Deport türkçesi Deport nedir
- Sınırdışı etmek.
- Uzaklaştırmak.
- Yurtdışına sürmek.
- Sinir dışı etmek.
- Sürgün etmek.
- Dışlamak.
- Sürmek (sınırdışı vb).
- Sürmek.
- Tehcir etmek.
- Borsa oyuncusunun elinde bulunmayan, ileride fiyatının düşeceğini beklediği ve vade sonunda teslim etmek üzere yüksek fiyattan sattığı taşınır değeri, vade tarihinde yeteri kadar bulamaması durumunda, üçüncü kişilerden belli bir primle geri ödemek üzere satın alması.
- İktisat alanında kullanılır.
- Borsada deport.
- Sınır dışı etmek.
Deport ile ilgili cümleler
English: They deported Tom.
Turkish: Onlar Tom'u sınır dışı ettiler.
English: Ali is being deported.
Turkish: Ali sınır dışı ediliyor.
English: Ali was deported.
Turkish: Ali sınır dışı edildi.
English: Originally, Abraham Lincoln wanted all slaves to be deported to Africa or the Caribbean.
Turkish: Başlangıçta, Abraham Lincoln Afrika'ya ve Karayiplere sınır dışı edilecek tüm köleleri istedi.
English: Ali was later deported.
Turkish: Ali daha sonra sınır dışı edildi.
Deport ingilizcede ne demek, Deport nerede nasıl kullanılır?
Deport oneself : Hareket etmek. Davranmak.
Deportability : Kovulabilme. Sınır dışı edilebilirlik. Uzaklaştırılabilirlik. Bir ülkeden kovulabilirlik.
Deportable : Sınır dışı edilebilme. Bir ülkeden kovulabilme. Uzaklaştırılabilme. Sınırdışı edilebilir. Uzaklaştırılabilir.
Deportation : Sürgün. Sınır dışı. Sınır dışına çıkarma. Tehcir. Yabancı uyruklu birinin bir ülke veya devletten kanun gücüyle çıkarılması. Sınırdışı etme. Müebbet sürgün. Sürgüne gönderme. Sınır dışı etme. Sürme.
Deportations : Yabancı uyruklu birinin bir ülke veya devletten kanun gücüyle çıkarılması. Sınırdışı etme. Sürgün. Sürgüne gönderme. Sınırdışı. Sürme. Müebbet sürgün. Sınır dışı etme. Tehcir.
Deporting : Sinir dışı etmek. Sınır dışı etmek. Sürmek. Tehcir etmek. Sürgün etmek. Dışlamak. Yurtdışına sürmek. Sürmek (sınırdışı vb). Uzaklaştırmak. Sınırdışı etmek.
Deporption : Yüze tutan ve tutunan özdekler arasındaki çekim kuvvetlerinin basınç, sıcaklık gibi dış koşulların değiştirilmesiyle yenilerek, yüze tutunan özdeğin gaz ya da sıvı evreye geri bırakılması. Yüzden salma.
Depolarisations : Depolarizasyon. Kutuplaşmayı kaldırma. Kutuplaşmasını gidermek. (britanya ingilizcesi) depolarizasyon. Ucaylanma azalması. Kutupsuzlaşma. Ucaysızlanma. Polarizasyonun bozulması. Ucaysızlaşma. Kutupluluğun kaldırılması işi.
Deports : Sınırdışı etmek. Dışlamak. Sürmek. Sürmek (sınırdışı vb). Yurtdışına sürmek. Uzaklaştırmak. Sinir dışı etmek. Sınır dışı etmek. Tehcir etmek. Sürgün etmek.
Depoison : Zehirini almak. Zehirden arındırmak.
İngilizce Deport Türkçe anlamı, Deport eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Deport ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.
Excepts : Dışında tutmak. Haricinde. Karşı çıkmak. Hariç. Saymamak. Ayırmak. İtiraz etmek. Hariç tutmak. Dışında.
A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Expel : Atmak. Okuldan atmak. Dışarı atmak. Defetmek. Attırmak. Çıkarmak. Kovmak. Azletmek.
Deliver : Teslim etmek. Kurtarmak. Dağıtmak (gazete, mektup vb'ni). Söylemek. Doğurtmak. Vermek. Doğurmak. İletmek. Yapmak (konuşma). Yapıştırmak.
Extradite : Suçluları iade etmek. Bir suçluyu iade etmek. Suçluyu ülkesine iade etmek. İade etmek (suçlu). Ülke dışına kaçmış suçluları iade etmek. Suçluyu almak. İade etmek.
Acquit : Suçsuz çıkarmak. Beraat etmek. Tenzih etmek. İbra etmek. Ödemek. Temize çıkarmak. Ayrıcalık tanımak. Beraat ettirmek. Aklamak. Muaf tutmak.
Alienate : Aralarını açmak. Soğutmak. Ferağ ve temlik etmek. Temlik etmek. Yabancılaşmak. Yabancılaştırmak. Devretmek. Devir ve ferağ etmek.
Distract : Rahatsız etmek. Aklını başka yere vermesine sebep olmak. Avutmak. Delirtmek (argo terim). İşinden alıkoymak. Dikkat dağıtmak. Başka tarafa çekmek. İlgi dağıtmak. Dikkati dağıtmak. Şaşırtmak.
Apply : Kullanmak. Uğraştırmak. Müracaat etmek. Koymak. Yaymak. İlgili olmak. Uygun olmak. Uygulamaya koymak. Özen göstermek. Uygun düşmek.
Deport synonyms : backwardation, exiles, alienates, expat, abnormal budget expenditures, exile, move, walk around, abnormal budget receipts, deports, exiling, applies, act, a shift in supply, deporting, bud, expel from, externalised, draw away, ability to pay principle, carry, detract from, kick out, banishing, eloign, drive apart, except, bedaubed, banishes, pose, cast out, estrange, exteriorized.
Deport zıt anlamlı kelimeler, Deport kelime anlamı
Refrain : Geri durmak. Çekinmek. Frenlemek. Nakarat. Kaçınmak. Sakınmak. Kendini tutmak. Alıkoymak.
Repatriate : Tekrar ülkesinin vatandaşlığına girmek. Bir mülteciyi ülkesine geri göndermek. Yurduna geri göndermek. Ülkesine geri göndermek. İade etmek. Uyruğunda olduğu ülkeye geri göndermek. Ülkesine iade edilen kimse. Geri dönmek. Ülkesine iade etmek. Vatanına geri gönderilen kimse.
Deport ingilizce tanımı, definition of Deport
Deport kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Deportment. To send into banishment. Carriage. To carry away. Behavior. To transport. Demeanor. To exile.

Bu kısımda Deport kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Deport ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Deport anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Deport ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.