Look after türkçesi Look after nedir

Look after ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't look after himself.
Turkish: Ali kendine bakamadı.

English: Ali asked me to look after Mary.
Turkish: Ali Mary'ye bakmamı istedi.

English: Ali asked me to look after you.
Turkish: Ali sana bakmamı istedi.

English: Ali can't trust Mary to look after his house while he's away.
Turkish: Ali o yokken Mary'nin onun eviyle ilgileneceğine güvenemiyor.

English: Ali asked Mary to look after the children.
Turkish: Ali Mary'nin çocuklara bakmasını istedi.

Look after ingilizcede ne demek, Look after nerede nasıl kullanılır?

Look : Görmek. Görünüş. Göstermek. Görünmek. Bakmak. Görünmek (güzel veya hasta vb). Aramak. İyileşmek. Ummak. Bakış.

After : Sonra. Dikten sonra. Ardından. Sonrası. Arayışında. Sonraki. Tarihinden sonra. Sonrasına. Sonra gelen. Arkasından.

Look about : Bakınmak. Etrafına bakmak. Çevresine bakmak. Etrafını gözlemek. Sağa sola bakmak. Sağa sola bakınmak.

Look ahead : Geleceğe bakmak. İlerisi için plan yapmak. Geleceği düşünmek. Önüne bakmak. İleriye bakmak.

Look ahead technique : Bir bilgisayarın ana işlem birimindeki bekleme sürelerini azaltmak üzere, bir komut uygulanmaktayken ana bellekte bunu izleyen komutlara erişip, bunları da, bu amaç için öngörülmüş özel bir yazmaca önceden getirme tekniği. Önceleme.

 

Look alive : Sallanma. Canlan. Canlı hareket etmek. Enerjik olmak. Acele etmek. Çabuk ol. Enerji dolu olmak.

İngilizce Look after Türkçe anlamı, Look after eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Look after ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be interested : İlgi duymak.

Get to grips with : Üzerinde ciddi olarak durmak. İle savaşmaya başlamak. İle uğraşmaya başlamak. İle çekişmek. Üstesinden gelmek. İle uğraşmak. İle mücadele etmek. İcabına bakmak. İşe eğilmek.

Be interested in : İlgisi olmak. -e ilgi duymak. İlgi duymak. -e meraklı olmak. İlgili olmak. Alakadar olmak. Alaka duymak. İlgi göstermek.

Beheld : Seyretmek. Görmek. Gözlemlemek. Dikkatle bakmak. Farkına varmak. Dikkat etmek.

Bestrode : Üzerine binmek. Her iki tarafında bulunmak. Her iki yakasında olmak. Her iki tarafında uzanmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Ayaklarını açıp oturmak. Hükmetmek. Aşmak. Üzerinden geçmek.

Attend : Beklemek. Eşlik etmek. Devam etmek. Kulak vermek. Dinlemek. Bulunmak. Dikkatini vermek. İştirak etmek.

 

Manage : Başarmak. Yetiştirmek. Geçinmek. Götürmek. Halletmek. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Becermek. Yolunu bulmak. Terbiye etmek. Kandırmak.

Be hot for : Yetenekli olmak. Meraklı olmak.

Engage in : Kalkışmak. İle iştigal etmek. İle uğraşmak. Uğraşmak. Meşgul olmak. Kendini kaptırmak. İle meşgul olmak. Bir işe girişmek. Çarpışmaya girmek.

Adopts : Benimsemek. Kabul etmek. Nüfusuna geçirmek. Seçmek (pol.). Çalmak. Evlat edinmek.

Look after synonyms : keep the home fires burning, cast a glance, watches, administer, bestrides, care about, beholding, bestridden, see to, touch, keep in order, cope with, administer to, bear on, bestriding, watch, cares, manages, pay regard to, attended, regard, be in charge, deal with, managed, stake out a claim, masterminds, bestride, boss, administrated, attend to, run a business, take care of, watch for.