Cankurtaran şamandırası nedir, Cankurtaran şamandırası ne demek

Cankurtaran şamandırası; bir denizcilik terimidir.

  • Denize düşenlerin kolayca belirlenip kurtarılmaları için denize bırakılan ve kazaya uğrayanların bulup kendilerini göstermeleri için kullanılan, parlak renkli, fosforlu şamandıra

Cankurtaran şamandırası anlamı, tanımı:

Cankurtaran : Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç, ambulans. Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran ve tehlike anında onları kurtaran kimse.

Şamandıra : Kapama düzenini sağlayan, metal veya plastikten yapılmış, suda yüzen top. Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni. Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılmış olan fıçı vb., yüzer top. Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.

Deniz : Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan. Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler.

Kola : Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.

 

Kurt : İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad. Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız. Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan. Bir yeri, bir şeyi iyi bilen.

Kaza : Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. Kadılık görevi. İlçe, kaymakamlık. İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Yargı.

Gösterme : Teşhir, sergileme. Göstermek işi.

Parlak : Parlayan, ışıldayan. Yüzü güzel (oğlan). Göze çarpacak kadar başarılı. Temiz ve ışıklı.

Renkli : Neşeli, canlı, ilgi çekici. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).