Bestow türkçesi Bestow nedir

Bestow ile ilgili cümleler

English: He bestowed a large amount of money on the institute.
Turkish: Enstitüye büyük miktarda para bağışladı.

English: The college bestowed an honorary degree on him.
Turkish: Üniversite ona fahri doktora unvanı verdi.

English: Guide us to the straight path – the path of those upon whom You have bestowed favor, not of those who have evoked Your anger or of those who are astray.
Turkish: Hidayet eyle bizi doğru yola, o kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.

Bestow ingilizcede ne demek, Bestow nerede nasıl kullanılır?

Bestow favors on : Ayrıcalık tanımak. İltifat etmek.

Bestow hand on somebody : El uzatmak. Yaşama döndürmek.

Bestow upon : İhsan etmek. Vermek. -e vermek.

Bestowal : Armağan. Yerine koyma. Bağış.

Bestowals : Yerine koyma. Armağan. Bağış.

Asbestos : Taş keten. Asbest hastalığı. Asbest. Doğal magnezyum kalsiyum silikatın, ak-gri renkte, ısı ve asite dayanıklı, iplikli yapıda, çeşitli oranlarda kireçle karışık mineralleri. (ip, keçe, katman biçimlerinde ısı yalıtkanı ya da sızma önleyici olarak kullanılır.). Telli, ışınlı ya da yapraklı, ateşe dayanıklı mineraller için kullanılan tecim adı. (başlıca iki mineral grubu asbest verir: 1. hornblend asbest bk. amfibol. 2. serpentin asbest bk. yılantaşı). Isı yalıtımında kullanılan ateşe dayanıklı lifli madde. Yanmaztaş. Taşpamuğu. Amyant. Kimya, jeoloji alanlarında kullanılır.

 

Asbestos brake lining : Amyant fren balatası.

Bestowing : Vermek. Bahşetmek. Hediye etmek. Bağışlamak. (hak) tanımak. Sunmak. Yerine koymak.

Asbestos brake band : Amyant fren bantı.

Asbestos border : Yanmaz çerçeve. Asbestten yapılmış olup kenar lambalarında kullanılır. Yanmaz maddeden, asbestten yapılmış, kenar ışıtaçlarının sıcaklığını geçirmeyen çerçeve. Yanmaz çıkıntı.

İngilizce Bestow Türkçe anlamı, Bestow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bestow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bless : Kutsal saymak. Hayırdua etmek. Şükretmek. Takdis etmek. Dua etmek. Kutsamak.

Put down for : Listeye kaydetmek.

Contribute : Vermek (bağış olarak). Katkı yapmak. Bağışta bulunmak. Yazmak. Yazı hazırlamak. Payı olmak. -de payı olmak. Yardım etmek.

Allow : Bırakmak. Sağlamak. Ayırmak. Fikrinde olmak. İzin vermek. Saymak. Düşünmek. Hesaba katmak. İmkan vermek.

Donates : Teberru etmek. Bağışta bulunmak. (para vb) bağışlamak. Bağış yapmak. Hibe vermek.

Donated : Bağışta bulunmak. Hibe edilmiş. Bağış olarak verilen. Bağışlanmış.

Concedes : Bırakmak. Kabul etmek zorunda kalmak. Kabullenmek. İtiraf etmek. Uygun bulmak. Kabul etmek. Teslim etmek. Ödün vermek.

Bestowed : Bağışlanmış. Bağışlayan. Verilmiş.

Dishing : Kandırmak. İşini bozmak. Tabakvari çukur. Servis yapmak. Konik jant. Çanaklama. Çanak biçimi verme. Atlatmak. Ortasını çukurlaştırmak.

 

Forgave : Affeylemek. Kusuruna bakmamak. Bağışlama. Silmek. Bağışlanma. Affetmek.

Bestow synonyms : put back, bestowing, confer, absolves, confers, afforded, comperes, give away, dish up, gives, accord, endows, conceded, clap, endowing, bring in, gave, affords, present, forgive, award, deigns, deigning, assigns, bringeth, dish, positing, deigned, make somebody a present of, give, posit, absolved, condone.

Bestow zıt anlamlı kelimeler, Bestow kelime anlamı

Take : Tutuş. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıntı. Götürmek. Tutma. Çekim. Hasat. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Çevirim eylemi. Çevirmek.

Bestow ingilizce tanımı, definition of Bestow

Bestow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To deposit for safe keeping. To lay up in store. To place. To put. To stow.