Yırtıcı nedir, Yırtıcı ne demek

Yırtıcı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Yırtıcı" ile ilgili cümleler

  • "Bir sabah ev halkı, aşçı Şerife Hanım'ın yırtıcı çığlıklarıyla uyandı." - R. N. Güntekin
  • "Buraların en çalışkan, en becerikli, en yırtıcı ve zengin adamıdır." - M. Ş. Esendal

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Kendisi için gerekli besin maddelerini diğer tür canlıları yakalayıp, yiyerek sağlayan canlı, predatör.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Besin olarak diğer canlıları yakalayıp öldüren diğer canlı, mikropredatör.

İngilizce'de Yırtıcı ne demek? Yırtıcı ingilizcesi nedir?:

predator

Yırtıcı hakkında bilgiler

[Bakınız: etçil]

Yırtıcı anlamı, tanımı:

Yırtıcı hayvan : Vahşi hayvan.

Yırtıcı kuş : Ehlîleştirilmemiş vahşi kuşlara verilen genel ad.

Yırtıcılar : Örnek hayvanı kartal veya baykuş olan, pençeli, eğri gagalı, etobur kuşlar takımı.

Yırtıcılık : Yırtıcı olma durumu.

Gündüz yırtıcıları : Kuşlar sınıfından kartallar takımının, çengel gagalı, sivri ve kıvrık tırnaklı, iyi uçan kuşları içine alan bir alt takımı.

 

Beslenmek : Besleme işine konu olmak. Kendini beslemek.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Parça : Güzel, alımlı kız veya kadın. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Nesne. Pasaj. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Müzik eseri.

Dökmek : Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Çok söylemek. Belli bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Akıtmak, düşürmek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Saçmak, serpmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Salmak, bırakmak. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Yakmak, tutuşturmak. Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

 

Öldürmek : Çok üzmek. Ölmesine yol açmak. Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek. Etkisini ve gücünü azaltmak. Aşırı yormak. Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak. Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek. Boşuna geçmek. Bir canlının hayatına son vermek. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak.

Zevk : Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz. Eğlence. Tat, lezzet. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni.

Etçil : Etobur.

Tiz : İnce, keskin (ses).

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Normal değerlerin üstünde olan. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Güçlü, şiddetli. Derece veya makamı bakımından üstün. Etkili. Erdemli, faziletli. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan.

İş : Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Sürme.

Mahir : Uzman, işini iyi bilen, usta. Becerikli, yetenekli.

Yırtıcı hayvan eğiticisi : Yırtıcı orman hayvanlarını eğiterek gösteri yapacak duruma getiren uzman.

Yırtıcı hayvan eğitimi : Yırtıcı hayvanları sirkin amacına uygun biçimde eğitme eylemi.

Yırtıcı hayvanlar : Evcil olmayan, yabansı hayvanlar.

Yırtıcı kuş krampı : Kalsiyumun diyetsel yetersizliğine bağlı olarak yırtıcı kuşlarda oluşan hipokalsemik ve tetanik konvülziyonlarla belirgin bozukluk.

Yırtıcı martı : Yağmur kuşları (Charadriiformes) takımının, yırtıcı martıgiller (Stercorariidae) familyasından, 45 cm kadar uzunlukta, Kuzey yarım küresinin kuzeylerinde deniz kenarlarında yaşayan göçmen bir tür. (zooloji) (Stercorarius parasiticus) Yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının yırtıcımartıgiller (Stercorariiidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 45 cm. Renkleri çeşitlidir. Kuzey yarım küresinin kuzeylerinde deniz kenarlarında yaşar. Göçücüdür.

Yırtıcı martıgiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, yağmur kuşları (Charadriiformes) takımının, martılar (Lari) alt takımından, gagaları kısmen örtülü, kanatları uzun, balıklarla beslenen türleri olan bir familya.

Yırtıcımartıgiller : (zooloji) (Stercorariidae) (Lat. stercus = gübre) Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının martılar (Lari) alt-takımına giren bir familyası. Gagaları kısmen örtülüdür. Kanatları uzun olur. Balık yerler. Yalnız 2 yumurta bırakırlar. Yırtıcı martı (Stercorarius parasiticus) iyi bilinen türüdür.

Yırtıcısinek : (zooloji)

Diğer dillerde Yırtıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Yırtıcı ne demek? : adj. ferocious, predaceous, predacious, predatory, rapacious, raptorial, ravenous, savage

n. ripper

Fransızca'da Yırtıcı : féroce

Almanca'da Yırtıcı : adj. raubgierig, reißend

Rusça'da Yırtıcı : adj. хищный, хищнический, кровожадный, свирепый, зверский, лютый