Cankurtaran nedir, Cankurtaran ne demek

"Cankurtaran" ile ilgili cümle örnekleri

  • "İmdat! İmdat!.. Cankurtaran yok mu?" - E. M. Karakurt

Cankurtaran kısaca anlamı, tanımı:

Cankurtaran çanı : Tipili veya sisli havalarda sığınacak yeri yolculara, gemilere belli etmek için kullanılan çan veya düdük, cankurtaran düdüğü.

Cankurtaran düdüğü : Cankurtaran çanı.

Cankurtaran gemisi : Karaya oturan, yanan veya batma tehlikesi ile karşı karşıya kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi.

Cankurtaran kulübesi : Dağ geçitlerinde tipiden veya soğuktan korunmak için sığınak olarak yapılmış kulübe.

Cankurtaran salı : Deniz kazalarında kullanılmak üzere gemilerde bulundurulan sal.

Cankurtaran sandalı : Deniz kazalarında veya gemi batmak üzereyken insanları kurtarmaya yarayan motorlu, kürekli sandal, filika.

Cankurtaran simidi : Suda boğulma tehlikesine karşı kullanılan ve sudan hafif maddelerden, büyük simit veya yelek biçiminde yapılmış araç, can simidi.

Cankurtaran şamandırası : Denize düşenlerin kolayca belirlenip kurtarılmaları için denize bırakılan ve kazaya uğrayanların bulup kendilerini göstermeleri için kullanılan, parlak renkli, fosforlu şamandıra.

 

Cankurtaran yeleği : Yelek biçiminde yapılmış cankurtaran aracı, can yeleği.

Cankurtaranlık : Cankurtaran olma durumu.

Hasta : Aşırı düşkün, tutkun. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Parasız, züğürt.

Yaralı : Yarası olan, yaralanmış (kimse), mecruh. Dertli, üzüntülü.

Taşıma : Taşımak işi.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Ambulans : Cankurtaran.

Havuz : Kum, asit vb. konulan çukur yer. Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer. Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer.

Cankurtaran ile ilgili Cümleler

  • Cankurtaran henüz görevde olmamasına rağmen yüzmeye gitmeye teşvik edildim.
  • Ali cankurtaran göreve başlayıncaya kadar suya girmek istemiyor.
  • Bu gemide kaç tane cankurtaran sandalı var.
  • Bir cankurtarana ihtiyacın var.
  • Kumsalda cankurtaran yok.
  • Ali yerel bir yüzme havuzunda bir cankurtaran.
  • Ben bir cankurtaranım.
  • Ali yaz boyunca bir cankurtaran olarak çalıştı.
  • Cankurtaranlar kırmızı ışıklarda durmak zorunda değiller ama genellikle yavaşlarlar.

Diğer dillerde Cankurtaran anlamı nedir?

İngilizce'de Cankurtaran ne demek? : n. ambulance; rescuer

Fransızca'da Cankurtaran : (plajda) maître nageur

Almanca'da Cankurtaran : n. Unfallwagen

Rusça'da Cankurtaran : n. спаситель (M), избавитель (M)

adj. спасательный, спасительный