Kovmak nedir, Kovmak ne demek

"Kovmak" ile ilgili cümleler

  • "Sen kim oluyorsun da beni kendi yerimden kovuyorsun?" - A. Kulin
  • "Fethi Bey çalgıları kovdu, davul zurna istedi." - M. Ş. Esendal
  • "Sıra, saygı kovarak yetişmiş bütün efendiler, Türkiye'nin bütün Avrupa görmüşleri ona kızar, onu küçük düşürmeye çalışır." - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

Atmak, kapı dışarı etmek

Yürütmek, koşturmak, sürmek.

Diğer sözlük anlamları:

Takibetmek, izlemek, kovalamak.

Koşturmak

Kovmak anlamı, kısaca tanımı:

Yelkovan : Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha. Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu (Puffinus). Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi.

Kovma : Kovmak işi.

Dağdan gelip bağdakini kovmak : Sonradan geldiği bir yerde, kendinden önce gelen kişinin yerini almaya çalışmak.

Sert : Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Gönül kırıcı, katı, ters. Titizlikle uygulanan, sıkı.

 

Küçük : Niceliği az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Küçük abdest.

Söylemek : Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Yazmak, düzmek. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Sipariş etmek. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Türkü, şarkı vb. okumak. Haber vermek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Yapılmasını istemek.

Savmak : İstenmeyen birini yanından uzaklaştırmak. Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savuşturmak, defetmek. Geçirmek. İşleyip geçmek, etki etmek. Vakti geçmek.

Defetmek : Kovmak. Savmak, savuşturmak.

Çıkarmak : Sonunu getirmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sağlamak, elde etmek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Hatırlamak. Yollamak, göndermek. Yayımlamak. Sunmak. Fotoğraf çektirmek. Bulmak, ortaya koymak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Gidermek. Yapmak, üretmek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Boşaltmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Resim yapmak. Göstermek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak.

 

Kovalamak : Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek. Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak. Kovmak. Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak.

Bir : Sayıların ilki. Beraber. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Tek. Sadece.

Sürüp : Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet. İçinde çok miktarda şeker bulunan koyu sıvı kıvamda olan ilaç. Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek.

Son : Artık ondan ötesi veya başkası olmayan. Ölüm. Döl eşi. En arkada bulunan. Olanca. Uç, sınır. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet.

Vermek : Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Kazandırmak, katmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Yaymak. Ödemek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bırakmak veya bağışlamak. Dayamak. Ondan bilmek, atfetmek. Tespit etmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Sahip olmasını sağlamak. Satmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Doğurmak. Ayırmak, harcamak.

Kaldırmak : Ürün toplamak, taşımak. Çekmek, taşımak. Uygun gelmek, yakışmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Toplamak. Bir şeyden çokça satın almak. Çalmak, aşırmak. Hastayı hastaneye götürmek. İyi etmek, iyileştirmek. Tayin etmek, atamak. Piyasadan çekmek. Yukarı doğru hareket ettirmek. Bulunduğu yerden almak. Kaçırmak. Yok etmek, ortadan silmek. Yükseltmek. Alıp başka yere götürmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tören yaparak ölüyü gömmek. Uyandırmak.

Gözetmek : Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kayırmak. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak. Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kollamak, beklemek.

Kovmak ile ilgili Cümleler

  • Onları kovmak zorundaydım.
  • Fabrikada 300 adamı kovmak zorunda kaldılar.
  • Onu kovmak zorundaydım.
  • Onu kovmak zorundayım.
  • Beni kovmak kimin fikriydi?
  • Onları kovmak kimin fikriydi?
  • Bizi kovmak kimin fikriydi?

Diğer dillerde Kovmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kovmak ne demek? : v. expel, fire, banish, dismiss, kick out, sack, ax, axe, boot, bounce, can, cashier, cast out, chuck out, dislodge, drive away, drive out, eject, elbow out, elbow smb. out, exclude, exile, fend off, order away, order out, out, pack off, repulse

Fransızca'da Kovmak : chasser, balancer, congédier, écarter, éloigner, éconduire, ficher à la porte, renvoyer

Almanca'da Kovmak : v. austreiben, ausweisen, schassen, treiben, verjagen, verstoßen, vertreiben

Rusça'da Kovmak : v. гнать, прогонять, выгонять, выпроваживать, отгонять, выкуривать, выталкивать, сгонять, угонять, изгонять, преследовать, погнать, прогнать, выгнать, выпроводить, отогнать, выкурить, вытолкнуть, согнать, угнать, изгнать