Precatory türkçesi Precatory nedir

  • Niyaz kabilinden.

Precatory ingilizcede ne demek, Precatory nerede nasıl kullanılır?

Deprecatory : Hoşnutsuzluk ifade eden. Beğenmeyen. Uygun bulmayan. Karşı çıkan. Küçümseyen. Karşı koyan. Aşağılayıcı. Küçük düşürücü.

Imprecatory : Lanet olası. Lanet.

Deprecator : Karşı çıkan kişi. İtirazcı.

Deprecatorily : Hor görerek. Beğenmeyerek. Özür dileyerek. Onaylamayarak. Uygun bulmayarak. Küçümseyerek.

Deprecators : İtirazcı. Karşı çıkan kişi.

Deprecated : Onaylanmayan. Hor görülen. Sevilmeyen. Küçümsenen. Aşağılanan. Onaylanmamış. Protesto edilen. Küçük düşürülen. Modası geçmiş. Artık kullanılmayan.

Deprecations : İtiraz. Şiddetle reddetme. Karşı koyma.

Deprecate : Uygun bulmamak. Şiddetle reddetmek. İtiraz etmek. Karşı çıkmak. Onaylamamak. Karşı koymak. Protesto etmek. Küçümsemek.

Imprecator : Başkasına küfreden kimse. Başka birine lanet okuyan kimse.

Deprecation : Şiddetle reddetme. Karşı koyma. Tasvip etmeme. İtiraz.

İngilizce Precatory Türkçe anlamı, Precatory eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precatory ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pleading : Yalvaran. Layiha. Yalvarma. Dava. Dava açma. Rica eden. Savunma. İddia. Rica etme. İtiraz dilekçesi.

 

Imploring : Rica eden. İstirham. Yalvaran.

Beseeching : Yalvarış. Yalvarma. Yalvaran. Rica eden.

Precatory synonyms : precative.

Precatory zıt anlamlı kelimeler, Precatory kelime anlamı

Imperative : Emir belirten. Tahakküm. Emir. Gerekli. Kaçınılmazlık. Şart. Zorunluluk. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.’nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alım’dır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb. Buyurucu. Zorunlu.