Sensor türkçesi Sensor nedir

  • Duyaç.
  • Algılayıcı.
  • Alıcı.
  • Dedektör.
  • Sensörlü.
  • Müşür.
  • Kaptör algılayıcı sensör.
  • Duyargaç.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Duyucu.
  • Sensör.

Sensor ile ilgili cümleler

English: What if we all are brains in vats and every sensory perception is illusionary?
Turkish: Ya hepimiz fıçılardaki beyinlersek ve bütün duyusal algılar yanılsamaysa?

English: Cryptesthesia is another term for extrasensory perception.
Turkish: Kriptestezi duyular dışı algılama için başka bir terimdir.

Sensor ingilizcede ne demek, Sensor nerede nasıl kullanılır?

Sensor array : Duyucu dizilimi. Duyaç dizilimi. Algılayıcı dizilimi.

Sensor based system : Duyuculara dayalı sistem. Duyaçlara dayalı sistem.

Sensor data : Algılayıcı veriler. Algılayıcı verileri. Duyucu verileri.

Sensor fusion : Algılayıcı tümleştirme. Duyaç tümleştirme. Duyucu tümleştirme.

Sensor measurement : Duyucuyla ölçüm.

Speed sensor : Hız monitörü. Hız müşiri. Devir sensörü. Frekans kaptörü veya algılayıcısı.

Intelligent sensor : Akıllı duyucu.

Proximity sensor : Yakınlık duyucusu. Yaklaşım sensörü. Yakınlık algılayıcı.

Sensorial analysis : Duyusal analiz. Üründeki kaliteyle ilgili değişimlerin duyu organlarıyla belirlenmesi, beş duyuyla yapılan analizler, organoleptik analiz.

 

Sensoria : Duyu merkezi. Algı merkezi. Beyin. Vücudun algısal aparatı.

İngilizce Sensor Türkçe anlamı, Sensor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sensor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Access key : Erişim anahtarı. (internet, bilgisayar) bilgisayar kullanıcısının klavyeyi kullanarak anında bir web sitesinin belirli bir bölümüne atlamasına izin veren tuş. Erişim tuşu.

Sensors : Algılayıcılar. Sensor.

Magic eye : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Göz ışıtacı. Bazı elektronik araçlarda (radyo, ses aygıtı), ayarın tam olarak yapıldığını gözle görülebilecek biçimde belirten aygıt.

Abnormal end : Olağandışı sonlanma.

Acceptor : Muhatap. Akseptör. Onaylayan kimse. Ödeği kabul eden. Poliçeyi kabul eden. Kabulcü. Kabul eden kişi. İlaç molekülleriyle dönüşümlü olarak bağlandıkları halde herhangi bir etkiye neden olmayan almaç benzeri büyük moleküllü yapılara verilen ad. Ödekte yazılı parayı ödemeği kabul ettiği anlamına gelmek üzere ödeği imzalayan kişi.

Access mechanism : Erişim düzeneği. Erişim mekanizması.

Detector : Detektör. Bulucu. Duyarga. Yüklü parçacıkların ya da ışılcıkların içinden geçerken oluşturdukları üşerleşim ile kendilerini ele verdikleri gm sayacı, çiftüşek gibi aygıtlardan her biri. Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır. Sezici. Algıç. Akım yönlendirici.

Accelerator key : Hızlandırıcı tuş. Kısayol tuşu. Hızlı erişim tuşu. Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. Hızlandırma tuşu. İvmelendirme tuşu.

Electric eye : Bir durumu sabitlemek (örneğin radyo frekansı ayarlaması) için kullanılan minyatür kanal. Elektrikli göz. Fotoelektrik hücre. Elektrik gözü. Sensor.

 

Consignees : Emanetçi.

Sensor synonyms : trace detector, addressees, detecters, access control entry, abbreviate, cinema camera, detecter, accent char, sensing element, buyers, buyer, photocell, acceptors, absolute device, ac adapter, camera, consignee, metal detector, abort sequence, photoelectric cell, accepters, mine detector, detecting element, photoconductive cell, abort, access control, absolute loader, clients, acceptant, device, abstract syntax tree, client, addressee.

Sensor ingilizce tanımı, definition of Sensor

Sensor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the sensor nerves. Sensory.