Slow türkçesi Slow nedir
- [#yavaş Yavaşlatmak].
- Ağırlaşmak.
- Yavaş.
- Acelesiz.
- Bati.
- Yavaşlamak.
- Sıkıcı.
- Bilgisayar alanında kullanılır.
- Eli ağır.
- Kesat.
- Geç.
- Uzun süren.
- Zor anlayan.
- Geri kalmış.
- Geri.
- Geç olan.
- Geç anlayan.
- Hızı azaltan.
- Ağır.
Slow ile ilgili cümleler
English: A fast child may win the race, but even a slow child can compete.
Turkish: Hızlı bir çocuk yarışı kazanabilir fakat yavaş bir çocuk bile yarışabilir.
English: After a slow summer season, business began to pick up.
Turkish: Yavaş bir yaz sezonundan sonra iş ilerlemeye başladı.
English: Ali is a slow eater.
Turkish: Ali bir yavaş yiyen.
English: Ali decided to slow down.
Turkish: Ali yavaşlamaya karar verdi.
English: Ali beat the drum at a slow tempo.
Turkish: Ali davulu yavaş bir tempoda çaldı.
Slow ingilizcede ne demek, Slow nerede nasıl kullanılır?
Slow acting : Yavaş etkili.
Slow and steady wins the race : Yavaş ama istikrarlı olan yarışı kazanır.
Slow and sure : Ağır ve emin. Temkinli.
Slow burning : Yavaş yanan.
Slow but sure : Yavaş ama emin adımlarla.
Slow coach : Yavaş kimse. Ağırkanlı kimse.
Slow down strike : Yavaşlatma işbırakımı. İşçilerin işlerini bırakmayıp çalışmayı yavaşlatarak üretimi düşürmeye yönelik yaptıkları işbırakımı.
Slow film : Büyük bir bölümü durgun çekimlerden, durgun ayrımlardan oluşan, yavaş dizemli, gerilimi az ya da gevşek, çatışmasız film. devingen filmin karşıtı. Durgun film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Slow gait : Ağır adi yürüyüş. Bacak hareketleri çapraz sıra ileri olan, hareketin art bacakların birinin itmesiyle başladığı, her an üç bacağın yerde bir bacağın havada olduğu, beden ağırlığını daima üç bacağın taşıdığı, atların bir yürüyüş şekli.
Slow keys : Yavaş tuşlar.
İngilizce Slow Türkçe anlamı, Slow eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Slow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Slack up : Gevşetmek. Laçka etmek. Hız kesmek. Çözmek. Koyvermek.
Boring : Delik. Tuzsuz. Bayıcı. Bıktırıcı. Bıktıran. Can sıkıcı. Boğucu. Sondaj. Usandırıcı.
Agelong : Asırlık. Yüzyıllar süren. Uzun zaman süren. Çağlar boyu süren.
Absolute loader : Salt yükleyici. Mutlak yükleyici.
Heavy handed : Can sıkıcı. Kaba. Beceriksiz. Patavatsız. Zalim. Sakar. Sert.
Delay : Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen sayıda tekrarlayarak yapay yankı hissi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz. Askıda bırakmak. Yankı. Aksatmak. Eğlemek. Tehir. Askıda bırakma. Oyalanmak. Geciktirmek. Ertelemek.
Bumper to bumper : Tampon tampona. Çok yavaş bir süratte gitmek. Birbirine çok yakın yolculuk etme. Tamponları neredeyse birbirine değecek gibi yavaş yavaş hareket etme (araçların).
Slowed down : Hızını almak. Ağırlaştırmak. Hızını düşürmek. Hafiflemek. Hızını eksiltmek. Hızı azaltmak. Yavaşlamış.
Tardiest : Ağır hareket eden. Yavaş giden. Geç kalmış. Yavaş ilerleyen. Yavaş olan. Gecikmiş.
Easy does it : Acele etme. Yavaş!. Dikkat et. Rahat ol. Dikkatli ol. Yavaş ol. Sakin ol.
Slow synonyms : wombat, blocker, slackness, time delay, pokey, cumbrous, behind time, decelerating, ac adapter, decelerated, gingerly, decelerate, accent char, abnormal end, downshift, cuti, scarcities, retarding, dilatory, leisurely, ham fisted, go slow, slacken, abstract syntax tree, lazy, bksp, late, slows, long playing, graduals, laid back, accent bar, blockish.
Slow zıt anlamlı kelimeler, Slow kelime anlamı
Sudden : Ansız. Birden. Umulmadık. Aniden. Apansız. Birdenbire. Ansızın olan. Ani. Beklenmedik.
Hurried : Aceleye gelen. Telaşla yapılmış. Acele. Aceleyle yapılmış. Telaşlı. Acele eden. Acele içinde olan. Aceleyle yapılan. İvedi.
Fast : Süratli. Rengi atmaz. Geriye sarmanın hızlı olanı. Yapışmak. Dayanmak. Hızlı. Sabit (renk). Çabuk. Hızlı geriye sarma. Perhiz yapmak.
Slow antonyms : increase, rush, accelerate.
Slow ingilizce tanımı, definition of Slow
Slow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Moving a short space in a relatively long time. As, to slow a steamer. To delay. To go slower. As, a slow stream. A moth. Moderate. Often with up. To retard. Not quick in motion. To render slow. Not rapid. Deliberate. Slew. As, the train slowed up before crossing the bridge. Not swift. Slowly. To slacken the speed of. A slow motion.

Bu kısımda Slow kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Slow ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Slow anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Slow ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.