Epidemic türkçesi Epidemic nedir
- Salgın hastalık.
- Kıran.
- Belli bir coğrafik alandaki popülasyonda, rapor edilen yıllık vaka sayısı hızla artan hastalık durumu.
- Salgınlaşmış.
- Salgın (hastalık).
- Belli bir bölgede aynı anda birçok bireyde görülen hastalık, epidemik.
- Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Salgın.
- Epidemik.
- Genel.
- Epidemi.
- Aynı zamanda çok büyük çapta bireyi etkileyen hastalık. epidemik.
- Yaygın.
Epidemic ile ilgili cümleler
English: An epidemic has broken out.
Turkish: Bir salgın hastalık patlak verdi.
English: His prompt action prevented an epidemic.
Turkish: Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.
English: There was a cholera epidemic in Haiti.
Turkish: Haiti'de kolera salgını vardı.
English: An epidemic disease broke out.
Turkish: Epidemi patlak verdi.
English: Obesity is a national epidemic.
Turkish: Obezite ulusal bir salgındır.
Epidemic ingilizcede ne demek, Epidemic nerede nasıl kullanılır?
Epidemic cholera : Kolera salgını.
Epidemic contagious disease : Salgın hastalık.
Epidemic hemorrhagic fever : Epidemik kanamalı hastalık. Dengue olarak da adlandırılan, sivrisinekler tarafından bulaştırılan viral hastalık.
Epidemic meningitis : Menenjit salgını. Beyin humması.
Epidemic tremor : Titreme salgını. Kanatlı ensefalomiyelitisi.
Epidemically : Salgın halinde. Bir anda bir sürü insanı etkileyecek tarzda. Salgın olarak. Salgın şeklinde. Epidemik tarzda. Epidemik olarak. Yaygın olarak.
Epidemiologies : Kanser epidemiyolojisi. Salgınlar bilimi. Epidemioloji. Hastalık oluşum incelemesi. Salgın hastalıklar bilimi. Epidemiyoloji. Salgın hastalıkları ve tedavilerini inceleyen bilim.
Epidemical : Salgın. Yaygın. Epidemik.
Epidemics : Epidemi. Salgın. Salgın hastalıklar. Salgın hastalık.
Epidemiologically : Epidemiolojik bakış açısından. Epidemiolojik olarak. Epidemiyolojik olarak. Epidemiolojik bir tarzda.
İngilizce Epidemic Türkçe anlamı, Epidemic eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Epidemic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Murrains : Hayvanlarda salgın hastalık. Sığır hastalığı. Lanet.
Pestilent : Ahlaka zararlı. Nahoş. Sıkıcı. Baş belası. Tehlikeli. Bulaşıcı. Rahatsız edici. Bulaşıcı hastalık getiren. Öldürücü. Zararlı.
Commonest : Park. Halka açık yer. Müşterek. Bayağı. Kaba. Alışılmış. Ortak. Halka açık alan.
Allround : Değişik yetenekleri olan. Toplam. Üniversal. Çok yönlü. Kapsamlı.
Epizootic : Aynı anda birçok hayvanda görülen, hayvanlar arasında bulaşıcı nitelik gösteren. belli bir hastalığın hayvanlar arasında aynı anda görülmesi, hayvanlar arasındaki hastalık salgını. insanlarda epidemik olarak ifade edilir. Epizootik. Aynı anda birçok hayvanda görülen, hayvanlar arasında bulaşıcı nitelik gösteren belli bir hastalığın hayvanlar arasında aynı anda görülmesi. Algın hastalık (vet.). Epizotik.
Destructive : Tahripkar. Zararlı. Yıkıcı. Tahrip edici. Yıkıntılı. Yok edici. Bozucu. Destrüktif.
Broadest : Belli. Göze çarpan. Esas. Terbiyesiz. Enli. En geniş. Açık. Ana. Aksanlı.
Broader : Daha kapsamlı. Geniş. Belli. Terbiyesiz. Esas. Enli. Aksanlı. Daha geniş.
Breaking : Meskene tecavüz. Ünlü daralması. Bozma. Parçalama. Ufalanma. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Zorla bir binaya girme. Zorla girme. Yanlarında geniş ünlüleri daraltma etkisi yapan bazı ünsüzlerin etkisi altında geniş ünlülerin a > ı, o > u, e > i, ö > ü biçimindeki daralma olayı. bu olay yazı dilindeki bazı örnekler dışında anadolu ağızlarında yaygındır. çağır- > çığır-, az > ız, yeni > yini, varınca > varıncı, oraya > orıya, beyit > biyit, böyük > büyük, ova > uva, sovan > suvan, telefon > telefun, başla-yor > başlıyor, oyna-yor > oynuyor, sürükle-yor > sürüklüyor vb.
Cataclysms : Afet. Yerkabuğunun ani değişmesi. Tufan. Yerkabuğundaki ani ve aşırı değişme. Felaket. Karışıklık.
Epidemic synonyms : plaguey, epiphytotic, diffuse, across the board, common, breakings, rife, epidemic contagious disease, disseminated, diffusive, comprehensives, contagious, epidemics, extensive, outbreaking, epidemy, pestiferous, cataclysm, eruption, goffering, collective, exoteric, epidemical, inroad, hillsides, pestilential, familiar, collectives, broad, irruption, pestilences, hillside, outbreaks.
Epidemic zıt anlamlı kelimeler, Epidemic kelime anlamı
Ecdemic : Yerli olmayan. Ekdemik. Başka bir yerden gelen.
Endemic : Yerel bitki örtüsü. Yaygın. Bir bölgeye özgü, yerli olan. yıllık rapor edilen vakalarının sayısı sabit veya artmayan bir hastalık durumu. Bir bölgeye özgü, yerel olan. belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen hastalık. Belirli bir yere özgü hayvan. Özgü. Bir yer veya halka özgü hastalık. Belirli bir yere özgü hastalık. Yöresel. Mahalli ve daimi hastalık.
Epidemic ingilizce tanımı, definition of Epidemic
Epidemic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An epidemic catarrh, fever, etc. [Bakınız: Endemic]. Common to, or affecting at the same time, a large number in a community. Applied to a disease which, spreading widely, attacks many persons at the same time. As, an epidemic disease. An epidemic disease.

Bu kısımda Epidemic kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Epidemic ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Epidemic anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Epidemic ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.