Kurtarmak nedir, Kurtarmak ne demek
- Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak.
- Birinin cezalandırılmasına engel olmak

- Uzaklaştırmak.
- Kurtulmasını sağlamak.
- Kazandırmak, yeniden ele geçirmek.
- Bir şeye zarar gelmesini önlemek.
- Bir şeyin değerini karşılamak.
"Kurtarmak" ile ilgili cümleler
- "Baban bana vaktiyle iyilik yaptı, seni kurtaracağım." - H. E. Adıvar
- "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." - Atatürk
- "İşte böyle bir eser onları bu külfetten kurtarmış olur." - A. H. Çelebi
- "Bunlar tahlisiye madalyalarıdır. Geçen sene yangında bir çocuğu kurtardım." - N. Hikmet
- "Beş bin liradan aşağısı kurtarmaz!"
- "Bu kız beni ilk defa çevreme karşı isyandan, her şeyi ibrazdan kurtardı." - H. E. Adıvar
Yerel Türkçe anlamı:
Yemeği hazırlayıp yenecek duruma getirmek
İngilizce'de Kurtarmak ne demek? Kurtarmak ingilizcesi nedir?:
recover
Kurtarmak kısaca anlamı, tanımı:
Cankurtaran : Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran ve tehlike anında onları kurtaran kimse. Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç, ambulans.
Kurtarma : Kurtarmak işi.
Kurt : Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan. Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. Bir yeri, bir şeyi iyi bilen. Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız. Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad.
Görünüşü kurtarmak : Bir işi gereği gibi değil, yapılıyor dedirtmek için üstünkörü yapmak, zevahiri kurtarmak.
Günü kurtarmak : Günün ağır koşullarını ve engellerini bir biçimde atlatmak.
Hamamın namusunu kurtarmak : Görünüşünü kurtarmaya yönelen birtakım yetersiz çarelere başvurarak kötü bilinen bir yere onur kazandırmaya çalışmak.
Paçayı kurtarmak : Kendini bir dertten, tehlikeden veya zor durumdan kurtarmak.
Pöstekiyi kurtarmak : Hoş olmayan bir durumdan kurtulmak.
Postu kurtarmak : Öldürülme tehlikesini atlatmak.
Vaziyeti kurtarmak : Herhangi bir güç durumdan sıyrılmak.
Yakayı kurtarmak : Bir işten kurtulmak.
Zevahiri kurtarmak : Görünüşü kurtarmak.
Canlı : Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik.
Felaket : Çok kötü. Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.
Tehlike : Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum. Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum, muhatara.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.
Uzaklaştırmak : Çıkarmak, ayırmak. Uzağa götürmek. Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak.
Kurtulma : Kurtulmak işi.
Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.
Kazandırmak : Kazanmasını sağlamak.
Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.
Geçirmek : Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Vurmak. Zaman harcamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Etmek, yapmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Birine kötü söz söylemek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Hastalık bulaştırmak. Giymek, giyinmek.
Bir : Beraber. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Sadece. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer.
Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.
Önlemek : Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek. Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak.
Engel : Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer.
Olmak : Bulunmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Sarhoş olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uymak, tam gelmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yol açmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Geçmek, tamamlanmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yitirmek, elinden kaçırmak.
Karşılamak : Önlemek, durdurmak. Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak. Masrafı ödemek. Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek. Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak. Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek.
Kurtarmak ile ilgili Cümleler
- Ali Mary'yi kurtarmak için elinden geleni yaptı.
- Ali erkek kardeşini kurtarmak için hayatını feda etti.
- Sizi kurtarmak için buradayız.
- Kurtarma işçisi insanları kurtarmak için bir helikopterle felaket bölgesine gitti.
- O, kızlarını kurtarmak için her şeyi yapmaya istekliydi.
- Ben Tom'u kurtarmak için buradayım.
- Tom'u kurtarmak son derece zor olacak.
Diğer dillerde Kurtarmak anlamı nedir?
İngilizce'de Kurtarmak ne demek? : v. save, set free, deliver, redeem, rescue, salve, salvage, recover, free, help, absolve, bail, bail out, bring off, bring through, clean up, clear, disabuse, disabuse of, disembarrass, disembody, disengage, extricate, get smb. out of a jam
Fransızca'da Kurtarmak : sauver, délier, délivrer, épargner, préserver de, décharger qn de
Almanca'da Kurtarmak : v. befreien, bergen, entledigen, erlösen, erretten, ersparen, heilen, retten
Rusça'da Kurtarmak : v. спасать, освобождать, вызволять, избавлять, высвобождать, выторговывать, спасти, освободить, вызволить, избавить, высвободить, выторговать

Bu kısımda Kurtarmak nedir? Kurtarmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kurtarmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kurtarmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.