Excuse türkçesi Excuse nedir

Excuse ile ilgili cümleler

English: Can you excuse me a moment?
Turkish: Bana bir an izin verebilir misin?

English: Believe me, that excuse ain't gonna fly.
Turkish: İnan bana, o özür işe yaramayacak.

English: Ali always gives the same old excuse for being late for school.
Turkish: Ali okula geç kaldığı için her zaman aynı eski bahaneyi verir.

English: Can you excuse me a second?
Turkish: Bana bir saniye izin verebilir misin?

English: At least being sick gives you the perfect excuse to stay home and watch movies.
Turkish: Hasta olma sana en azından evde kalmak ve film izlemek için mükemmel bir bahane verir.

Excuse ingilizcede ne demek, Excuse nerede nasıl kullanılır?

Excuse from : Birini bir şeyi yapmaktan muaf tutmak.

Excuse me : İzninizle. Müsaadenle. İzninle. Özür dilerim. Beni bağışlayın. Affedersiniz. Phr. Afedersiniz.

Excuse me a moment : Affedersiniz.

Excuse oneself : Af dilemek. Özür dilemek. İzin istemek. Hareketlerini haklı çıkarmak. Yaptıklarını aklamak.

Excuse oneself from : Bir yükümlülük veya durumdan kurtulma yollarını aramak (kendini masadaki yemekten kurtarmak, askeri hizmetten sıyırmak, vb.).

 

Face saving excuse : Vaziyeti kurtaran bahane.

Concoct an excuse : Mazeret uydurmak. Bahane uydurmak.

Feign an excuse : Bahane uydurmak.

Flimsy excuse : Pek inandırıcı olmayan açıklama. Gerçekdışı savunma. Yetersiz mazeret. Sudan bahane.

Have an excuse : Mazereti olmak.

İngilizce Excuse Türkçe anlamı, Excuse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excuse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Saves : İdareli harcamak. Kurtarmak. Sayı yapmasını önlemek. Korumak. Tutmak. Engellemek. Biriktirmek. Artırmak.

Communicate : Temasa geçmek. Nakletmek. Haberleşmek. Bitişik olmak. Birbirine açılmak (odalar). Dertleşmek. İletişime geçmek. Tebliğ etmek. İletmek. İçini dökmek.

Bestowing : (hak) tanımak. Bahşetmek. Vermek. Sunmak. Hediye etmek. Yerine koymak.

Tolerate : Boşluk bırakmak. Takat getirmek. Tahammül etmek (organizma vb). Tolere etmek. Acıya dayanmak. Hazmetmek. Tahammül etmek. Hoş görmek.

Authorises : Yetkilendirmek. Salahiyet vermek. Ruhsat vermek. Onaylamak. Yetki vermek. Memur etmek. Yetkili kılmak.

Guise : Kılıf. Maske. Gösteriş. Dış görünüş. Kisve. Giysi. Kılık. Biçim. Aldatıcı görünüş.

Caviled : Şikayetçi olmak. Bahane aramak. İtiraz. Kusur. Tartışmak (önemsiz şeyler üzerinde). Kusur bulmak.

Overlook : Farkına varmadan atlamak. Görmezlikten gelmek. Atlamak. Görmek. Yüksekten bakmak. Bakmak. Görmemezlikten gelmek. Nazır olmak (manzara).

Mitigation : Azaltma. Yumuşatma. Tahfif. Tenkis. Hafifletme. Yatıştırma.

Dismisses : Açığa çıkarmak. Bırakmak. İşten atmak. Kovmak. Yol vermek. Salıvermek. Göndermek. Görevden almak. İşten kovmak.

 

Excuse synonyms : self justification, frank, give reasons for, amends, conducts, authorising, justification, dismissing, disengage, defence, bashes, bend the rules, colluded, give reason for, disengages, cloak, allow, acquit, cavil, conniving, defecting, connived, exonerate, essoin, extenuation, bestows, carried, tolerating, disablement, justify, bashed, give fair quarter, extenuates.

Excuse zıt anlamlı kelimeler, Excuse kelime anlamı

Blame : Kınama. Bir suç veya başarısızlığın sorumluluğu. Ayıplamak. Sorumlu tutmak. Suçlama. Kabahat. Suç. Suçu birinin üstüne atmak. Kınamak. Suçlamak.

Excuse ingilizce tanımı, definition of Excuse

Excuse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To clear from guilt. To free from accusation, or the imputation of fault or blame. To absolve. The act of excusing, apologizing, exculpating, pardoning, releasing, and the like. Extenuation. To acquit. Absolution. To exculpate. Justification. Release. To justify by extenuating a fault. To release from a charge. Acquittal.