Come in türkçesi Come in nedir

  • Tutulmak.
  • Başa geçmek.
  • Almak.
  • Yaygın olmak.
  • Gelmek.
  • Seçilmek.
  • Moda olmak.
  • Kabarmak (met halindeki deniz).
  • Olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada).
  • İçeri girmek.
  • Yükselmek.
  • İçeriye girmek.
  • Gözde olmak.
  • Haline gelmek.
  • Girmek.
  • Sağlamak.

Come in ile ilgili cümleler

English: "Hello, Mr. and Mrs. Muller! My name is Tom. I'm a Martian." "Oh, welcome, Tom! Come in and join us for a cup of tea!"
Turkish: "Merhaba, Bay ve Bayan Müller! Adım Tom. Ben bir Marslıyım." "Oo, hoşgeldin, Tom! İçeri gir ve bir fincan çay için bize katıl!"

English: Ali wasn't able to be here to meet you himself, so he asked me to come in his place.
Turkish: Ali seni kendi karşılamak için buraya gelemedi, bu yüzden onun yerine gelmemi istedi.

English: A gun might come in handy.
Turkish: Bir silah işe yarayabilir.

English: Ali can't come in here.
Turkish: Ali buraya gelemez.

English: Ali told us that he'd come in person.
Turkish: Ali bize şahsen geleceğini söyledi.

Come in ingilizcede ne demek, Come in nerede nasıl kullanılır?

In : İçinde. Halinde. Olarak. Tutulan. İktidardaki. Gelmiş olan. Dahili. İçeri. İç. Çok moda olan.

Come in first : Birinci olmak. Birinci olmak (yarışta). Yarışmayı kazanmak. Birinci yeri almak. Birinci gelmek.

Come in for : Tabi olmak. Mirasa konmak. Uğramak. Hak etmek. - in muhatabı olmak (örneğin, “aktör çok fazla eleştiriye maruz kaldı”). Maruz kalmak. Miras almak.

 

Come in full force : Tam kadro gelmek.

Come in handy : Yararlı bir hal almak. İşe yaramak. Faydalı olmak. Yararı dokunmak. Elverişli olmak. Kullanışlı olmak. (ileride) faydalı olmak.

Come in on : Katılmak. Yer almak.

İngilizce Come in Türkçe anlamı, Come in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assume : Saymak. Hükmetmek. Farzetmek. Üstüne almak. Yerine getirmek. Varsaymak. Zannetmek. Ele geçirmek. Gerçek saymak.

Attain : Yetmek. Varmak. Ermek. Elde etmek. Şerefine erişmek. Değmek. Ulaşmak. Erişmek. Kazanmak.

Carrying over : Borsada bir alışverişin gününü uzatma. borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para. Uzatma. Röpor. Ertelemek. Devam etmek. Toplam aktarma. Nakletmek (hesap). Nakliyekün.

Transforming : Dönüşen. Dönüşmekte olan. Dönüştürücü. Dönüştürmek.

Appear : Belli olmak. Anlaşılmak. Gözükmek. Belirmek. Gibi gelmek. Bulunmak. Vücuda gelmek. Benzemek. Görünmek. Arz-ı endam etmek.

Being in the ascendant : Yıldızı parlamak. Hükmetmek. İtibar kazanmak.

Catch on : Ünlü olmak. Sevilmek. Farkına varmak. Popüler olmak. Meşhur olmak. Kapmak. Kavramak.

Be in the ascendant : Doğu ufkunda görünmek (yıldız veya gezegen). Hükmetmek. Egemen olmak. Galip olmak. Yıldızı parlamak. İtibar kazanmak. Talih ve itibarı artmak.

Come in synonyms : be in fashion, coming in, turn into, accept, adheres, take control, attains, changes, take pride of place, enter, taking on, go, bump up, come into fashion, accepts, enters, draw into, walk in, acquire, borrows, break into, be enroled, prevailed, becomes, arm, goes, arises, getting in, borrow, assuring, be in love with, capture, boom.