Gözetmek nedir, Gözetmek ne demek

  • Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek.
  • Kayırmak
  • Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak.
  • Kollamak, beklemek.
  • Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.

"Gözetmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."
  • "Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek."

Diğer sözlük anlamları:

Riayet etmek, göz önünde bulundurmak.

Gözetlemek, beklemek, bakmak, ummak.

Gözetmek anlamı, tanımı:

Gözetme : Gözetmek işi.

Ayrıcalık gözetmek : Ayrıcalık tanımak.

Çıkar gözetmek : Çıkarına bakmak.

Fark gözetmek : Ayrı tutmak.

Görüp gözetmek : Korumak, yardım etmek, mukayyet olmak.

Sıra saygı gözetmek : Karşılıklı saygı göstermek.

Taraf gözetmek : Birinden yana olmak.

Korumak : Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Karşılamak, denk gelmek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek.

 

Bakmak : Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. İlgilenmek. Tedavi etmek için ilgilenmek. Renklerde benzemek, andırmak. Aramak. Uğraşmak, meşgul olmak. Gözetmek, korumak. Yoklamak, incelemek, denemek. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Anlamak, farkına varmak. Bakışı bir şey üzerine çevirmek.

Özen : Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam.

Göstermek : Etmek. Öğretmek, açıklamak. Görünmek, benzemek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Kanıtla inandırmak. Belirtmek, anlatmak. Sert bir biçimde karşılık vermek. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Bir şeyin etkisi altında tutulmak.

Himaye : Kayırma, elinden tutma. Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim.

Vermek : Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bırakmak veya bağışlamak. Ondan bilmek, atfetmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak. Ayırmak, harcamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Satmak. Tespit etmek. Dayamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Doğurmak. Yaymak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek.

 

Bulundurmak : Eksik etmemek. Var olmasını, hazır bulunmasını sağlamak.

Kollamak : Korumak, gözetmek. Göz önünde tutmak, gözlemek. Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek.

Beklemek : Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Süre tanımak, acele etmemek. Aramak, istemek. Oyalanmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Ummak. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek.

Kayırmak : Birine haksız yere kolaylıklar sağlamak, iltimas etmek. Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak. Koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, himmet etmek.

Gözetmek ile ilgili Cümleler

  • Ben hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm canlıları sevmeye çalıştım, buna bile engel olmaya çalıştınız.
  • Sosyodemografik farkları gözetmeksizin bu işi nasıl başardın?

Diğer dillerde Gözetmek anlamı nedir?

İngilizce'de Gözetmek ne demek? : v. guard, wink, cock one's eye at, protect, make eyes, oversee, study, supervise, tend

Fransızca'da Gözetmek : garder, surveiller, ménager, observer, superviser

Almanca'da Gözetmek : v. aufpassen, äugen, beobachten, bewachen, ergreifen, hüten, überwachen, wahrnehmen

Rusça'da Gözetmek : v. смотреть, глядеть, присматривать, надзирать, караулить, выжидать, преследовать, ловить, посмотреть, присмотреть, выждать, поймать