Acquitance türkçesi Acquitance nedir

  • İbra.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler.

Acquitance ingilizcede ne demek, Acquitance nerede nasıl kullanılır?

Acquit oneself : Yerine getirmek. Görevini yapmak. Yapmak.

Acquit oneself well : İşini iyi yapmak. Yüzünün akıyla çıkmak.

Acquit : Muaf tutmak. Temize çıkarmak. Beraat etmek. Aklamak. Ödemek. Ayrıcalık tanımak. İbra etmek. Beraat ettirmek. Suçsuz çıkarmak. Tenzih etmek.

Acquits : Ödemek. Temize çıkarmak. Muaf tutmak. Ayrıcalık tanımak. İbra etmek. Tenzih etmek. Suçsuz çıkarmak. Beraat etmek. Beraat ettirmek. Aklamak.

Acquittal : Beraat kararı. Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Yapma. Temize çıkma. Yerine getirme. Aklama. İbra. Tezkiye. Beraat. Aklanma.

Be acquitted of : -ması suçlamasından kurtulmak. -den aklanmak. -den beraat etmek. -ması şüphesinden temize çıkmak. -den temize çıkmak.

 

Be acquitted : Temize çıkmak. Aklanmak. Beraat etmek.

Was acquitted : Aklandı. Tüm suçlamalarda temize çıktı. Beraat etti.

Acquittance of debt : Mali sorumluluk muafiyeti. Mali yükümlülük ipoteği kaldırılması. Borç ibranamesi.

Acquitter : Suçsuz bulunarak serbest kalan kimse. Beraat eden kimse. Tahliye olan.

İngilizce Acquitance Türkçe anlamı, Acquitance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Acquitance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Soul : Can. Maneviyat. İçtenlik. Şahıs. Temel direk. Ruh. Öz. Kimse. Kök. Esas.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Absolutions : Suçun bağışlanması. Affetme. Günahların bağışlanması. Günahların affedilmesi. Allah tarafından affedilme (günah). Af (günah için). Beraat hükmü. Suç veya cezayı affetme. Aklama.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

 

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Exoneration : Aklama. Suçlamanın kaldırılması. Bir külfetin kaldırılması. Sorumluluktan kurtarma. Tebriye. Muafiyet. Beraat. Temize çıkarma.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Acquitance synonyms : campmate, homeboy, bunkmate, familiarity, class fellow, connection, conversancy, quietus, acquittance, acquittal, a pass through certificate, ability to pay approach, somebody, messmate, a change in individual demand, pickup, classmate, exonerations, end man, a change in demand, conversance, individual, acquittals, schoolfellow, ability to pay principle, a group shares, person, information, schoolmate, friend, mortal, quietuses, absolution.

Acquitance zıt anlamlı kelimeler, Acquitance kelime anlamı

Stranger : Yaban. Yabancı. El adamı. Acemi. El. Eloğlu. Ecnebi. İşin yabancısı.