Sıyırmak nedir, Sıyırmak ne demek

  • Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak.
  • Çekip kurtarmak.
  • Çekerek çıkarmak.
  • Hafifçe dokunarak geçmek.
  • Akıl sağlığını kaybetmiş olmak.
  • Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak
  • Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak.
  • Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak.

"Sıyırmak" ile ilgili cümleler

  • "Kılıcını sıyırdı."
  • "Genç adam ceketini çıkardı, kolunu sıyırdı, uzattı." - P. Safa
  • "Hem o kız on gündür, yağmurlarla beraber devam eden çökkünlüğümden beni sıyırıp kurtaracak kudrette mi?" - R. H. Karay
  • "Tabağı sıyırmak. Eti sıyırmak."
  • "Çark elini sıyırdı."
  • "Kurşun başını sıyırıp geçti."

Yerel Türkçe anlamı:

Yukarı kaldırmak (sürgülü şeyler için) : Oda havalansın, pencereyi sıyır.

Toplamak.

Kürekle küremek.

Göndermek : Ben çocuğu hayvanların arkasından sıyırırım.

Saç taramak.

Diğer sözlük anlamları:

Sıyrılmak.

Sıyırmak tanımı, anlamı:

Sıyırıp çıkarmak : Çekip kurtarmak.

Sıyırma : Sıyırmak işi.

Parça : Tane. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Nesne. Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Güzel, alımlı kız veya kadın.

 

Soymak : Birinin giysilerini çıkarmak. Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak. Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek.

Koparmak : Güçlükle elde etmek. Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak. Zor kullanarak almak. Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak. Daldan, ağaçtan alıp toplamak. Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek.

Hafif : Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Gücü az olan, belli belirsiz. Önemli olmayan. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Etkisi az olan, sert karşıtı. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek).

Yırtmak : Zorlamak. Kâğıt, kumaş gibi bükülüp katlanan şeyleri parçalamak. Bir işi yapmaktan kurtulmak. Sağrısını mahmuzla yaralayarak binek hayvanını alıştırmak. Yok etmek, bastırmak. Vücudu kanatacak kadar derin çizmek. Köşeyi dönmek.

Çekerek : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.

Kaldırmak : Toplamak. Çalmak, aşırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Yok etmek, ortadan silmek. Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Alıp başka yere götürmek. Tören yaparak ölüyü gömmek. Çekmek, taşımak. Hastayı hastaneye götürmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Ürün toplamak, taşımak. Uygun gelmek, yakışmak. Yükseltmek. Bir şeyden çokça satın almak. Uyandırmak. İyi etmek, iyileştirmek.

 

Çıkarmak : Yayımlamak. Yollamak, göndermek. Yapmak, üretmek. Fotoğraf çektirmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Söylemek. Sunmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Göstermek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Sonunu getirmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Boşaltmak. Gidermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Resim yapmak. Sağlamak, elde etmek.

Hafifçe : Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz.

Geçmek : Tükenmek, bitmek, sona ermek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Harcamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Görev almak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Geride bırakmak, aşmak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Yazılmak, girmek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yaşamak. Sönmek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Kalmak, devrolmak. Etki yapmak, işlemek. Bir yerden başka bir yere gitmek. Yerini bırakıp başka yer almak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Birinden meşk etmek. Kabul edilemez olmak. Okulda, sınavda başarı göstermek. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Çekiştirmek, yermek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Sürümü olmak, satılmak. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bırakmak, vazgeçmek. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek.

Akıl : Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Düşünce, kanı. Bellek. Öğüt, salık verilen yol.

Olmak : Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sürdürmek, yürütmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Uymak, tam gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Herhangi bir durumda bulunmak. Sarhoş olmak. Geçmek, tamamlanmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yol açmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bulunmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek.

Kurtarmak : Bir şeyin değerini karşılamak. Birinin cezalandırılmasına engel olmak. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek. Bir şeye zarar gelmesini önlemek. Kurtulmasını sağlamak. Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak. Uzaklaştırmak.

Diğer dillerde Sıyırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Sıyırmak ne demek? : v. abrade, graze, shave, bark, brush, crease, glance off, hitch, scar, scrape, skim, skin, slip, slip off

Fransızca'da Sıyırmak : écorcher, érafler, effleurer, égratigner, érailler, friser

Almanca'da Sıyırmak : v. abschürfen, schrammen, zerschrammen, zücken

Rusça'da Sıyırmak : v. сдирать, срывать, оголять, царапать, содрать, сорвать, оголить, нацарапать, поцарапать, оцарапать, царапнуть