Pin worm türkçesi Pin worm nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • İlkel solucanlar (scolecida) dalının, yuvarlak solucanlar (aschelminthes) sınıfının, iplik solucanları (nematodes) takımından, insanların özellikle çocukların bağırsağının rektum bölgesinde asalak olarak yaşayan bir tür.
  • İğne solucanı.

Pin worm ingilizcede ne demek, Pin worm nerede nasıl kullanılır?

Pin : Topluiğne ile tutturmak. Dübel ile tutturmak. Mandal. Açmaza almak (satranç). Toplu iğne. Tutturmak. Broş. İğnelemek. Saplama. Sıkıştırmak.

Worm : Kurtlarını dökmek. Kurt aramak. Solucan gibi kıvrılarak ilerlemek. En çok ufak boylu solucanlara ve böcek kurtçuklarına, seyrek olarak böceklere ya da başka eklembacaklılara verilen ortak ad. Ödlek. Solucanlar köküne bağlı omurgasız hayvanların genel adı. Bağırsak kurdu. Solucanları ayıklamak. Kurt.

Pin belt : Tutturmalık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İki filmin uç uca getirilerek yapıştırılmaksızın geçici olarak birleştirilmesini sağlayan, film eninde, iki yanında delikler bulunan mukavva, selüloit ya da madenden parça. film üzerindeki resim ya da ses yolunun yitime uğramaksızm birleşmesini sağlayan yapıştırıcı kuşak.

Pin count : İğne sayısı.

Pin down : Sıkıştırmak. Hareketsiz kılmak. Yerine oturtmak. Sıkboğaz etmek. Sıkıca yerleştirmek. Zorunlu kılmak. Mecbur etmek. Bağlamak. Saptamak. Açıkça belirtmek.

 

Pin hinge : Milli oynak. Milli mafsal. Saplama menteşe. Panolarda kullanılan kanatları tahtanın içinde olan bir tür menteşe.

Pin hole : Pim yuvası. Pim deliği. İğne deliği.

İngilizce Pin worm Türkçe anlamı, Pin worm eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pin worm ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

 

Aardvarks : Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Pin worm synonyms : pinworm, acacia, abo blood groups system, abambulacral area, abiotic environment, aardwolf, aardvark.