Prevailed türkçesi Prevailed nedir

  • Kafalamak.
  • Galebe çalmak.
  • Yaygın olmak.
  • Hüküm sürmek.
  • Yenmek.
  • Geçerli olmak.
  • Galip gelmek.
  • Başarmak.
  • Baskın çıkmak.
  • Yerine geçmek.
  • Üstün gelmek.
  • Etkili olmak.
  • Yürürlükte olmak.

Prevailed ile ilgili cümleler

English: A harmony prevailed among them.
Turkish: Aralarında bir uyum hüküm sürdü.

English: Silence prevailed along the funeral route.
Turkish: Cenaze yolu boyunca sessizlik hüküm sürdü. (yaygındı)

Prevailed ingilizcede ne demek, Prevailed nerede nasıl kullanılır?

Prevail on : Razı etmek. İkna etmek. Kandırmak. Gönlünü etmek.

Prevail : Üstün gelmek. Yerine geçmek. Galip gelmek. Yenmek. Başarmak. Yürürlükte olmak. Egemen olmak. Etkili olmak. Kafalamak. Galebe çalmak.

Prevailing : Hüküm süren. En rağbette olan. Yaygın. Hakim. Galip gelen. Genel. En çok tutulan. Cari. Üstün gelen. Egemen.

Prevailing conditions : Mevcut koşullar.

Prevails : Başarmak. Baskın çıkmak. Etkili olmak. Yaygın olmak. Kafalamak. Yerine geçmek. Hüküm sürmek. Üstün gelmek. Galip gelmek. Galebe çalmak.

Prevaricating : Yalan söylemek. Boğuntuya getirmek. Kaçamak cevaplar vermek. Gargaraya getirmek. Kaçamak cevap vermek. Kaçamaklı söz söylemek. Lafı kıvırmak. Lafı dolandırmak.

Prevalence : Geçerli olma. Cari olma. Prevalens. Hakim olma. Yaygınlık. Prevalans. Hüküm sürme. Bir hastalığın belli bir popülasyon içinde belli bir süre aralığında eski ve yeni olguların birlikte görülme oranı veya yaygınlığı. Egemen olma.

 

Prevalent : Genel. Geçerli. Çok rastlanan. Hüküm süren. Hakim olan. Hakim. Yaygın. Olagelen. En çok tutulan. Mevcut.

Prevalent wind : Egemen rüzgar. Herhangi bir bölgede, yıl boyunca ya da belli bir mevsimde esiş yönü, ötekilere göre daha sık yinelenen rüzgar.

Prevaricate : Kaçamaklı söz söylemek. Kaçamak cevaplar vermek. Boğuntuya getirmek. Kaçamak yanıtlarla gerçeği gizlemeye çalışmak. Gargaraya getirmek. Yalan söylemek. Kaçamak cevap vermek. Lafı dolandırmak. Lafı kıvırmak.

İngilizce Prevailed Türkçe anlamı, Prevailed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prevailed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Subbed : İçine. Denizaltı. Altyazı. İçinde. Altında. Yerini doldurmak. Üye aidatı. Yardımcı. Altına.

Come in : Olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada). Girmek. Başa geçmek. Almak. Yükselmek. Gözde olmak. Seçilmek. Tutulmak. İçeriye girmek.

Hold good : Geçerliliğini sürdürmek. Değerini korumak.

Overmatches : Mermi kalibresinin çelik zırhın kalınlığından daha büyük olması. Üstün olmak (yetenek, kalite, statü, vb.). (yetenek, vb. ile) üstün olan bir rakip veya partner ile eşleşmek. Mağlup etmek.

Brought off : Kurtarmak.

Holds : Tutmak. Sadık kalmak. Karara bağlamak. Devam etmek. Dayanmak. Kaldırmak. Durmak. Almak. Muhafaza etmek.

Rule : Kural. Cetvelle çizmek. Adet. Emretmek. Düzçizer. Dizginlemek. Usul. Karara varmak. Tüzük.

Persuade : Aklını çelmek. Razı etmek. Kandırmak. Söz anlatmak. İnandırmak. Laf anlatmak. İkna etmek.

 

Replaces : Ahizeyi yerine koymak. Yerini tutmak. Vekalet etmek. Geri ödemek. Yerine bakmak. Yerini almak. Yenisiyle değiştirmek. Yerine koymak. Değiştirmek.

Take : (fotoğraf) çekmek. Yakalamak. Çevirmek. Çekim. Yazmak. Tutuş. Kavramak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Prevailed synonyms : reigning, carry the day, overbalance, beats, be effective, bear the bell, influences, predominate, outbalances, continue, surmounting, commands, outwit, take effect, replacing, obtains, euchre, replace, overarch, preponderating, went about, run, governs, preponderated, conquers, arrive, outbalanced, get the upper hand, influencing, bests, euchred, dominate, blow away.

Prevailed zıt anlamlı kelimeler, Prevailed kelime anlamı

Lose : Heba etmek. Mahrum etmek. Azıtmak. Kaybetmek. Kaçırmak. Geri kalmak (saat). Kazanamamak. Şaşırmak. Geri kalmak. Yitirmek.

Dissuade : Vazgeçirtmek. Cesaret kırmak. Çelmek. Vazgeçirmek. Caydırmak. Aklını çelmek. Kandırmak. Fikrini çelmek.