Gerilemek nedir, Gerilemek ne demek

  • Geri çekilmek, geriye çekilmek.
  • Hastalık, gelişmeksizin yok olmaya yüz tutmak.
  • Daha aşağı bir dereceye düşmek.
  • Bir tepki karşısında katı sayılan bir tutumdan vazgeçmek

"Gerilemek" ile ilgili cümleler

  • "Dürdane gerileyip baktı, kurnaz bir kahkaha ile göğsü oynadı." - M. Yesari

Gerilemek anlamı, kısaca tanımı:

Gerileme : Bir dokunun, bir organın değişim geçirmemesi veya bir yapının basitleşmesi. Gerilemek işi. Kavrama yeteneğinin giderek zayıflaması durumu. Sonuçlardan ilkelere, etkilerden sebeplere ve birleşiklerden yalınçlara doğru usa vurma işlemi. Gelişimin daha erken dönemlerine geri dönme. Geri çekilme, ricat.

Çekilmek : Azalmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak. Tartılmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Geri gitmek, ricat etmek. Yok olmak. Çekme işi yapılmak. Kendini geriye veya bir yana çekmek.

Derece : Sıcaklıkölçer. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Denli, kadar. Başarı gösterme. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe.

 

Düşmek : Bulunmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Vurmak, değmek, rastlamak. Eksilmek. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Bayağılaşmak. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Yağmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Düşkünleşmek. Fırsat çıkmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. İşbaşından uzaklaşmak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Uğramak, kapılmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Yakışmak, uygun gelmek. Kötü yola girmek. Belirli zamana rastlamak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Vakti gelmeden ölü doğmak. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışık almak. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek.

Hastalık : Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Aşırı düşkünlük, tutku. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Ruh sağlığının bozulması durumu.

Gelişmek : Şişmanlamak. İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek, inkişaf etmek. Büyüyüp boy atmak, yetişmek, neşvünema bulmak.

 

Tutmak : Herhangi bir durumda bulundurmak. Uğramak. İş görebilmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bağlamak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Bir kimsenin yerini almak. Varsaymak, farz etmek. Ulaşmak, varmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. İşgal etmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Bir şey düşünmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İzlemek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Avlamak. Hedef olarak almak. Alacağa veya vereceğe saymak. Beklenen sonucu vermek. Kapatmak, sarmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Kullanmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Sunmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Sarmak, bürümek. Bırakmamak. Başlamak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Yaklaştırmak. Elde bulundurmak, ele almak. Benimsemek, beğenmek. Kaplamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak.

Tepki : Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon. Karşılık verme. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış.

Geri : Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Aptal, anlayışsız. Geçmiş, mazi. Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Eksik gösteren (saat). Geriye doğru. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval.

Daha : Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Henüz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Aşağı : Değeri daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Aşağıya, yere doğru. Bayağı, adi. Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.

Bir : Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Beraber. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.

Diğer dillerde Gerilemek anlamı nedir?

İngilizce'de Gerilemek ne demek? : v. regress, recede, degrade, drop back, stand back, fall back, worsen, deteriorate, draw back, drop behind, drop off, redound, remount, retreat, retrograde, slip, turn back

Fransızca'da Gerilemek : reculer, régresser, rétrograder, caner, mollir, plier, se rejeter

Almanca'da Gerilemek : v. zurückgehen, zurücktreten, zurückweichen

Rusça'da Gerilemek : v. пятиться, отступать, регрессировать, деградировать, отступить