Bestowing türkçesi Bestowing nedir
- Bahşetmek.
- Bağışlamak.
- Hediye etmek.
- Vermek.
- (hak) tanımak.
- Yerine koymak.
- Sunmak.
Bestowing ingilizcede ne demek, Bestowing nerede nasıl kullanılır?
Bestow favors on : İltifat etmek. Ayrıcalık tanımak.
Bestow hand on somebody : Yaşama döndürmek. El uzatmak.
Bestow upon : -e vermek. İhsan etmek. Vermek.
Bestow : Sunmak. Vermek. Bağışlamak. Bahşetmek. Hediye etmek. Yerine koymak. (hak) tanımak.
Bestowal : Yerine koyma. Bağış. Armağan.
Asbestos : Yanmaztaş. Telli, ışınlı ya da yapraklı, ateşe dayanıklı mineraller için kullanılan tecim adı. (başlıca iki mineral grubu asbest verir: 1. hornblend asbest bk. amfibol. 2. serpentin asbest bk. yılantaşı). Taş keten. Amyant. Doğal magnezyum kalsiyum silikatın, ak-gri renkte, ısı ve asite dayanıklı, iplikli yapıda, çeşitli oranlarda kireçle karışık mineralleri. (ip, keçe, katman biçimlerinde ısı yalıtkanı ya da sızma önleyici olarak kullanılır.). Isı yalıtımında kullanılan ateşe dayanıklı lifli madde. Kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Asbest. Taşpamuğu. Yanmaz.
Bestowment : Bahşetme. Bahşedilen hediye. Verme işi. Verme. Bağış.
Asbestos brake lining : Amyant fren balatası.
Bestower : Hediye eden. Bağışlayan.
Asbestos brake band : Amyant fren bantı.
İngilizce Bestowing Türkçe anlamı, Bestowing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bestowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Yell : Bağırtmak. Çığırmak. Nara atmak. Bağırma. Çığlık. Çığlık atmak. Seslenmek. Feryat. Haykırış. Bağırış.
Afforded : Gücü yetmek. Satın almaya gücü yetmek. Maddi gücü yetmek. Çıkışmak. Parası yetmek. Zamanı olmak. Karşılamak (parasal olarak). Bulabilmek. Zaman ayırabilmek.
Donating : Bağışlama. Bağışta bulunma. Bağışta bulunmak.
Forgive : Affeylemek. Bağışlama. Silmek. Geçirmek. Kusuruna bakmamak. Bağışlanma. Affetmek.
Deigned : Alçakgönüllülük yapmak. Tenezzül etmek. Lütfetmek.
Posits : Yerleştirmek. Önermek. Farzetmek. Varsaymak.
Accord : Uyum. Uyum sağlamak. Uzlaştırmak. Akort. Anlaşmak. Uygunluk. Bağdaşmak. Anlaşma. Uyumlu hale getirmek.
Assign : Bir işe koymak. Saptamak. Görev vermek. Belirlemek. Atamak. Pay olarak vermek. Hamletmek. Göreve seçmek.
Storage : Depoya koyma. Korunaklama. Ardiye ücreti. Ham, yarı mamul ve mamul gıda maddeleriyle katkı maddesi, yan ürünler, gıda ambalajları ve materyallerinin tüketime sunulmadan veya işlemeye tabi tutulmadan önce doğal yapılarını bozmayacak koşullarda tekniğine uygun olarak saklanması. Bellek. Malın tüketici veya bir başka üreticiye ulaşmasına kadar üretici firmada bulundurulması, depoya yerleştirilmesi ve korunması süreci. Depolama. Filmlerin kısa ya da uzun sürede korunması, saklanması amacıyla, gerekli koşullara uygun yerlerde, özellikle korunaklarda bulundurulması, sınıflandırılması. Depo etme. Ardiye vergini.
Conferred : Görüşmek. Danışmak.
Bestowing synonyms : vociferation, dish up, gives, absolving, confer, shout, administer, posited, holler, holla, comperes, posit, emceed, accorded, settle upon, absolved, condoning, put down for, dish, bringeth, allow, yowl, absolves, call, ascribe, emcee, forgave, bestowed, roaring, gave, compere, outcry, bestow.

Bu kısımda Bestowing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bestowing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bestowing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bestowing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.