Breaking türkçesi Breaking nedir

  • Kırılma.
  • Zorla bir binaya girme.
  • Ufalanma.
  • Kırma.
  • Meskene tecavüz.
  • Kıran.
  • (kuyruk veya sıra) kaynak yapma.
  • Kopma.
  • Ünlü daralması.
  • Bozma.
  • Zorla girme.
  • Parçalama.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Yanlarında geniş ünlüleri daraltma etkisi yapan bazı ünsüzlerin etkisi altında geniş ünlülerin a > ı, o > u, e > i, ö > ü biçimindeki daralma olayı. bu olay yazı dilindeki bazı örnekler dışında anadolu ağızlarında yaygındır. çağır- > çığır-, az > ız, yeni > yini, varınca > varıncı, oraya > orıya, beyit > biyit, böyük > büyük, ova > uva, sovan > suvan, telefon > telefun, başla-yor > başlıyor, oyna-yor > oynuyor, sürükle-yor > sürüklüyor vb.

Breaking ile ilgili cümleler

English: Ali is breaking the law.
Turkish: Ali yasaya karşı geliyor.

English: Ali came close to breaking an arm.
Turkish: Ali neredeyse bir kolunu kırıyordu.

English: Ali heard the sound of breaking glass.
Turkish: Ali kırılan camın sesini duydu.

English: Ali apologized for breaking the window.
Turkish: Ali camı kırdığı için özür diledi.

English: Ali had to prevent the war from breaking out.
Turkish: Ali savaşın çıkmasını önlemek zorundaydı.

Breaking ingilizcede ne demek, Breaking nerede nasıl kullanılır?

Breaking and entering : Ev hırsızlığı. Haneye tecavüz.

 

Breaking away : Kopma.

Breaking capacity : Şalterin kesme yeteneği. Kesme yeteneği (şalter vb). Kesme kapasitesi. Kesme yeteneği. Kesme gücü.

Breaking current : Kesme akımı. Kesme akımı şalter. Şalterin kesme akımı.

Breaking down : Çökme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çöküş. Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işi. Dağılma. Ayrılma. Yerle bir olma. Kesim.

Breaking into pieces : Parçalama.

Breaking off : Cam koparma. Kopma. Kesilme. Koparma.

Breaking load : Kopma yükü. Kırılma yükü. Koparma ağırlığı. Sınır yük. Azami yük. Koparma yükü. Kırma yükü.

Breaking point : (bir maçın) kırılma anı. Kırılma noktası. Kopma noktası. Dağılma noktası. (bir maçın) kırılma noktası.

Breaking ofset : Kurulu bezemin öğelerinden ayrılarak çıkarılması. Bezem sökme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Breaking Türkçe anlamı, Breaking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Breaking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Violation : İhlal. Tecavüz etme. Saygısızlık etme. Irza tecavüz. Tutmama. Kutsallığını bozma. Riayet etmeme. Çiğneme. İhlal etme.

Thuggery : Eşkiyalık. Haydutluk. Eşkıyalık. Adam öldürme. Katillik.

Breakages : Kırılma tazminatı. Kırık parça. Kırılan şeylerin tutarı. Kırık. Çatlak.

Cancellation : Lağıv. Çizme. İki yan arasında yapılmış olan sözleşmeyi temelinden bozma. sözleşmeyi ilerisi için bozma. İptal olunan şey. Yoksayma. Geçersiz kılma. Fesh etmek. İptal damgası. Türeye aykırı,yerinde olmayan bir işlemin ya da bir kararın yargı ya da yetkili kurulca ortadan kaldırılması. bozma, uygulamayı kaldırma.

 

Irruptions : İstila. Baskın. İçeriye üşüşme. Hücum. Akın.

Fraud : Bir çıkar nedeniyle hayvanın kusurlarını gizlemek veya daha iyi nitelikte göstermek için yapılan işlemler. Dolandırıcı. Düzenbaz. Aldatma. Hile. Foya. Hilebaz. Numaracı kimse. Dolandırıcılık.

Crime : Ağır suç. Yüz karası. Cürm. Mantıksızlık. Suç. Sabıka. Suçlu bulmak. Cezalandırmak. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir toplumda haksız sayılıp, yazılı-yazısız kurallarla yasaklanan ve yaptırımlara bağlanan davranış ve eylem. devletçe yasalarla tanımlanıp yaptırıma bağlanmış olan kurallara aykırı davranış.

Crashes : Gürültü etmek. Batmak. Düşmek (kaza sonucu). Gürlemek. Sabahlamak. Davetsiz olarak gitmek. Gürültüyle çarpmak. Hızla iflas etmek (işyeri). İflas etmek.

Forgery : Bir şeyin sahtesini yapıp orijinal olduğunu ileri sürme. Kalpazanlık. Tahrifat. Düzmecilik. İmza taklidi. Sahtecilik. Sahte imza. Sahte şey. Sahtekarlık.

Criminal offence : Ceza gerektiren suç.

Breaking synonyms : cybercrime, had crime, regulatory offence, statutory offence, evildoing, victimless crime, change of integrity, vice crime, tazir crime, regulatory offense, statutory offense, highjack, accent intensive, adams apple, displeasure, adjectival construction, atomisation, cataclysms, comminution, intrusiveness, disintegration, crossbred, cancellations, barratry, adulterinus, break, pestilence, fragmentation, active voice, breakaway, refractive, crumbling, conversion.

Breaking zıt anlamlı kelimeler, Breaking kelime anlamı

Slow : Geç olan. Geç anlayan. Yavaşlamak. Acelesiz. Ağır. Ağırlaşmak. Geri kalmış. Geç. Uzun süren. Yavaş.

Worst : En kötü şekilde. En kötü. En kötü biçimde. Yenmek. En fena. En kötü şey. En kötüsü. Alt etmek. Yün iplik.