Kurt nedir, Kurt ne demek

Kurt; gök bilimi, hayvan bilimi alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

  • Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus).
  • İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz.
  • Bir yeri, bir şeyi iyi bilen.
  • Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad.
  • Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan.
  • Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız

"Kurt" ile ilgili cümleler

  • "Deminden beri sus pus olmuş, fırsat bekleyen kurt müşterilerin ilk defa sesi duyuluyor." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Sağlam, esnek bir çeşit ağaç.

Kürt

Kurt// kurt kuş: vahşi hayvanlar, kurt kuş

Kalbur üzerinde yuvarlanmış hamur kızartması.

Kurt, tırtıl

Biyoloji'deki anlamı:

Etçiller (Carnivora) takımının, köpekgiller (Canidae) familyasından, 122 cm kadar uzunlukta, 45 cm kadar kuyruğu olan, kara, kül kahverengimsi değişebilen renkli, karnı daha açık renkte, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'da yaşayan bir memeli türü.

Zooloji alanındaki anlamı:

(Canis lupus): Etçiller (Carnivora) takımının köpekgiller (Canidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 122, kuyruğu 45 cm. Kara, kül-kahverengi değişebilen bir renkleri vardır. Karnı daha açık renklidir. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asyada yaşar.

 

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir takımyıldızın adı.

Bilimsel terim anlamı:

En çok ufak boylu solucanlara ve böcek kurtçuklarına, seyrek olarak böceklere ya da başka eklembacaklılara verilen ortak ad.

İngilizce'de Kurt ne demek? Kurt ingilizcesi nedir?:

worm, grey wolf, lupus, lup, (lupi), wolf

Fransızca'da Kurt ne demek?:

loup, loup vulgaire

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bartın kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kurt hakkında bilgiler

Kurt veya boz kurt (Canis lupus), köpekgiller (Canidae) familyasının en yaygın ve en iri türü. Köpek, boz kurdun bir alt türüdür.

Gri kurt ya da orman kurdu olarak da bilinen boz kurt, dünyadaki en yaygın ve en çok bilinen kurt türüdür ve bu nedenle sıklıkla kurt sözcüğü ile eş anlamlı olarak kullanılır. Güneydoğu ABD'de bir zamanlar yaygın olarak bulunan kızıl kurt (C. rufus) boz kurttan daha küçüktür. Yakın zamana kadar çakal olduğu düşünülen Habeş kurdu (C. simensis) ise Etiyopya'nın dağlık bölgelerinde yaşar. Bu sayfa genel olarak boz kurt hakkındadır.

Daha yakından incelendiğinde vücudunun köpekten daha uzun, göğsünün daha yüksek ve daha ince olduğu görülür. Kurtların kafası büyük, kulakları kısa, püsküllü kuyrukları vücutlarının üçte biri uzunluktadır. Renkleri alt türlerine göre yöresel olarak değişir, beyaz, krem rengi, sarımsı, kızıl, gri ve siyah olabilir.

Avrupa'nın ve Asya'nın fazla sıcak olmayan bölgelerinde boz kurtlar çoğunluktadır. Daha kuzeye gidildiğinde siyah ve beyaz renkli kurtlara rastlanır.

 

Kurt ile ilgili Cümleler

  • Kurtarabileceklerimizi kurtaralım.
  • O, kurtun üstesinden geldi.
  • Kurt gibi acıktım.
  • Bundan kurtulabileceğini ciddi olarak düşünüyor musun?
  • İnsanlar yanan geminin içinde çığlık atıyordu ve onları kurtarabilmemizin hiç bir yolu yoktu.
  • Sibirya kurtları arkadaş canlısıdırlar.
  • O kendini dünyanın kurtarıcısı olarak gördü.
  • Kurtarıcılar çocuğu bulma umuduyla çevreyi aradı.
  • Kurt adamlar, vampirlerden daha iyidirler.
  • Kurt yakaladı ama o da düştü.
  • Kurt ulur.
  • Onun yaraları et yiyen kurtçuklarla istila edildi.
  • " Kurt, kurt " diye çocuk bağırdı! ve köylüler ona yardım etmek için dışarı çıktılar.
  • O kendini dünyanın kurtarıcısı olarak görüyordu.

Kurt tanımı, anlamı:

Avrupa : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

Asya : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

Kuzey : Yıldız. Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.

Renkli : Neşeli, canlı, ilgi çekici. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Küçük : Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Kısık, parlak olmayan (ses). Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan. Değersiz, önemsiz.

Kurt ağzı bağlamak : İnanışa göre açıkta kalan hayvanların kurt tarafından boğulmasını önleme amacıyla çeşitli uygulamalar yapmak.

Kurt dumanlı havayı sever : Kötü niyetli kimselerin ortalıktaki karışıklıklardan yararlandıklarını anlatan bir söz.

Kurt gibi : İşini bilen, girişken (kimse).

Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur : "güç ve yeteneğini yitiren insan, basit ve kendini bilmezlerce aşağılanır" anlamında kullanılan bir söz.

Kurt komşusunu yemez : "bir kişi ne kadar kötü niyetli de olsa yakınlarına dokunmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kurtla görüşürsen köpeği yanından ayırma : "saldırgan biriyle karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Kurdun oğlu akıbet kurt olur : "kişi sonunda kendi karakterini, aslını, düşüncesini atalarına benzer biçimde ortaya koyar" anlamında kullanılan bir söz.

Kurdunu dökmek : Çoktan beri özlediği bir şeyi bol bol yapıp hevesini almak.

Kurtağzı : Doğramanın birbirine geçen dişleri. Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.

Kurtboğan : Boğan otu.

Kurt kapanı : Güreşte rakibi alta düşürdükten sonra üstüne oturarak uylukları arasında ayak bağlama, bir yandan da iki kolu altından el geçirerek ağırlığı bel üzerine verme.

Kurtkıyan : Afrika'da yaşayan sığırcıkgiller familyasının genel adı.

Kurt köpeği : Kurt ve köpek kırması bir tür köpek.

Kurt kuş : Bütün yaratıklar, bütün canlılar.

Kurt kuyusu : Dibine ucu sivri bir kazık çakılmış ve koni biçiminde kazılmış, tuzak olarak kullanılan derin çukur.

Kurt mantarı : Tazeyken yenebilen, olgunlaştığında basılınca sporlar saçan, beyaz renkli, yuvarlak biçimli, bazitli bir mantar (Lycoperdon).

Kurt masalı : Birini oyalamak, kendini suçsuz göstermek için ileri sürülen gereksiz, inandırıcı olmayan sözler.

Kurtpençesi : Karabuğdaygillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, pembe çiçekleri salkım biçiminde, sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık otsu bir bitki (Polygonum bistorta).

Kurt sineği : Kurtlara dadanan bir tür sinek.

Kurttırnağı : Kurtpençesi.

Başkurt : Rusya'daki Başkurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı veya bu halkın soyundan olan kimse.

Bozkurt : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Birçok Türk destanında yer alan kutsal hayvan.

Eski kurt : Bir işin hileli yanlarını bilen ve kolay aldatılamayan (kimse). Mesleğinde uzmanlaşmış olan (kimse).

Yavrukurt : İzci çocuk.

Yeleli kurt : Sırtlan.

Deniz kurdu : Deneyimli, eski denizci, usta denizci.

Kurtayağı : Damarlı çiçeksizlerden, küçük yapraklarla örtülü ince bir sap görünüşünde olan bir bitki (Lycopodium clavatum).

Kurtbağrı : Zeytingillerden, yaprakları mızrağa benzer, çiçekleri beyaz, kokulu ve salkım durumunda olan, çit yapmakta kullanılan bir süs bitkisi (Ligustrum vulgare).

Kurt baklası : Termiye.

Kurt bilimi : Solucanların yapılarını, yaşayışlarını ve yaptıkları hastalıklarla, bu hastalıklara karşı mücadeleyi anlatan asalak bilimi dalı, helmintoloji.

Kurtyeniği : Bityeniği.

Kurt yeniği : Ağaçta kurt tarafından kemirilerek oluşturulan oyuk.

Kancalı kurt : İpsiler familyasından, 10 milimetre boyunda, ağzı çift çengelli, ince bağırsakta yaşayan asalak solucan.

Keseli kurt : Genellikle omurgalılarda, kasların içinde gelişen şerit kurtçuklarının genel adı (Cysticercus).

Kıl kurt : Soğuktan, nemden canlıların ciğerlerinde, nefes borularında olan ince uzun bir kurt.

Kızılkurt : At ve eşeklerin kalın bağırsaklarında yerleşip kanlarını emen kırmızı bir kurt.

Pembekurt : Pamuk ve bamya tarlalarında zarara yol açan kırmızımsı tırtıl.

Kırbaç kurtları : Örnek hayvanı kırbaç kurdu olan, yuvarlak solucanlar familyası.

Ağaç kurdu : Ağaçları kemirerek beslenen sinek kurtçuğu.

Ağ kurdu : Elma, erik vb. yemiş ağaçlarına zarar veren bir kurt.

Bağırsak kurdu : Omurgalıların ve de özellikle insanların bağırsağında yaşayan asalak solucan.

Fındık kurdu : Fındık bitinin fındık içinde gelişerek onun dökülmesine, değerini yitirmesine yol açan kurtçuğu.

İbrişim kurdu : İpek böceği.

İplik kurdu : İpsiler sınıfına bağlı türlerden her biri.

Kırbaç kurdu : Çeşitli türleri insanların ve hayvanların kalın bağırsağında yaşayan, boyu 5 santimetre olan, eni gözle görülmeyecek incelikte bir asalak, trikosefal (Trichuris trichiura).

Kitap kurdu : Kitapları yiyerek zarar veren bir böcek. Çok kitap okuyan, toplayan ve kitaplarla uğraşan kimse.

Kök kurdu : Danaburnu.

Medine kurdu : İnsan ve birçok başka memelinin, deri altı katılgan dokusunda yaşayan sıcak ülkeler solucanı (Filaria medinensis).

Tahta kurdu : Tahtadan yapılma eşyayı kemirerek delik deşik eden kın kanatlı böcek (Anobium punctatum).

Tel kurdu : Ekin ve sebze köklerini kemirerek büyük zararlara yol açması sebebiyle tarım için çok zararlı tarla böceği kurtçuklarına verilen ad.

Yaprak kurdu : Yaprak böceği.

Yıldız kurdu : Ateş böceği.

Zeytin kurdu : Kınkanatlılar takımından, kahverengi veya siyah renkte zeytine musallat olan ve onların kurumasına yol açan zararlı bir böcek.

Kurt bilimci : Kurt bilimi ile uğraşan kimse, helmintolog.

Kurt köyünü değiştirir huyunu değiştirmez : "kötü kimse yer yurt değiştirse de kötü huylarını değiştirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Kurtalan : Siirt iline bağlı ilçelerden biri.

Kurtarıcı : Kurtarma aracı. Kendi hayatını tehlikeye atarak bir kimseyi, bir topluluğu güç bir durumdan veya yok olmaktan kurtaran kimse, halaskâr.

Kurtarıcılık : Kurtarıcı olma durumu, halaskârlık.

Kurtarılma : Kurtarılmak işi.

Kurtarılmak : Kurtarma işi yapılmak veya kurtarma işine konu olmak.

Kurtarım : Kurtarma işi.

Kurtarış : Kurtarma işi.

Kurtarma : Kurtarmak işi.

Kurtarma aracı : Trafikte arızalanan, kaza geçiren aracı yerinden kaldırıp istenilen yere götüren özel donanımlı motorlu araç, kurtarıcı.

Kurtarma gemisi : Deniz trafiğinde arızalanan, kaza geçiren gemi, şilep vb. araçları uygun bir yere çekip götüren özel donanımlı deniz aracı.

Kurtarma kazısı : Yeni kurulacak olan baraj, göl, yerleşim yerleri vb. yapıların arazileri içinde bulunan, tarihsel değeri olan eserlerin çıkarılması amacıyla yapılmış olan kazı.

Kurtarmak : Bir şeyin değerini karşılamak. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek. Bir şeye zarar gelmesini önlemek. Birinin cezalandırılmasına engel olmak. Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak. Kurtulmasını sağlamak. Uzaklaştırmak.

Kurtayağı tozu : Kurtayağının sporlu başaklarından elde edilen, hekimlikte kullanılan sarı bir toz.

Kurtçuk : Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi, sürfe, larva.

Kurtçul : Kurtçuklarla beslenen (hayvan).

Kurtla koyun kılıçla oyun olmaz : "saldırıcı ile güçsüzün yan yana bulunduğu yerde tehlike vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Kurtlandırma : Kurtlandırmak işi.

Kurtlanış : Kurtlanma işi.

Kurtlanma : Kurtlanmak işi.

Kurtlanmak : Bir yerde çok oturmaktan bıkarak gezme gereği duymak. Sürekli kımıldanmak. Rahat oturmayıp telaş ve sabırsızlık göstermek. İçinde veya üzerinde kurt üremek.

Kurtlaşma : Kurtlaşmak işi.

Kurtlaşmak : Kurt durumuna gelmek, kurt gibi olmak.

Kurtlu : İçinde kurt bulunan, kurtlanmış. Yerinde rahat duramayan, sürekli kıpırdanan (kimse).

Kurtluca : Lohusa otu. Ballıbabagillerden, tırmanıcı sarı çiçekleri olan, kokusu sarımsağı andıran, göl, akarsu kıyıları vb. nemli yerlerde yetişen bir bitki, meşecik, yer meşesi, yer palamudu, yer pelidi, susarımsağı.

Kurtluk : Kurt olma durumu.

Kurtsuz : Kurdu olmayan.

Kurtulma : Kurtulmak işi.

Kurtulmak : İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak. Bir şey bulunduğu veya bağlı olduğu yerden ayrılmak. Tehlikeli veya kötü bir durumu atlatmak. Bağını koparıp kaçmak. Doğurmak.

Kurtulmalık : Fidye.

Kurtuluş : Bir şeyden, bir yerden kurtulma, felah, halas, necat, selamet. Bağımsızlık.

Aç kurt aslana saldırır : "açın gözü kararmıştır, karnını doyurmak için ölümü bile göze alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratıklarla boğuşur" anlamında kullanılan bir söz.

Aç kurt gibi : Büyük bir istekle.

Aç kurt yavrusunu yer : "aç olan karnını doyurmak için canavarlığın en kötüsünü bile yapar" anlamında kullanılan bir söz.

Ağacı kurt insanı dert yer : "kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir" anlamında kullanılan bir söz.

Ardında yüz köpek havlamayan kurt kurt sayılmaz : "önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanlar çok olur" anlamında kullanılan bir söz.

Aşağı kurtarmaz : "daha aşağı bir durumu kendine layık görmez" anlamında kullanılan bir söz. "bundan daha ucuza olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Baltadan kurtulmak : Kesilmemek.

Bir mıh bir nal kurtarır bir nal bir at kurtarır : "herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçümsememek, önemle ele almak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Borçtan kurtulmak : Borcunu ödemek.

Çoban aldı bağa gitti kurt aldı dağa gitti : "malını, varlığını başkaları kullandı, kendisine bir şey kalmadı" anlamında kullanılan bir söz.

Dilinden kurtulamamak : Sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.

Ehven kurtulmak : Ucuz kurtulmak.

Elinden hiçbir şey kurtulmamak : Her şeyi becerebilmek.

Elinden kurtulmak : Birinden kaçmayı başarmak.

Eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin : "sana emanet edilen bir işi sahibinin isteğine uygun olarak yap, kötü bir sonuç ortaya çıkarsa sen sorumlu olmazsın" anlamında kullanılan bir söz.

Gemisini kurtaran kaptan : Güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz.

Gezen kurt aç kalmaz : "geçimini sağlamak için gezip dolaşan, şuraya buraya başvuran kişi aç kalmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Görünüşü kurtarmak : Bir işi gereği gibi değil, yapılıyor dedirtmek için üstünkörü yapmak, zevahiri kurtarmak.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz : "her zaman çıkar peşinde koşan kişi, tehlikelerden uzak kalamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Günü kurtarmak : Günün ağır koşullarını ve engellerini bir biçimde atlatmak.

Hamamın namusunu kurtarmak : Görünüşünü kurtarmaya yönelen birtakım yetersiz çarelere başvurarak kötü bilinen bir yere onur kazandırmaya çalışmak.

Hangi dağda kurt öldü : Birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz.

İçine kurt düşmek : Kendisine zararı dokunacak bir durum meydana geleceğinden kuşkulanmak.

İçini kurt yemek : Sürekli bir kaygı içinde bulunmak.

İpten kazıktan kurtulmuş : Her türlü kötülüğü yapacak yaradılışta olan (kimse).

Köpeksiz köye kurt iner : "koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer" anlamında kullanılan bir söz. "koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer" anlamında kullanılan bir söz.

Köpeksiz sürüye kurt girer : "koruyucusuz halka, bekçisiz ülkeye düşman saldırır" anlamında kullanılan bir söz.

Meramın elinden bir şey kurtulmaz : "bir şey yapmaya azmeden ve ona dört elle sarılan kişi, kesinlikle başarıya ulaşır" anlamında kullanılan bir söz.

Paçayı kurtarmak : Kendini bir dertten, tehlikeden veya zor durumdan kurtarmak.

Pöstekiyi kurtarmak : Hoş olmayan bir durumdan kurtulmak.

Postu kurtarmak : Öldürülme tehlikesini atlatmak.

Sürüden ayrılanı kurt kapar : "birlikte olduğu topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapma yolunu tutan kimse dayanışmadan yoksun, koruyucusuz, desteksiz kalır ve zarara uğrar" anlamında kullanılan bir söz.

Ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir : Beceriksiz kimselerin iyilik yapayım derken zarara yol açtıklarını anlatan bir söz.

Vaziyeti kurtarmak : Herhangi bir güç durumdan sıyrılmak.

Yakayı kurtarmak : Bir işten kurtulmak.

Yüreğine kurt düşmek : Şüphelenmek, içine kurt düşmek.

Zevahiri kurtarmak : Görünüşü kurtarmak.

Amerika : Dünya üzerinde yer alan bir kıta.

Post : Tüylü hayvan derisi. Tarikatlarda şeyhlik makamı. Makam. Bazı deyimlerde "can" anlamında kullanılan bir söz.

Yırtıcı : Kan dökmekten, insan öldürmekten zevk alan (kimse). İş bitiren, mahir. Beslenmek için başka hayvanları parçalayarak yiyen (hayvan). Tiz, yüksek (ses).

Etçil : Etobur.

Meme : Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik. Gemi çıpasında kolların birleştiği şişkin yer. Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü. Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı. Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Aldanma : Aldanmak işi.

Familya : Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile.

İyi : Esen, sağlıklı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Yeterli, yetecek miktarda olan. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Doğru olan. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.

Kurnaz : Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz, hin.

Kurt açlığı :

Kurt ağzı dalyanı : Kıyı germesi, döşeme, iki etek ve iki hazneden oluşan, ağ havuzu, kapatma düzeneği olan, iki hazne arasındaki uzaklığı yaklaşık 80 m olan ağ dalyan.

Kurt atlaması : Araçta bir bacağı kolların arasından, ötekini dışından geçirerek yapılan karışık atlama.

Kurt bengi : Bir çeşit at yürüyüşü.

Kurt köyünü değiştirir, huyunu değiştirmez : “kötü kimse yer yurt değiştirse de kötü huylarını değiştirmez” anlamında kullanılan bir söz.

Kurt lingi : Belli belirsiz zıplayarak koşma, tırıs yürüyüş

Kurt örümceği : ailesinde bulunan örümcekler.

Kurt spitzköpeği : Hollanda tekne köpeği

Kurtadmak : Kurtarmak

Kurtağılı : Yozgat şehri, Çekerek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Diğer dillerde Kurt anlamı nedir?

İngilizce'de Kurt ne demek? : [Kurt] n. male first name; family name

n. Kurt, male first name

v. choose, pick, select

Almanca'da Kurt : n. Wurm, Made, Wolf, Lupus

Rusça'da Kurt : n. волк (M), червь (M), червяк (M), глист (M)

adj. волчий