Geri nedir, Geri ne demek
- Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı.
- "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.
- Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval.
- Aptal, anlayışsız.
- Eksik gösteren (saat)

- Hayvanda boşaltım organının dışı.
- Bir şeyin sona kalan bölümü.
- Son, sonuç.
- Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş.
- Geriye doğru.
- Geçmiş, mazi.
"Geri" ile ilgili cümleler
- "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."
- "Bu saat beş dakika geridir."
- "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi." - N. Cumalı
- "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok." - S. F. Abasıyanık
- "Geri düşünce. Geri adam."
- "Sen gerisini düşünme."
- "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Sabanda enek ile kılıç arasına konan tahta.
Yamaçlarda toprağı tutmak için yapılmış olan setler. 2.Avlunun etrafını çeviren çit.
Kıldan dokunan araba veya kağnıda saman taşımak için kullanılan kap
Öte, kalan
Dağın girintili çıkıntılı yeri.
Kağnı arabalarında kolların arasındaki açıklığı korumak için takılan ağaç
Soy, ata: Bize gerilerimiz böyle dediydi.
Geriye, geri dönerek.
Artık, bundan böyle
Sonra (Kuşu)
Taş, toprak, kum taşımaya yarayan sedye şeklinde bir çeşit araç, teskere
Saman ve benzeri şeyleri taşımak için kağnı arabalarına gerilen hasır, çul: Harmandan iki geri saman getirdim.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Dört parçadan oluşan kıl yaygı. (Garip *Senirkent -Isparta)
Kağnı ve arabalarda saman taşımak için kullanılan kıl ya da yünden yapılmış yaygı. (Akçaşar *Yalvaç -Isparta; Kösten, Ulucak *Eşme -Uşak; *Emirdağ -Afyonkarahisar; Yenikent *Aksaray - Nğ.; Başkışla *Karaman -Konya)
Büyük kıl çuval .(Çarıksaray *Şarkikaraağaç -Isparta)
Bilimsel terim anlamı:
Vücudun ortasından geçen çizgiyle dar açı yapan çizginin gösterdiği ve ilerinin karşıtı olan yön.
Almanca'da Geri ne demek?:
rückwärts
Fransızca'da Geri ne demek?:
fondement, anus
Osmanlıca Geri ne demek? Geri Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
ric'î
Geri anlamı, kısaca tanımı:
Geri almak : Arabayı geri geri götürmek için vites kolunu geri durumuna getirmek. verdiğini almak. düşmandan kurtarmak. geriye doğru götürmek.
Geri basmak : Geri geri gitmek.
Geri çekilmek : Karıştığı bir işi sürdürmekten veya sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek.
Geri çevirmek : Geri vermek, geldiği yere göndermek, iade etmek. kabul etmemek, reddetmek.
Geri dönmek : Geldiği yere gitmek.
Geri durmak : Bir iş yapmaktan kaçınmak.
Geri gitmek : Kötüleşmek.
Geri göndermek : Geldiği yere göndermek, iade etmek.
Geri kalmak : Arkada kalmak. gecikmek. çağdaşlarının ve yaşıtlarının düzeyine gelememek veya düzeyinde olmamak.
Geri kalmamak : Yapmaktan kaçınmamak. birinden daha az başarılı olmamak.
Geri komamak : Yapmak.
Geri saymak : Geriye doğru saymak.
Geri vermek : Bir şeyi aldığı yere veya kimseye vermek, iade etmek.
Geriye bırakmak : Tehir etmek.
Geriye dönmek : Yüzünü arkaya çevirip ters yöne gitmek.
Geriye yürümek : Öncesini kapsamak.
Geri besleme : Bir düzeneğin çıktısından alınan kuvvetin veya bilginin bir bölüğünün o düzeneğin girdisi ile bağlaşımı.
Geri bildirim : Gönderilen bilgi veya talimatın alıcıda yaptığı etkiye ilişkin edinilen bilgi, dönüt. Yapılan bir davranışın, düzenlemenin sonucu hakkında insanın çevreden edindiği bilgi.
Geri çekilme : Savaşı daha elverişli şartlarda sürdürmek amacıyla bir askerî birliğin başka bir mevzi veya bölgeye hareket etmesi, ricat. Vazgeçme.
Geri dönüşüm : Atıkların yeniden değerlendirilmesi durumu.
Geri hizmet : Askerlik mesleğinin savaşta veya askerî harekâtta, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek, içecek, silah sağlama vb. çok yönlü hizmetleri en akılcı, etkili ve seri bir biçimde plan ve programa bağlayıp uygulayan hizmetler bütünü, ikmal, lojistik. Ordunun türlü gereksinimi ile ilgili işlerin bütünü.
Geri kafalı : Yenilikleri istemeyen, eskiye bağlı (kimse).
Geri kalmış : Az gelişmiş (ülke, toplum).
Geri ödeme : Alınan bir borcun ödenmesi, rambursman.
Geri plan : Arka plan.
Geri tepme : Merminin atılışı sırasında namlu içinde gazların geriye doğru sıkıştırmasından ileri gelen hareket.
Geri vites : Vitesteki dişlilerden otomobilin geri gitmesini sağlayan dişli.
Geri zekalı : Anlayışı kıt, aptal. Zekâ düzeyi gelişmemiş (kimse).
Geriden geriye : Gizlice, sinsice. Uzaktan, yakın bir ilgi göstermeyerek.
Gerisin geri : Yeniden, tekrar, bir daha. Geldiği yere veya ters yöne doğru, gerisin geriye.
Geriye dönüş : Roman, hikâye, sinema vb.nde geçmişteki bir olayı, gösterilen o anda yeniden verme.
İleri geri : Rastgele, gelişigüzel (konuşmak). Ayrıntıları düşünülmeyen.
Geri dönüşümlü : Geri dönüşümü olan.
Geri geri : Geriye doğru, arka arka, götün götün, kıçın kıçın.
Geri geri çekilmek : Arka arka gitmek.
Geri kafalılık : Geri kafalı olma durumu.
Geri kalmışlık : Az gelişmişlik.
Geriatri : Yaşlılık bilimi.
Gerici : Bir organı germeye yarayan (kas). Germe işini yapan kimse. Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan (kimse veya görüş), ilerici karşıtı, mürteci.
Gericilik : Gerici (I) olma durumu, irtica.
Gerilek : Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen.
Gerileme : Kavrama yeteneğinin giderek zayıflaması durumu. Geri çekilme, ricat. Gerilemek işi. Bir dokunun, bir organın değişim geçirmemesi veya bir yapının basitleşmesi. Gelişimin daha erken dönemlerine geri dönme. Sonuçlardan ilkelere, etkilerden sebeplere ve birleşiklerden yalınçlara doğru usa vurma işlemi.
Gerilemek : Daha aşağı bir dereceye düşmek. Hastalık, gelişmeksizin yok olmaya yüz tutmak. Bir tepki karşısında katı sayılan bir tutumdan vazgeçmek. Geri çekilmek, geriye çekilmek.
Geriletme : Geriletmek işi.
Geriletmek : Gerilemesine yol açmak.
Gerileyici benzeşme : Kelimelerde sonraki sesin önceki sesi etkilemesi: çarşanba çarşamba gibi.
Gerileyiş : Gerileme işi.
Gerili : Gerilmiş olan.
Gerilik : İdrak etme yeteneğinde veya okul başarılarında yaşına göre geri kalma durumu. Geri olma durumu.
Gerilim : Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür. Gerginlik, tansiyon. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj.
Gerilim ölçümü : Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme, tansiyometri. Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi, tansiyometri.
Gerilimli : Gerilimi olan.
Gerilimölçer : Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet, tansiyometre.
Gerilimsizlik : Gerilimsiz olma durumu.
Gerilla : Düzenli bir orduya karşı küçük birlikler hâlinde çatışan, hafif silahlarla donatılmış topluluk. Bu topluluktan olan kimse. Bağımsız bir biçimde hareket eden çete.
Gerilla savaşı : Düşman kuvvetlerinin eylemlerini engellemek, baltalamak veya geciktirmek amacıyla gerillaların yaptığı savaş.
Gerillacılık : Gerillacı olma durumu.
Gerillalık : Gerilla olma durumu.
Gerilme : Kasların son uzama gücü ile vücudun bütün bölümlerinde oluşan gergin durum, gevşeme karşıtı. Gerilmek işi.
Gerilmek : Kasılmak. Kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek. Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek. İlişki ve davranış bozulacak duruma gelmek. Gergin bir biçimde açılmak.
Gerinme : Gerinmek işi.
Gerinmek : Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak.
Geriş : Germe işi. Sırt.
Gerisin geriye : Gerisin geri.
Geriz : Lağım, keriz.
Gerize taş atmak : Edepsiz bir kimseye edepsizliğini göstermeye fırsat vermek.
Aç esner aşık gerinir : "herkes içinde bulunduğu koşula göre davranır" anlamında kullanılan bir söz.
Adımını geri atmak : Başladığı bir işten geri dönmek.
Alçak gerilim : Etki değeri bin volta kadar olan elektrik potansiyeli. Düşük voltajlı elektrik hattı.
Alt gerilim : En düşük atanmış değerin altındaki gerilim değeri.
Anma gerilim : Bir tesisatın veya tesisat bölümünün tarif edildiği gerilim.
Aşırı gerilim : Bir elektrotun denge hâlindeki potansiyeli ile akım geçerken ölçülen potansiyeli arasındaki fark. Beyan edilen değerden büyük olan akım, aşırı akım.
Atılan ok geri dönmez : "iyi düşünmeden yaptığımız işlerden pişman olarak geri dönmek isteriz ama artık iş işten geçmiştir" anlamında kullanılan bir söz.
Ayakları geri geri gitmek : Bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek.
Besleme gerilimi : Bir aletin veya aracın elektrik besleme uçlarında istenen gerilim.
Bir çekirdek geri kalmamak : Bütünüyle denk olmak.
Buğday ile koyun geri yanı oyun : "çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur" anlamında kullanılan bir söz.
Çift ile koyun gerisi oyun : "en zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapılmış olan çiftçiliktir, diğer işler eğlence gibidir" anlamında kullanılan bir söz.
Dönüp geriye bakmak : Eskiyi hatırlamak, geçmişi gözden geçirmek.
Gördün deli savul geri : "dengesiz kimselerden uzak durmak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.
İleri geri etmemek : Uzun boylu tartışmamak, sorgu sual etmemek.
İleri geri konuşmak : Yersiz ve gönül kıracak biçimde konuşmak.
İlerisini gerisini düşünmemek : Sonucun ne olacağını hesaplamamak.
İlerisini gerisini hesaplamamak : Herhangi bir konuda çok ve ayrıntılı düşünmeden hareket etmek, tedbirsizce, ihtiyatsızca davranmak.
Kasap yağı bol bulunca gerisini yağlar : "elinde kendisine gerekli olandan fazla şey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder" anlamında kullanılan bir söz.
Kır gerillası : Dağlarda, köy ve kasabalarda eylem yapan çete.
Lafını geri almak : Sözünü geri almak.
Ruhsal gerilim : Ameliyat şoku, travma, soğuk, coşku vb. etkenlerin organizmada oluşturduğu bozuklukların tümü, stres.
Sağdan geri dönmek : Geri dönmek, geri dönüp gitmek.
Sözünü geri almak : Üstüne aldığı bir işten vazgeçtiğini söylemek. söylemiş olduğu bir sözde haksız olduğunu kabul ederek onun söylenmemiş sayılmasını istemek.
Ters yüz geri dönmek : Gittiği bir yerden istediğini elde edemeden dönmek.
Ters yüzü geri dönmek : Gerisin geriye gitmek. gittiği bir yerden istediğini elde edemeden dönmek.
Yüksek gerilim : Otuz üç bin kilovattan elli dört bin kilovata kadar olan gerilim.
Yüz geri etmek : Geri döndürmek.
Yüzüğü geriye çevirmek : Evlenme sözünü geri almak, nişanı bozmak.
Zeka geriliği : Türlü sebeplerle zihnin görevini yapmakta gösterdiği sürekli yavaşlama, duraklama ve gerileme durumu.
Bölüm : Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
Taraf : İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.
Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.
Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. Yazının veya sözün bitim bölümü. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Öz, özet. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey.
Kalan : Bir çıkarmanın sonucu. Artan, mütebaki. Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Kalma işini yapan.
Geçmiş : Çürümeye yüz tutmuş. Arkada kalan hayat. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Geçme işini yapmış. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.
Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.
Son : Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet. Döl eşi. En arkada bulunan. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan. Olanca. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı. Uç, sınır. Ölüm.
Bir : Sayıların ilki. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Beraber. Sadece. Bir kez. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
Mazi : Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi (Thuya). Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil. Hayvansal ve bitkisel asalakların bitkilerde oluşturduğu ur.
Boşaltım : Boşaltma işi. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri.
Dışı : Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Yumuşak, kolay işlenen (maden). Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki). Verimli, doğurgan. Kadın. Şuh, işveli, çekici.
Eksik : Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. İhtiyaç duyulan şey. Az. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat.
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Aptal : Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.
Anlayışsız : Hoşgörüsüz. Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi.
Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Bacak. Göl ayağı. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Vücudun belden aşağı bölümü. Halk edebiyatında uyak. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Basamak. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta.
Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Karşı yönünce. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Yakın, yakınlarında. Gerçek, yalan olmayan. Gerçek, hakikat.
Geri akış : Ters yönde akış, ileriye doğru seyreden sıvı akımının geriye doğru seyir göstermesi, refluks, reflü.
Geri akış özofagitisi : Yemek borusu büzgeninin işlevsel bütünlüğünün bozulması sonucu mide asidinin ve pepsinin, yemek borusu mukozasında oluşturduğu hiperemi, çizgi tarzında ülserler ve erozyonlarla belirgin patolojik değişim, refluks özofagitis.
Geri akış vanası : Pissu döşeminde, suyun geriye akışını önleyen vana.
Geri alım : Bir ülkedeki kamu veya özel kesim fırmasının, diğer ülkedeki kamu veya özel kesim firmasına makine-donanım, üretim teknolojisi veya anahtar teslimi fabrika satması durumunda kurulacak tesislerde üretilecek malların, satış bedeli kadarlık kısmını veya bir bölümünü geri satın alması.
Geri alım anlaşması : Bir ülkedeki kamu veya özel kesim fırmasının, diğer ülkedeki kamu veya özel kesim firmasına makine-donanım, üretim teknolojisi veya anahtar teslimi fabrika satması durumunda kurulacak tesislerde üretilecek malların, satış bedeli kadarlık kısmını veya bir bölümünü geri satın almasına dayanan anlaşma.
Geri alınabilir sayca : Sağlayan, açan bankaca istenildiği anda yürütmeden kadırılan sayca.
Geri alma : istirdâd.
Geri alma arancı : istihkak da'vâsı (bk. iyelik arancı, dilemi).
Geri anlaklı çocuk : Anlık gelişimi yönünden ortanın altında olan çocuk.
Geri besleme etkisi : Yayılma etkisinin, bu etkiyi başlatan piyasa üzerinde yarattığı etki.
Geri ile ilgili Cümleler
- Geri besleme için teşekkürler.
- Geri bildirim bırakmaktan hoşlanırım.
- Geri besleme iyiydi.
- Geri bildirimini istiyorum.
- O yarın geri gelmeyecek.
- O onun aşkını geri çevirmedi.
- Tom'a geri aramasını söyler misin?
- Ne zaman geri döneceğimi bilmiyorum.
- Geri alıyorum.
- Onlar eve geri giderken Mustafa durmalarını ve yiyecek bir şey almalarını önerdi.
- Ben sadece geri dönüştürülmüş kağıttan yapılmış tuvalet kağıdı alırım.
- Geri adım at.
- Geri adım atsan iyi olur.
- Bu eylem Tom'un mahkumların geri kalanı için bir tehdit olduğu konusunda cezaevi müdürünü ikna etti.
Diğer dillerde Geri anlamı nedir?
İngilizce'de Geri ne demek? : [Geri and Freki] n. Gary, male first name
v. administer, administrate; manage, direct
adj. rear, back, reverse, backward, rearward, reversing, hind, posterior, slow
Fransızca'da Geri : arriéré/e
Almanca'da Geri : adv. hinten, zurück
Rusça'da Geri : n. зад (M), тыл (M), продолжение (N), остальное (N)
adj. задний, обратный, тыловой, отсталый, отставший, косный, недалекий
adv. назад, обратно

Bu kısımda Geri nedir? Geri ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Geri tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Geri hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.