Come down on türkçesi Come down on nedir

Come down on ingilizcede ne demek, Come down on nerede nasıl kullanılır?

Down : Boyunca. Aşağıya doğru. Düşürmek. İndirmek. Alaşağı etmek. Yere yıkmak. Bozuk. Yere sermek. Çökmek.

On : Devrede. Yönünde. Hazır. İle. De. Civarında. Çakırkeyif. Olmakta olan. Makbul.

Come down : Düşmek. Zorlamak. Ucuzlamak. Geçmek. Fiyatı düşmek. Düşmek (fiyat). Aşağı inmek. Çökmek. Burnu sürtülmek. Üstelemek.

Come down a peg : Zavallı duruma düşmek. Utandırılan. Saygınlık veya konum kaybetmek.

Come down in price : Bir şeyin fiyatı düşmek.

Come down upon : Fırçalamak. Azarlamak. Çıkışmak. Sitem etmek. Cezalandırmak.

Come down to earth : Hayal kurmaktan vazgeçmek. Akılcı olmak. Ayakları yere basmak. Ayakları suya ermek. Gerçekçi olmak. Pratik olmak.

Be down on : Yana şanssız olmak. Şansı olmamak. -e karşı olmak. Garez bağlamak.

Come down with a cold : Nezle olmak.

Come down in the world : Gerilemek. Hayatta başarısızlığa uğramak. Feleğin sillesini yemek. Durumu bozulmak. Biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek. Düşmek. Attan inip eşeğe binmek. Eskiyip yıkılmaya yüz tutmak. Yoksullaşmak. Daha kötü bir yaşam sürmeye başlamak.

 

İngilizce Come down on Türkçe anlamı, Come down on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come down on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beating up : Tekme tokat girişmek. Fena halde pataklamak. Toplamak (askeri terim). Çalkalamak. Hücum etmek. Yenmek. Çırpmak. Pataklamak. Dövmek.

Bombards : Gülle yağdırmak. Bombardıman yapmak. Bombardıman etmek. Soru yağmuruna tutmak. Topa tutmak. Bombalamak. Yağmuruna tutmak. Üzerine varmak. Dövmek.

Insist : Üzerinde durmak. Direnmek. Dayatmak. Kararlı olmak. Ayak diremek. Diretmek. İddia etmek. Asılmak. Israr etmek.

Scour : Bol suyla yıkamak. Acele etmek. Ovmak. Dekape etmek. Koşuşturmak. Ovarak temizlemek. Köşe bucak aramak. Perdahlamak. Seğirtmek. (su) aşındırmak.

Assailed : Hücum etmek. Dil uzatmak.

Give somebody a roasting : Alay etmek. Fena haşlamak. Tefe koymak. Maskara etmek.

Beleaguer : Taciz etmek. Etrafını çevirmek. Kuşatmak. Muhasara etmek. Etrafını sarmak. Kuşatma altına almak. Rahat vermemek.

Dwell on : Uzatarak söylemek. Üzerinde kafa patlatmak. Çok düşünmek. Üzerinde durmak (bir konu). Üzerinde durmak. Bir konu üzerinde durmak. (bir konunun) üzerinde durmak.

Entreating : Rica etmek. Yalvarmak. Davranma. İkram etme. Muamele etme. Yakarma. Konu etme. Rica etme. Tahlil etme.

Assail : Hücum etmek. Sözlerle ya da yumruklarla saldırmak. İşe girişmek. Kınamak. Dil uzatmak.

Come down on synonyms : perseveres, besiege, badger, brush away, entreated, bombarded, give the stick, assaults, berate, entreats, bawls, assails, bombarding, scoured, aggressing, censure, castigate, beleaguering, berates, censured, badgered, attacked, dress down, bawl out, corrects, admonishes, burn up, hang over, attack, entreat, aggress, attacks, castigates.