Blunt türkçesi Blunt nedir

  • Körleştirmek.
  • Lafını esirgemeyen.
  • Körelmiş.
  • Kör (bıçak vb).
  • Kaba.
  • Keskin olmayan.
  • Dobra dobra.
  • Köreltmek.
  • Duygusuz.
  • Anlayışsız.
  • Körletmek.
  • Azaltmak.
  • Kesmek (iştah vb).
  • Açık.
  • Küt.
  • Kör.

Blunt ile ilgili cümleler

English: Ali is very blunt.
Turkish: Ali çok açık sözlüdür.

English: Burak dislikes Matt because he's blunt and insensitive.
Turkish: Burak Matt'i kör ve duyarsız olduğu için sevmiyor.

English: My sword may be blunt, but that's more than enough for someone like you.
Turkish: Kılıcım kör olabilir ama o senin gibi biri için fazlasıyla yeterli.

English: Mary bluntly refused the gift that Tom, her mother's new boyfriend, wanted to make her. Later, she regretted it.
Turkish: Mariya, Annesinin yeni arkadaşı olan Tom'un, ona yapmak istediği hediyeyi, meydan okurcasına red etti. Daha sonra bundan pişman oldu.

English: I blunted one.
Turkish: Birini bıçtım.

Blunt ingilizcede ne demek, Blunt nerede nasıl kullanılır?

Blunt dissection : Kanama olmaması için dokuların küt olarak ayırt edilmesi. Küt diseksiyon. Künt disseksiyon.

Blunt drill : Kör burgu.

Blunt end : Küt uç. Endonükleaz enzimleri ile kesilen iki dna ipliğinin aynı hizada sonlanmış uçları.

Blunt end ligation : Herhangi iki çift dna molekülünün uçlarından birbirine eklenmesi tekniği. küt uç ligasyonu. Küt uç bağlama.

 

Blunt eye hook : Küt göz çengeli. Güç doğumlara yardım sırasında canlı yavrulara da uygulanabilen, göze zarar vermeyen göz çengeli.

Blundell bond system gmm estimator : Blundell-bond sistem gmm tahmincisi.

Blunter : Kör (bıçak vb). Körleştirmek. Duygusuz. Küt. Körelmiş. Köreltmek. Açık sözlü. Kör. Kör (bıçak). Azaltmak.

Blunting : Köreltmek. Küntleşme. Kesmek (iştah vb). Kütleştirme. Baskılama. Düzleştirme.

Blunted : Esrar içip kafası uçmuş. Köreltmek. Kesmek (iştah vb). Kör keskin olmayan. Baskılanmış. Küntleşmiş. Körleşmiş.

Bluntest : Azaltmak. Anlayışsız. Patavatsız. Açık sözlü. Kör (bıçak). Duygusuz. Körletmek. Küt. Kör (bıçak vb). Körelmiş.

İngilizce Blunt Türkçe anlamı, Blunt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blunt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dead from the neck up : Zeki olmayan. Geri zekalı. (argo terim) aptal. Kafası basmayan. Salak. Aptal. Anlama yeteneğinden yoksun.

Rustier : Ham. Paslanmış. El alışkanlığını kaybetmiş. Çatlak (ses). Eskimiş. Pas rengi. Hamlamış. Huysuz (at). Paslı.

Free spoken : Açıksözlü. Sözünü esirgemeyen. Açık sözlü.

 

Alleviates : Yatıştırmak. Hafifletmek. Kısmen gidermek. Teskin etmek. Hafiflemek. Dindirmek. Azalmak. İçine su serpmek. Bastırmak.

Abate : Yürürlükten kaldırmak. Dinmek. İndirmek. Dindirmek. Hafifletmek. (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi). Eksilmek. Yatıştırmak. Geçmek.

Blind as a bat : Tamamen kör.

Blunter : Kör (bıçak).

Candids : Samimi. İçten. Dobra. Açık yürekli. Gerçek. Riyasız. Asıl fikrini gizlemeyen. Toksözlü.

Obtuse : Aptal. Geniş. (açı) geniş. Kalın kafalı. Salak. Boğuk (ses).

Dull : Sersem. Körelmek. Sersemletmek. Duygusuzlaşmak. Matlaştırmak. Mat. Soluk. Hafifletmek. Donuk.

Blunt synonyms : frank, thwack, have no edge, aboveground, barbarious, obtund, alleviate, sear, as cold as charity, insensitive, dulled, abrupt, dullest, cold, blindest, abridges, outspoken, bluntly, apathetical, deaden, blind as a mole, appease, coldest, asper, abridge, dulls, abridging, deadens, avowed, roundly, aboveboard, bleakish, abates.

Blunt zıt anlamlı kelimeler, Blunt kelime anlamı

Sharp : Bir konunun duyarkat ya da almaç görüntülüğü üzerindeki görüntüsünün bulanıklıktan uzak, her noktasının görüntüde bir nokta oluşturacak arılıkta olması. Oyunda hile yapmak. Diyez. Sivri. Diyez işareti. Ani. Aniden. Seri. İçe işleyici. Tam.

Indirect : Endirekt. İmalı. Vasıtalı. Dolaşık. Kinayeli. Aldatıcı. Aktarmalı. Dolaylı. Doğru olmayan.

Blunt ingilizce tanımı, definition of Blunt

Blunt kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Dull. A fencer`s foil. Having a thick edge or point, as an instrument. Not sharp. To dull the edge or point of, by making it thicker. To make blunt.