talih.

Kör şeytan : Kötü kader.

Kör talih : Kötü kader.

Kör tapa : Borunun kullanılmayan veya kullanılması istenilmeyen deliğine takılan dişli tıkaç.

Kör topal : Yarım yamalak, iyi kötü idare edecek biçimde.

Kör uçuş : Uçağı karanlıkta veya sis içinde sadece uçuş aletlerini kullanarak yönetme.

Kör yılan : Kör yılangillerden, solucanla beslenen, yılana benzer, ayaksız bir sürüngen (Typhlops vermicularis).

Kör yılangiller : Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, bütün sıcak bölgelerde rastlanan, kaygan pullu, 1 metre boyundaki yılanlar familyası.

Diğer dillerde Kör anlamı nedir?

İngilizce'de Kör ne demek ? : blind