Savmak nedir, Savmak ne demek

"Savmak" ile ilgili cümleler

  • "Kendini unutturmak ve bu ziyareti kazasız belasız savmaktan başka bir düşüncesi bulunmayan bizim kaymakam buna memnun oluyor." - R. N. Güntekin
  • "Vazodaki çiçekler savmış, yenilemeli."
  • "Soğuk içime savdı."

Yerel Türkçe anlamı:

Sağmak.

Akar suyun yönünü değiştirmek.

Meyvenin zamanı geçmek: Dutlar çokdan savdı.

Meyveler bitmek, tükenmek.

Salmak, göndermek : Suyu tarlaya savdım.

Değirmeni durdurmak.

Ağrı dinmek.

Göndermek, uğurlamak, zıt anlamlısı savuşturmak

Meyvenin zamanı geçmek

Yara kapanmak.

Sona ermek, bitmek: Bazar savdı.

Diğer sözlük anlamları:

Geçiştirmek, defetmek, bastırmak, atlatmak, uzaklaştırmak, gidermek, bertaraf etmek.

(Durgun suya) yol vermek.

Savmak anlamı, kısaca tanımı:

Asalaksavar : Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden, antiparazit.

Böceksavar : Evdeki zararlı böcekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten araç.

Füzesavar : Saldırı nitelikli füzeleri etkisiz duruma getirmek amacıyla üretilen savunma sistemi.

Sineksavar : Sinekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten sprey.

 

Tanksavar : Tankları hedef olarak seçen ve onları etkisiz hâle getirmek için kullanılan silah.

Uçaksavar : Hava hedeflerine karşı kullanılan silahlara verilen genel ad.

Yıldırımsavar : Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı, siperisaika, yıldırımkıran, yıldırımlık, yıldırım siperi, paratoner.

Savma : Savmak işi.

Satıp savmak : Gereken parayı sağlamak için elindeki malı ucuza satıp tüketmek, yok pahasına elden çıkarmak.

Sıra savmak : Sırayla yapılmış olan bir işte sıra kendine geldiğinde gereğini yapmak.

Yasak savmak : Bir nesne, bir gereksinimi geçici olarak karşılamak, şimdilik işe yaramak. bir işi hatır için, gönülsüz olarak üstünkörü yapmak.

İstenme : İstenmek işi.

Uzaklaştırmak : Çıkarmak, ayırmak. Uzağa götürmek. Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak.

Sıkıcı : İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Geçirmek : Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Vurmak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Birine kötü söz söylemek. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Giymek, giyinmek. Etmek, yapmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Hastalık bulaştırmak. Zaman harcamak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek.

 

Atlatmak : Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Aldatmak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak. Savsaklamak. Atlama işini yaptırmak.

Savuşturmak : Geçiştirmek, atlatmak.

Geçmek : Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Bir yerden başka bir yere gitmek. Çekiştirmek, yermek. Üstünlük sağlamak. Bir yere gidip oturmak. Kalmak, devrolmak. Birinden meşk etmek. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Yaşamak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Harcamak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Görev almak. Etki yapmak, işlemek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Sönmek. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Sürümü olmak, satılmak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Bırakmak, vazgeçmek. Yazılmak, girmek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Geride bırakmak, aşmak. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Kabul edilemez olmak.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

Etmek : Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Eşit değer kazanmak. Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.

Diğer dillerde Savmak anlamı nedir?

İngilizce'de Savmak ne demek? : v. dismiss, drive away, brush off, stave off, head off, get rid of, stop

Fransızca'da Savmak : congédier, chasser, éconduire

Almanca'da Savmak : v. fortschicken

Rusça'da Savmak : v. прогонять, сгонять, избавляться, перезревать, прогнать, согнать, избавиться