Polio türkçesi Polio nedir

  • Poliomyelit.
  • Çocuk felci (medikal tıp terimi).
  • Çocuk felci.
  • Polyo.

Polio ile ilgili cümleler

English: It is important to immunize children against polio.
Turkish: Çocuk felcine karşı çocukları aşılamak önemlidir.

English: Jonas Salk developed the polio vaccine in 1952.
Turkish: Jonas Salk 1952 yılında çocuk felci aşısını geliştirdi.

Polio ingilizcede ne demek, Polio nerede nasıl kullanılır?

Polioclastic : Sinir sisteminin boz maddesini tahrip eden. Polioklastik.

Polioencephalitis : Polyoansefalit. Beynin gri maddesinin yangısı, poliyoensefalitis, poliyoensefalopati. Poliyoensefalit. Poliyoensefalitis. Poliensefalitis.

Polioencephalomalacia : Beyinde gri maddenin nekrozu. geviş getirenlerin polioenfsefalomalasisi. Polioensefalomalasi.

Polioencephalomeningomyelitis : Beyin gri maddesi, omurilik ve beyin-omurilik zarlarının yangısı. Poliyoensefalomeningomiyelitis.

Polioencephalopathy : Poliyoensefalopati. Poliensefalitis.

Polianite : Polianit.

Polios : Çocuk felci. Poliomyelit. Polyo.

Police commissioner : Polis komiseri. Emniyet müdürü. Komiser.

Police : Sakçılar. İnzibat altına almak. İnzibat. Güvenliği sağlama. Polis örgütü. Kontrol etmek. Nöbet. Sakçı denetiminde bulundurmak. Kolluk. Yönetmek.

Ruminant polioencephalomalacie : Geviş getirenlerin polioensefalomalasisi. Sığır, koyun ve keçilerde, tiyamin yetersizliğine bağlı olarak biçimlenen beyinde bakışımlı, gri ve beyaz maddede nekroz, körlük, diş gıcırdatma, aşırı tükürük salgısı, opistotonus ve çırpınmalarla belirgin bir hastalık, polioensefalomalasi, serobrokortikal malasi, serebrokortikal nekroz.

 

İngilizce Polio Türkçe anlamı, Polio eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polio ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Infantile paralysis : Çocukluk bunaması.

Poliomyelitis : Polyomiyelit (medikal tıp terimi). Polyomiyelit. Polimiyelit. Bkz.polio. Poliyomiyelit. Poliyomiyelitis.

Infectious disease : Vücutta patojenik organizmaların gelişiminden kaynaklanan hastalık. Başkalarına geçirilebilir hastalık. Taşınabilir hastalık. Bulaşan hastalık. İnfeksiyöz hastalık. Bulaşıcı hastalık. Enfeksiyöz bir etken veya onun ürünlerinin konak vücudunda bulunmasından dolayı normal fonksiyonlarını yerine getirememesi sonucu konakçının sağlık durumunda meydana gelen değişiklik, enfeksiyöz hastalık, kontagiyöz hastalık. etken, bakteri, virüs, mantar veya parazit olabilir, konaktan diğer konağa bulaşabilir veya konağın kendi mikroflorasından kaynaklanır.

Polio synonyms : acute anterior poliomyelitis, polios.