Pleading türkçesi Pleading nedir

Pleading ile ilgili cümleler

English: Ali gave up running for mayor after pleading guilty to drunken driving.
Turkish: Ali alkollü araba kullanma suçunu kabullendikten sonra Belediye Başkanlığı adaylığından çekildi.

English: Tom served five days in jail last year after pleading guilty to drunken driving.
Turkish: Alkollü araç sürme suçunu kabul ettikten sonra geçen yıl beş gün hapishanede yattı.

Pleading ingilizcede ne demek, Pleading nerede nasıl kullanılır?

Alternative pleading : Terditli.

Entertained a pleading : Bir iddaayı kabul etme. Bir kanıtı kabul etme. Bir görüşle aynı fikirde olma (hukuk terimi). Bir davayı kabul etme.

Special pleading : Özel savunma. Tek taraflı savunma.

Pleadingly : Rica ederek.

Pleadings : Dava önergeleri. Rehin. Savunma.

Plead not guilty : Suçlamayı reddetmek. Suçu reddetmek. Sorumluluğu reddetmek.

Plead : Minnet etmek. Savunmak. Suçlamak. Duyurmak. Savunma yapmak. Dava açmak. Mazeret göstermek. Avukatlığını yapmak. Özür olarak öne sürmek. Müdafaa etmek.

Pleads : Savunma yapmak. Özür dilemek. Minnet etmek. İstirham etmek. Müdafaa etmek. Avukatlığını yapmak. Savunmak. Dava etmek. Rica etmek. Yalvarmak.

 

Plead guilty : Suçu kabul etmek. Suçunu kabul etmek. Suçunu itiraf etmek. Suçu kabullenmek.

Pleader : Savunucu. Savunma vekili. Dava vekili. Avukat. Dava savunucusu.

İngilizce Pleading Türkçe anlamı, Pleading eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pleading ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beseeching : Yalvarış.

Contention : Görüş. Tartışma konusu. Uyuşamama. Yarışma. Sav. Mücadele. İhtilaf. Bakış açısı. Kavga.

Action : Aksiyon. Bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Yükselti. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Bir amaç çevresinde örüntülü işlevsel ve karmaşık bir edimler dizgesi. Olayların gelişimi. Çalışma. Kuvvet. Devinme. Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu.

Advocacies : Yasal savunma. Fikir savunuculuğu. Aktif destek. Taraf tutma. Tarafını tutma. Tarafgirlik. Taraftarlık. Avukatlık.

Arguments : Konu. Parametreler. Tartışma. Kanıt. Delil. Görüş. Münakaşa. İşlenen konu.

 

Defense : Korunma. Bir takımın kalesini korumak ve gol yememek için oyun süresince çaba göstermesi. Bkz.defence. Doğrulama. Savunma silahları. Davalı. Koruma. Görevi karşı takımın akıncılarına karşı kaleyi korumak olan oyuncuların kurdukları kat.

Suppliant : Dilekçe sahibi. Yalvaran kimse.

Petition : Dilek. Talep etmek. Dua. İstirham. Dilekçe. Temenni. Dilemek. Toplu dilekçe.

Importunate : Sırnaşık. Yılışık. Sürekli bir şeyler isteyen. Israr eden. Açgözlü. Çok ısrarcı. Aç gözlü. Doymaz. Yapışkan. Israrla isteyen.

Litigations : Hukuk davası. Davalar. Hukuki ihtilaf. Ticari anlaşmazlıkların dava açma yoluyla çözümlenmeye çalışılması. Dava ikamesi. Dava etme.

Pleading synonyms : pleading in the alternative, precative, affirmative pleading, bill of particulars, adjuratory, defective pleading, petitionary, beseecher, indictment, case, conjuration, allegations, apology, backfield, cases, apologias, invocation, deraignment, intercession, mendicant, beseechment, special pleading, advocating, petitioned, implorations, cause, appeal, adjuration, supplicants, charge, bet, alternative pleading, backfields.

Pleading zıt anlamlı kelimeler, Pleading kelime anlamı

Imperative : Emir belirten. Emir. Emreden. Buyrultu. Şart. Tahakküm. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Emir kipi. Zorunlu. Zorunluluk.

Pleading ingilizce tanımı, definition of Pleading

Pleading kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of advocating, defending, or supporting, a cause by arguments.