Arguments türkçesi Arguments nedir

Arguments ile ilgili cümleler

English: Ali seldom wins arguments.
Turkish: Ali nadiren tartışmaları kazanır.

English: Marital arguments should always be constructive to a marriage.
Turkish: Evlilik tartışmaları, bir evlilik için daima yapıcı olmalıdır.

English: Ali seems to enjoy provoking arguments.
Turkish: Ali tartışmaları provoke etmeyi seviyor.

English: Ali sometimes is very aggressive and likes to start arguments.
Turkish: Ali bazen çok saldırgandır ve tartışmaları başlatmayı sever.

English: Ali usually wins arguments.
Turkish: Ali genellikle tartışmaları kazanır.

Arguments ingilizcede ne demek, Arguments nerede nasıl kullanılır?

Arguments against : Aleyhinde tartışmalar. Aleyhinde dava açma. - e karşı çekişmek.

Arguments for : - adına tartışan. Lehine tartışmak. -in lehine dava sunmak.

Arguments for and against : Lehte ve aleyhte savunmalar. Birinin lehine ve aleyhine tartışmak. Artılarını ve eksilerini sunmak.

Arguments in scripts : Program parçalarında kullanılan parametreler.

Action arguments : Eylem bağımsız değişkenleri.

Far fetched argument : Zorlama delil. Asılsız argüman. Doğal olmayan kanıt. Zoraki argüman. İnanılmaz iddaa. Mantıksız suçlama. Olağandışı iddaa.

 

Narrow an argument down : Bir tartışmayı açıkça belirlemek. Bir tartışmayı daraltmak.

For the sake of argument : Farz edelim ki. Varsayalım ki.

Clinch an argument : Güçlü kanıtlar sunmak. Konuya açıklık getirmek. Karşısındakini susturmak.

Argument completion technique : Sonuç çıkarma yordamı. Bireye bütünlenmemiş bir öykü ya da olaylar dizisi sunup bundan sonuç çıkarmasını isteyerek, tutumları ölçen çıkarımcı yordam, bk. dolaylı yordam.

İngilizce Arguments Türkçe anlamı, Arguments eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Arguments ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Claim : Herhangi bir işlem sonucu doğan akçalı hak. Sav. Alacak. Talep. Gerektirmek. Hak iddia etmek. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. Sahip çıkmak. Israr etmek. Talepte bulunmak.

Argle bargle : Ağız dalaşı. Hareketli tartışma.

Fight : Mücadele etmek. Savaşım. Dövüşmek. ...ile savaşmak. Savaşmak. -e karşı savaşım vermek. Uğraşmak. Savaş. Kavgacılık ruhu. Dövüş.

Purview : Sadet. Hüküm alanı (bir yasanın). Alan (soyut olarak). Kapsam. Alan. Mefhum. Mana. Görüş alanı. Anlam. Meal.

Matter : Bilinçten bağımsız olarak var olan ve bilinçte yansıyan nesnel gerçekliği anlatan bir felsefe kavramı. İrinlenmek. Mesele. Fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. İnsan bilincinden bağımsız olarak somut biçimlerde varolan, tüm nesneler, olaylar ve dizgelerle, bunların özellik, ilişki ve etkileşimlerinin sonsuz çeşitliliğini, her türlü devinim biçimiyle kapsayan nesnel gerçeklik. İrin. Madde. Sebep. Yazılı şey.

 

Determiner : Belirleyen. Belirtici. Belirleyici. Belirteç. Niteleyici sözcük. Bir adın anlamını sınırlayan ve bu adı tanımlayan sözcük.

Convincing proof : İkna edici kanıt. İkna edici delil.

Allegations : Bahane. Sav. Özür. İleri sürme. Mazeret.

Averment : Delil gösterme. Kanıt gösterme.

Pledge : Sağlığına kadeh kaldırmak. Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı tarafından el konulmak üzere sözleşmenin yapıldığı anda alacaklıya borçlu tarafından güvence olarak gösterilen taşınır veya taşınmaz değer. Sağlığına içmek. Güvence vermek. Rehin vermek. Rehin. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Taahhüt etmek. Vadetmek.

Arguments synonyms : determining factor, specious argument, counterargument, apology, averments, confirmations, question, statement, apprehensions, apprehension, advocacy, heading, aspects, con, controversy, clincher, bust up, cases, evidence, bun fight, asseveration, concept, assertion, last word, backfields, adjudication, adjudications, attitude, supporting document, confirmation, argumentation, broils, demonstrations.

Arguments zıt anlamlı kelimeler, Arguments kelime anlamı

Pro : Yanında. Yandaş. Bir ölçek sınarının dile getirdiği tutuma katılan ya da olumlu yanıt veren kişi ya da bir sınarı onaylayan görüş, bk. karşı. Profesyonel. Destekleyen fikir. Fahişe. Lehinde. Taraftar. Orospu.

Con : Dikkatle okumak. Hile yapmak. Sahtekarlık yapmak. Dolandırmak. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş. İncelemek. Karşı. Aldatmak. Dümen kullanmak. Kafalamak.