Fırçalamak nedir, Fırçalamak ne demek

  • Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek.
  • Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek.
  • Sık ve bataklık ormandan geçmek

Fırçalamak anlamı, kısaca tanımı:

Fırçalama : Fırçalamak işi.

Fırça : Resim yapma sanatı ve biçimi. Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Paylama. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası.

Temizlemek : Öldürmek, yok etmek. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bitirmek, tüketmek. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek. Arıtmak. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak.

Parlatmak : Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak. İçki içmek. Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek. Birini gereğinden fazla övmek.

Sürtmek : Dokundurmak. Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek. Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak.

Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

Orman : Ağaçlarla örtülü geniş alan. Bu ağaçların bütünü.

 

Geçmek : Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Kabul edilemez olmak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Üstünlük sağlamak. Harcamak. Çekiştirmek, yermek. Sürümü olmak, satılmak. Bir yere gidip oturmak. Birinden meşk etmek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Kalmak, devrolmak. Yaşamak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Yazılmak, girmek. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Sönmek. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Bir duruma uğramak, konu olmak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Görev almak. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Bir yerden başka bir yere gitmek. Etki yapmak, işlemek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bırakmak, vazgeçmek. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Yerini bırakıp başka yer almak. Geride bırakmak, aşmak.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Sık : Çok bulunan, çok rastlanan. Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı. Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla. Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

 

Fırçalamak ile ilgili Cümleler

  • Dişlerimi fırçalamak isterim.
  • Ellerimi yıkamak ve dişlerimi fırçalamak zorundayım.
  • Dişlerimi fırçalamak zorundayım.

Diğer dillerde Fırçalamak anlamı nedir?

İngilizce'de Fırçalamak ne demek? : v. brush, scrub, whisk, scour

Fransızca'da Fırçalamak : brosser

Almanca'da Fırçalamak : v. abbürsten, abputzen, anranzen, aufbürsten, bürsten, herunterputzen, überpinseln

Rusça'da Fırçalamak : v. чистить, расчесывать, прочесывать, начистить, прочесать