Brush türkçesi Brush nedir

  • Temizlemek.
  • Süpürmek.
  • Fırçalama.
  • Savmak.
  • Tilki kuyruğu.
  • Hafifçe değmek.
  • Temas.
  • Fırça.
  • Sürtünme.
  • Fırçalamak.
  • Sürtünmek.
  • Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Hafifçe dokunmak.
  • Laboratuvarda tüp ve diğer cam malzemelerin mekanik temizliği için kullanılan malzeme.
  • Çalılık.
  • Çalı.
  • Değmek.
  • Sıyırmak.
  • Değinmek.

Brush ile ilgili cümleler

English: Before going to work in Paris I need to brush up my French.
Turkish: Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.

English: Don't brush me off.
Turkish: Beni başından atma.

English: Before going to work in Paris, I must brush up on my French.
Turkish: Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızca'mı tazelemeliyim.

English: Ali had a close brush with death.
Turkish: Ali ölümle burun buruna geldi.

English: Ali isn't able to always brush his teeth after meals.
Turkish: Ali her zaman yemeklerden sonra dişlerini fırçalayamaz.

Brush ingilizcede ne demek, Brush nerede nasıl kullanılır?

Brush against : -e sürtünmek. Birine veya birşeye karşı süpürme veya ovalayarak sürme.

Brush aside : Bir kenara itmek. Boşlamak. Aldırmamak. Yabana atmak. Önemsememek. Boş vermek.

Brush away : Dikkate almamak. Fırçalayarak temizlemek veya çıkarmak. Fırçalamak. Bertaraf etmek.

 

Brush border : Fırça kenar. Böbrek epitel hücrelerinin üst yüzeyinde emme yüzeyini genişletmek maksadıyla oluşan, içinde akün filamentlerinden oluşmuş göbek proteinleri bulunan, böcek malpighi tüpü hücreleri gibi bazı özel hücrelerde ise içinde mitokondrilerin de bulunduğu, ışık mikroskobunda fırça kenarı görüntüsü oluşturan, muntazam sıralı mikrovillüs denilen parmak şeklindeki katlanmaların oluşturduğu yapı. Fırçamsı kenarlı.

Brush cleaning : Fırçalı temizleme. Fırçayla temizleme.

Brush discharge : Saçaklı deşarj. Sızmayla boşalım. Saçaklı boşalım. Bir iletken ile çevresi arasında yay boşalmasından daha düşük gerilimde oluşan boşalma durumu. bir uçun içinde ışıklı boşalma ile kıvılcımlı boşalma arasında oluşan durum.

Brush kangaroo : Fırça kangurusu.

Brush off : Tozunu almak. Fırça ile temizlemek. (başından) defetmek. Reddetmek. Savmak. Sepetlemek. Dikkate almamak. Başından atmak. İlişkiyi kesmek.

Brush footed butterflies : Alaca kelebekler. Kanatları alaca, tırtılları dikenli, birinci çift bacakları körelmiş olup, otçul türleri de bulunan kelebekler familyası; dört ayaklı kelebekler, fırçabacaklı güveler. (kurtçuk evresinde deri ve göz yangısı yapabilenleri de vardır.). Fırça bacaklı kelebekler.

Brush holder : Fırça tutacağı. Fırçayı toplaç üzerinde tutan yuva. Kömür taşıyıcısı. Fırça tutucu. Fırça taşıyıcı. Kömür taşıyıcı. Fırçalık. Fırça yuvası. Kömür tutucu. Kömür yuvası.

İngilizce Brush Türkçe anlamı, Brush eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brush ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Furbishing : Onarma. Cilalama. Tefrişat. Yenileme. Dayama döşeme.

Pick : Seçmek. Aşırmak. Kazma. Kürdan. Hasat. Burun karıştırma. Seçenek. Gitar penası.

Brushing up : Bilgiyi tazelemek. Yenilemek. Hafızasını tazelemek. Tazelemek (bilgiyi). Tazelemek. Bilgisini tazelemek.

Castigate : Düzeltmek. Kıyasıya eleştirmek. Paylamak. Azarlamak. Yerden yere vurmak. Haşlamak. Kınamak. Dövmek. Cezalandırmak.

Bushe : Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık.

Shurb : Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler.

Adverts : Bahsetmek. Duyuru (ingiliz ingilizcesi). Zikretmek. İlan. Reklam. İma. İlan (ingiliz ingilizcesi). Reklam (ingiliz ingilizcesi). Dokundurmak.

Whisked : Kuyruk sallamak (at vb.). Kaçırmak. Silerek çıkarmak. Fırlamak. Sallamak. Silmek. Çırpmak. Silip temizlemek.

Dismissing : Görevden almak. Bırakmak. İşten çıkarmak. Salıvermek. Affetmek. Açığa çıkarmak. Reddetmek (dava). İhraç etmek. İşten atmak.

Rake : Tırmıkla toplamak. Arayıp taramak. Tırmıklamak. Taramak (silah). Araştırmak. Tırmık. Taraklamak. Sahne yokuşu. Yan yatmak. Taramak.

Brush synonyms : bushes, brush away, whisk, contiguity, tap, merits, heath, scoured, talking to, chast, abrade, castigates, clean out, sweep up, crease, clarifies, grazes, friction, abrades, scrapes, advert, sprag, meriting, dab, clean up, drive away, sling out, refer, chew out, scavenge, meet, dismisses, rub.

Brush zıt anlamlı kelimeler, Brush kelime anlamı

Fauna : Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fauna. Bölge hayvanlarının tümü. Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Hayvanat. Hayvanların yaşadığı bölge. Hayvan topluluğu. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar.

Dirty : Rezil. İğrenç. Batırmak. Aşağılık. Pisletmek. Müstehcen. Pis. Fırtınalı. Bozuk. Kirli.

Brush ingilizce tanımı, definition of Brush

Brush kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To apply a brush to, according to its particular use. To rub, smooth, clean, paint, etc., with a brush. As, clothes brush, paint brush, tooth brush, etc. In Australia, a dense growth of vegetation in good soil, including shrubs and trees, mostly small. To move nimbly in haste. As, to brush by. An instrument composed of bristles, or other like material, set in a suitable back or handle, as of wood, bone, or ivory, and used for various purposes, as in removing dust from clothes, laying on colors, etc. Brushes have different shapes and names according to their use. To move so lightly as scarcely to be perceived.