Yenmek nedir, Yenmek ne demek

"Yenmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ökçesi yenmiş ayakkabıların üstünde çamurlu paçaları lime lime sarkıyordu." - Ö. Seyfettin
  • "Yemekler yenmiş. Bu meyve yenmez."
  • "Öfkemi yenmek için Ömer ile konuşuyorum, ona kaplan avı hikâyeleri anlatıyorum." - R. H. Karay
  • "Kahramanlar daima yenmek veya düşmanlarını yendikten sonra da yine yenecek düşman bulmak isterler." - A. Ş. Hisar

Yerel Türkçe anlamı:

İnmek.

İnmek.

Mola vermek

Diğer sözlük anlamları:

Dayanmak, tahammül etmek, galebe etmek, karşı durmak.

Yenmek anlamı, tanımı:

Yenene içilene bakılmamak : Bir şey gidere önem verilmeden bol bol harcanmak.

Yenme : Yenmek işi.

Gazabını yenmek : Öfkesini, şiddetini göstermemek veya bastırmak.

Güçlüğü yenmek : Bir güçlüğü, zorluğu ortadan kaldırmak.

Hırsını yenmek : Öfkelenmemek için kendini tutmak.

Puan hesabıyla yenmek : Rakibinin aldığından daha çok puan alarak oyunu kazanmış sayılmak.

Savaş : Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele. Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele.

 

Yarışma : Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet. Yarışmak işi, müsabaka. Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım. Başkalarından üstün olmaya çalışma.

Üstünlük : Üstün olma durumu, faikiyet, rüçhan, avantaj.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan. Yetişme. Gelmek işi.

Kazanmak : Tutulmak, yakalanmak. Çıkmak, isabet etmek. Edinmek, sahip olmak. Kazanç sağlamak. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Kendinden yana çekmek. Yenmek, galip gelmek. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek.

Ütmek : Taze buğday veya mısırı ateşe tutup pişirmek. Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek. Oyunda yenerek bir şey kazanmak, utmak.

Tutmak : Elde bulundurmak, ele almak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Başlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Uğramak. Hedef olarak almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Yaklaştırmak. İş görebilmek. Benimsemek, beğenmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Kullanmak. Sürmek, zaman almak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Sunmak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Hizmetine almak veya kiralamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Varsaymak, farz etmek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Avlamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Bırakmamak. Bir şey düşünmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Kapatmak, sarmak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Bağlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Sarmak, bürümek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Bir yerde kalmasını sağlamak. İşgal etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Beklenen sonucu vermek. Kaplamak. Ulaşmak, varmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak.

 

Bastırmak : Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Gidermek. Basma işini yaptırmak. Hemen söylemek. Üstünlüğünü göstermek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Zararlı bir olayı önlemek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

Konu : Üzerinde konuşulan şey, bahis. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje.

Olmak : Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Geçmek, tamamlanmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bulunmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Uymak, tam gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Sürdürmek, yürütmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sarhoş olmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Yol açmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak.

Aşınmak : Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Birbirine sürtünerek incelmek. Eskimek, yıpranmak.

Yenmek ile ilgili Cümleler

  • Beni yenmek için çok çabaladın değil mi?
  • Yenmek kolay olmayacak.
  • Allah benimleyse beni seni yenmekten kim alıkoyabilir?
  • Sizinle yarışmıyorum ki sizi yenmek için çabalayayım.
  • Tom'u yenmek imkansızdır.
  • Ben Tom'u yenmek istiyorum.
  • Düşmanı yenmek için birleşmemiz gerekir.
  • Tom'u yenmek zor olacak.

Diğer dillerde Yenmek anlamı nedir?

İngilizce'de Yenmek ne demek? : v. beat all hollow, annihilate, bear down, beat, best, break, checkmate, circumvent, clobber, confound, conquer, cut out, defeat, discomfit, down, floor, knock out, land, lick, master, outbox, outclass, outdo, outgo, overpower, pip, prevail, skunk

Fransızca'da Yenmek : vaincre, défaire, triompher, triompher de, dompter, gagner qn, surmonter, battre, avoir le dessus, avoir raison de qn, maîtriser, tomber

Almanca'da Yenmek : v. besiegen, siegen, überwältigen, meistern, obsiegen, übermannen, überbrücken, brechen, schlagen, bestehen, hinwegkommen, gegessen sein

Rusça'da Yenmek : v. побеждать, одолевать, побороть, поражать, сражать, перебарывать, побивать, переигрывать, обыгрывать, совладать, смирять, сдерживать, подавлять, преодолевать, превозмогать, справляться, пересиливать, осиливать, перешагивать, накостылять, съедаться, снашиваться, стираться, сбиваться, победить