Yavaş nedir, Yavaş ne demek

Yavaş; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Yavaş" ile ilgili cümle

  • "Yavaş adam. Yavaş at."
  • "Yavaş sesle konuşuyor."
  • "Yavaş bir yürüyüş."
  • "Yavaş tut, içinde kırılacak eşya var." - M. Ş. Esendal
  • "Yavaş vurdu."

Yavaş isminin anlamı, Yavaş ne demek:

Erkek ismi olarak; Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. Şefkatli, sevecen.

İngilizce'de Yavaş ne demek? Yavaş ingilizcesi nedir?:

slow

Fransızca'da Yavaş ne demek?:

lent, ente

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Ordu ilinde, Bolaman Bucağı

Yavaş anlamı, tanımı:

Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Hızlı olmayarak. Alçak, hafif. Yumuşak huylu, yumuşak başlı.

Yavaş atın tekmesi yavuz olur : "yumuşak huylu kimseler öfkelendiklerinde aşırı davranışlarda bulunurlar" anlamında kullanılan bir söz.

Yavaş gel : Abartarak konuşanlar için kullanılan bir söz.

Yavaştan almak : İşi gereken sürede yapmamak.

Yavaş tütün : Sert olmayan tütün.

Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Gitgide. Azar azar.

Yavaşa : Burunduruk.

 

Yavaşça : Oldukça yavaş bir biçimde, usulca.

Yavaşçacık : Usulcacık.

Yavaşlama : Yavaşlamak işi.

Yavaşlamak : Yavaş gitmeye başlamak, hızını azaltmak, yavaş olmak.

Yavaşlatılma : Yavaşlatılmak işi.

Yavaşlatılmak : Yavaşlatma işi yapılmak.

Yavaşlatılmış hareket : Filmde hızlı hareketlerin ayrıntılarını gözlemeye yarayan sinema düzeni.

Yavaşlatma : Yavaşlatmak işi.

Yavaşlatmak : Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek.

Yavaşlık : Yavaş olma durumu.

Adamın yere bakanından suyun yavaş akanından kork : "duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Yumuşak : Sessiz, hafif. Kolaylıkla işlenebilen. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Okşayıcı, tatlı, hoş. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.

Huylu : Ürkek, sinirli (binek hayvanı). Herhangi bir huyu olan. İşkilli, kuşkulu.

Başlı : Başı olan.

Alçak : Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Kısa (boy). Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer). Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı.

 

Hafif : Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Önemli olmayan. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Etkisi az olan, sert karşıtı. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz.

Hızlı : Güç kullanarak. Uçarı, çapkın, hovarda. Çabuk, seri, süratli. Çabucak.

Ağır : Ciddi. Değeri çok olan, gösterişli. Keskin, boğucu (koku). Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Yavaş. Ağır sıklet. Ağırbaşlı, ciddi. Yoğun. Davranışları yavaş olan. Sıkıntı veren, bunaltan. Çetin, güç. Kısık, alçak. Sindirimi güç (yiyecek). Çapı, boyutu büyük. Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Yavaş bir biçimde.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı.

Bir : Sadece. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Sayıların ilki.

Yavaş artan geiıelleşmiş fonksiyon : Schwartz uzayında tanımlı doğrusal fonksiyonel.

Yavaş çalışma : Yavaş hareketlerle bacak ve kol alıştırmaları.

Yavaş çevirim : Yavaşlatılmış devinimi sağlamak amacıyla alıcının olağan hızının altında çalıştırılması.

Yavaş dondurma : Etlerin -3 oC ile -10 oC arasındaki ısılarda dondurulması işlemi.

Yavaş gel : abartarak konuşanlar için kullanılan bir söz.

Yavaş ılıncık : Yaklaşık 1500 m/sn. hızla devinen ılıncık.

Yavaş nabız : Aorta ve mitral stenozlarda görülen yavaş yükselen ve yavaş azalan nabız, pulzus tardus.

Yavaş nötron : Kinetik enerjisi belirgin bir değerin (100 eV) altında kalan nötron.

Yavaş oksitlenme : (kimya)

Yavaş olmak : Yumuşak huylu ve tahammüllü olmak.

Yavaş ile ilgili Cümleler

  • Yavaş çalışırsan, hatalar yapmazsın.
  • Yavaş çalışmama olanak tanır mısınız?
  • İlk başta gergindim ama yavaş yavaş daha rahatladım.
  • O güçlü bir Teksas aksanıyla yavaşça konuştu.
  • Sanırım biraz daha yavaş konuşmalısın.
  • Tom, biraz yavaşlayabilir misin?
  • Yavaş bir gün geçirdik.
  • Yavaş bir yaz sezonundan sonra iş ilerlemeye başladı.
  • Yavaş bir internet bağlantım var.
  • Yavaş bir el hareketiyle onun bir tutam saçını kenara itti. Sonra, şefkatle ve yumuşak bir şekilde kulağının alt tarafından boynunu öptü.
  • Yavaş çalış, ve hatalar yapma.
  • Yapraklar yavaş yavaş dökülüyor.
  • Bugün internet çok yavaş.
  • Muhtemelen biraz daha yavaş konuşmalısın.

Diğer dillerde Yavaş anlamı nedir?

İngilizce'de Yavaş ne demek? : adj. gingerly, languishing, leisurely, lingering, not fast, poco, slow, slowspeed, tardy

adv. largo

Fransızca'da Yavaş : lent/e, indolent/e, lentement, pesamment, tardif/ive

Almanca'da Yavaş : adj. bedächtig, bedachtsam, gemessen, langsam, leise, lento, sacht, sachte, trödelig

Rusça'da Yavaş : adj. медленный, замедленный, медлительный, спокойный, тихий, негромкий, нешумный

adv. понемногу, постепенно, осторожно, тихо