Prevail on türkçesi Prevail on nedir

  • Razı etmek.
  • İkna etmek.
  • Gönlünü etmek.
  • Kandırmak.

Prevail on ile ilgili cümleler

English: I prevail on her to have a date with me.
Turkish: Onu benimle buluşmaya razı ettim.

Prevail on ingilizcede ne demek, Prevail on nerede nasıl kullanılır?

Prevail : Baskın çıkmak. Etkili olmak. Yerine geçmek. Hüküm sürmek. Yaygın olmak. Egemen olmak. Kafalamak. Geçerli olmak. Galip gelmek. Üstün gelmek.

On : Hazır. Yönünde. Devrede. Üstünde. İle. Olmakta olan. De. Üzerinde. Esnasında.

Prevailed : Yaygın olmak. Yenmek. Galip gelmek. Hüküm sürmek. Kafalamak. Yürürlükte olmak. Yerine geçmek. Başarmak. Galebe çalmak. Etkili olmak.

Prevailing : Galip. En çok tutulan. Hakim. Yerine geçme. Üstün gelen. Galip gelen. Egemen. Yaygın. Cari. Hüküm süren.

Prevailing conditions : Mevcut koşullar.

Prevails : Hüküm sürmek. Yerine geçmek. Kafalamak. Başarmak. Üstün gelmek. Galebe çalmak. Geçerli olmak. Yürürlükte olmak. Baskın çıkmak. Etkili olmak.

İngilizce Prevail on Türkçe anlamı, Prevail on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prevail on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baited : Baştan çıkarılmış. Tuzak. Olta yemi. Rahatsız edilmiş. Cezbetmek. Canı sıkılmış. Taciz etmek. Yem. Cezp edilmiş.

 

Coax : Gönlünü almak. Dil dökerek elde etmek. Tatlı sözle kandırmak. Koparmak. Tatlı sözlerle kandırmak. Gönlünü yapmak. Tatlılıkla ikna etmek. Dil dökmek.

Coaxed : Tatlılıkla ikna etmek. Tatlı sözle kandırmak. Tatlı sözlerle kandırmak. Dil dökmek. Dil dökerek elde etmek. Gönlünü yapmak. Koparmak.

Brought : Getirmek. Neden olmak. Getirilmiş. Celp olunan. Verilen. Kazandırmak. Vermek (ceza). Getirtilen.

Argue : Çekişmek. İtiraz etmek. Göstergesi olmak. Karşı gelmek. Savunmak. Tartışmak. İleri sürmek. Münakaşa etmek. Atışmak. -e alamet olmak.

Bring over : Karşıya geçirmek.

Bring : Getirmek. Vermek (ceza). Kazandırmak. Belirtmek. Doğurmak. Neden olmak. Ayıltmak.

Coaxes : Dil dökerek elde etmek. Tatlılıkla ikna etmek. Koparmak. Tatlı sözle kandırmak. Gönlünü yapmak. Dil dökmek. Gönlünü almak. Tatlı sözlerle kandırmak.

Convince : Kafalamak. İnandırmak.

Cheated : İhanet etmek. Kazık atmak. Aldatmak. Kazıklanmış. Kazıklamak. Aldatılan. Dolandırmak. Hile yapmak. Keklemek. Kandırılmış.

Prevail on synonyms : cheats, argue somebody into something, beguile, beguiles, befooled, cajoled, argued, cajole, bring home, please, bring around, brought over, cheat, bait, befool, befooling, cajoling, get around, bamboozling, bring round, bilk, assures, arguing, bring oneself to, convinces, assuring, brings, befools, bamboozles, cajoles, assure, bamboozle, argues.