Pervasive türkçesi Pervasive nedir

  • Her zaman hissedilen.
  • Her yeri kaplayan.
  • Sinen.
  • Yaygın.
  • Nüfuz ve istila eden.
  • Her tarafa yayılan.
  • Nüfuz eden.
  • Yayılmış.

Pervasive ile ilgili cümleler

English: Cares and worries were pervasive in her mind.
Turkish: Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.

English: That kind of thinking is pervasive.
Turkish: O tür düşünme yaygındır.

Pervasive ingilizcede ne demek, Pervasive nerede nasıl kullanılır?

Pervasively : Her tarafa yayılan bir şekilde.

Pervasiveness : Her zaman hissedilme durumu. Her tarafa yayılma durumu.

Pervasion : Doldurma. Sinme. Kaplama. Yayılma. İçine işleme.

Pervade : Hakim olmak. Her tarafına yayılmak. Yaygınlaşmak. İstila etmek. Her tarafa yayılmak. Kaplamak. Yayılmak. Yayılmak (koku). Sinmek. (düşünce vb) yayılmak.

Pervaded : Yaygınlaşmak. Doldurmak. Her tarafa yayılmak. Yayılmak (koku). Yayılmak. (düşünce vb) yayılmak. İstila etmek. Her tarafına yayılmak. Sarmak. Kaplamak.

Pervaporation : Pervaporasyon.

Pervading : İstila etme. Sinmek. Yaygınlaşmak. Yayılmak.

Pervades : İstila etmek. Yayılmak (koku). Yaygınlaşmak. Sinmek. Doldurmak. Kaplamak. Her tarafa yayılmak. Hakim olmak. (düşünce vb) yayılmak. Sarmak.

Hypervariable regions : Aşırı değişken bölgeler. İmmünoglobulin molekülünün v bölgesinin antijenle birleşen bölümü ve t hücre almacı, değişken bölgeleri içindeki amino asit sıraları.

 

All pervading : Tamamen yayılmak. Sızmak. Kaplamak. Tamamen istila etme. İçine işleyen.

İngilizce Pervasive Türkçe anlamı, Pervasive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pervasive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Diffused : Saçılmış. Difüze. Yayınık.

Effuse : Yayılmış, ince tabaka halinde yayılmış. Yayılmak. Sızmak. Taşmak. Dökmek. Akmak. Taşırmak. Yaymak.

Blencher : Duraksayan veya geri çekilen. Korkakça davranan. Kaçan. Korkup çekilen. Beyazlayan. Benzi atan.

Extensive : Kapsamlı. Engin. Geniş çaplı. Geniş. Geniş alan. Ekstansif. Geniş ölçüde yapılan. Büyük. Uzatılmış.

Epidemic : Epidemi. Aynı zamanda çok büyük çapta bireyi etkileyen hastalık. epidemik. Salgınlaşmış. Epidemik. Genel. Salgın. Salgın (hastalık). Kıran. Belli bir coğrafik alandaki popülasyonda, rapor edilen yıllık vaka sayısı hızla artan hastalık durumu. Salgın hastalık.

Penetrating : Delici. Kolay işitilir. İçine işleme. Etkili. Keskin. Anlayışlı. İçe işleyen. Giren. Keskin (bakış). İçine işleyen.

Mushroomed : Mantar gibi çoğalan. Büyük hızla büyüyen. Mantar gibi çoğalmış. Türemiş.

Searching : Arıyor. Aranıyor. Keskin (bakış). Arama. Keskin bakış. Keskin. İçe işleyen. Arayış. Meraklı.

Outspreading : Serilmiş.

Searchings : Araştırıcı. İnceden inceye araştıran. Arıyor. Keskin bakış. Aranıyor. Arama. Arayış. Keskin. Keskin (bakış).

Pervasive synonyms : permeative, penetrant, permeating, blenchers, expansive, infiltrative, endemic, commonest, outspreads, common, permeant, outspread, distributive, extended, diffusive, evangelized, broadest, disseminated, bestrewn, distributed, emitted, propagated, all comprehensive, diffuse, familiar, emanated, current, broader, epidemical, catholic, cowering.

 

Pervasive zıt anlamlı kelimeler, Pervasive kelime anlamı

Collective : Ortaklaşma. Müşterek. Ortak girişim. Kolektif. Toplu. Ortak. Ortaklaşa. Topluluk adı. Genel. Kolektif şirket.

Pervasive ingilizce tanımı, definition of Pervasive

Pervasive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of a pervading quality. Tending to pervade, or having power to spread throughout.