Perfecting türkçesi Perfecting nedir

Perfecting ingilizcede ne demek, Perfecting nerede nasıl kullanılır?

Perfectibility : Mükemmelleştirilebilirlik.

Perfectible : Tamamlanabilir. Geliştirilebilir. İkmal edilebilir. Eksikleri giderilebilir. Mükemmelleştirilebilir.

Perfection : Tekamül. Mükemmelleştirme. Mükemmeliyet. Tamamlama. Kusursuzluk. Eşsiz örnek. Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği. Kusursuz kişi ya da şey. İkmal. Bitirme.

Perfection patent : Olgunlaştırma belgesi. Var olan bir bulguyu olgunlaştıranlara, yalnızca olgunlaştırdıkları yön için verilen belge. Varolan bir bulguyu geliştirip tümleyen kişiye, bu çalışması karşılığı verilen belge. Tümleme belgesi.

Perfectionism : Mükemmelliyetçilik.

Imperfections : Kusurlar. Kusurluluk. Kusur. Eksiklikler. Eksiklik. Eksik yönler. Eksik yönleri. Hata.

Administrative relating to form act of disposal for perfection of right : .

Imperfection : Kusurluluk. Eksiklik. Hata. Özürlülük. Bozukluk. Düzgünsüzlük. Noksan. Kusur. Ayıp.

Perfective : Mükemmelleştirici. (dilbilimsel) tamamlanma belirten. Tamamlayıcı. Tamamlanma belirten (dilbilgisi terimi).

Crystal imperfection : Kristal kusuru.

İngilizce Perfecting Türkçe anlamı, Perfecting eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Perfecting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Refinement : Düzeltme. Arıtma. Arıtım. Aksesuar. Tasfiye. Naziklik. Arındırım. Detay farkı. Yararlı ilave.

Imperfect : Hatalı. Bozuk. Tamamlanmamış. Eksik. Kusurlu. Defolu. Noksan. Özürlü. Fiil kipinin gösterdiği oluş ve kılışın geçmiş zamanda gerçekleştiğini bildiren birleşik çekim türü. asıl fiilin kipleri ile i- fiilinin görülen geçmiş zamanının veya ekleşmiş şeklinin birleşmesi ile ortaya çıkar. emir dışındaki bütün kiplerin bir hikaye biçimi vardır: || geniş zamanın hikayesi: oku-r-du-m, oku-r-du-n vb. || şimdiki zamanın hikayesi: oku-yor-du-m, oku-yor-du-n vb. || görülen geçmiş zamanın hikayesi: oku-du-y-du-m, oku-du-y-du-n vb. || duyulan geçmiş zamanın hikayesi: oku-muş-tu-m, oku-muş-tu-n vb. || gelecek zamanın hikayesi: oku-y-acak-tım, oku-y-acak-tı-n vb. || şartın hikayesi: oku-sa-y-dı-m, oku-sa-y-dı-n vb. || istek şeklinin hikayesi: oku-y-a-y-dı-m, oku-y-ay-dı-n vb. || gereklilik şeklinin hikayesi: oku-malı-y-dı-m, oku-malı-y-dı-n vb. Uygulanmaz.

Pervasive : Yayılmış. Her tarafa yayılan. Nüfuz eden. Nüfuz ve istila eden. Yaygın. Sinen. Her zaman hissedilen. Her yeri kaplayan.

Consummate : Bitirmek. Tamamına erdirmek. Mükemmel. Tam. İkmal edilmiş. Yerine getirmek. Bitmiş. İkmal etmek.

Flawlessness : Mükemmellik. Kusursuzluk.

Finishes : Mahvetmek. Bitmek. Bitirmek. Sona erdirmek. Sonuçlanmak. Son vermek. Rötuş yapmak. Tüketmek.

Complement : Bütün. Kompleman. Tamamlayıcı şey. Normal serumda bulunan, enzim etkinliği gösteren, bağışıklık sistemi içerisinde yapısal ve düzenleyici görevleri olan birtakım proteinler. komplement sistemi dokuz fonksiyonel bileşen taşır ve bunlar c1’den c9 ‘a kadar sembollerle gösterilir. Tümleyici. Tüm. Bir kısım serum proteinlerinin oluşturduğu antikor aracılığıyla gerçekleşen immün hemoliz ve bakteriyoliz için gerekli olan ayrıca bazı biyolojik reaksiyonlarda da rol oynayan bir enzimatik sistem. Tümleyen. Tamlık.

 

Perfected : Tamamen yapılmış. Tamamen yerine getirilmiş. Tamamlanmış.

Dream : Rüya görmek. Hayal görmek. Hayal kurmak. Hülyaya dalmak. Düş. Düşlemek. Rüyasında görmek. Hayal etmek. Rüya. Hayal.

Perfecting synonyms : permeative, fare thee well, make perfect, accomplish, cultivation, perfect, accomplishes, consummates, perfects, cap, polish, complemented, clearing up, finish, consummating, culture, idealised, state, idealize, make glorious, accomplishing, consummated, complementing, permeant, ne plus ultra, distributive, carry out, idealises, the perfect, carry through, intactness, bring to completion, button up.

Perfecting zıt anlamlı kelimeler, Perfecting kelime anlamı

Perfect : Eksiksiz. Geliştirmek. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Mükemmel. Kusursuz yapmak. Kusursuz. Dört dörtlük. Bitirmek. Berkemal.

Imperfect : Fiil kipinin gösterdiği oluş ve kılışın geçmiş zamanda gerçekleştiğini bildiren birleşik çekim türü. asıl fiilin kipleri ile i- fiilinin görülen geçmiş zamanının veya ekleşmiş şeklinin birleşmesi ile ortaya çıkar. emir dışındaki bütün kiplerin bir hikaye biçimi vardır: || geniş zamanın hikayesi: oku-r-du-m, oku-r-du-n vb. || şimdiki zamanın hikayesi: oku-yor-du-m, oku-yor-du-n vb. || görülen geçmiş zamanın hikayesi: oku-du-y-du-m, oku-du-y-du-n vb. || duyulan geçmiş zamanın hikayesi: oku-muş-tu-m, oku-muş-tu-n vb. || gelecek zamanın hikayesi: oku-y-acak-tım, oku-y-acak-tı-n vb. || şartın hikayesi: oku-sa-y-dı-m, oku-sa-y-dı-n vb. || istek şeklinin hikayesi: oku-y-a-y-dı-m, oku-y-ay-dı-n vb. || gereklilik şeklinin hikayesi: oku-malı-y-dı-m, oku-malı-y-dı-n vb. Defolu. Uygulanmaz. Kusurlu. Kusur. Noksan. Hikaye birleşik kipi. Hatalı. Bozuk.

Imperfection : Eksiklik. Özürlülük. Ayıp. Hata. Kusurluluk. Bozukluk. Kusur. Noksan. Düzgünsüzlük.

Perfecting antonyms : collective.