Slotter türkçesi Slotter nedir

  • Yarma frezesi.

Slotter ingilizcede ne demek, Slotter nerede nasıl kullanılır?

Slotted : Oluklu. Kanallı. Delik veya delikleri olan. Yarıklı. Giriş veya girişleri olan. Oluk veya yiv açılmış. Delinmiş.

Slotted aloha : Dilimli aloha.

Slotted grid : Kaydırma askısı. Işık kaynaklarının tutturulmasına ve bir çubuk yardımıyla itilerek düzlüğün istenilen noktasına getirilmesine yarayan, perde raylarını andıran askı çeşidi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Sieve slotted hole : Yarıklı elek.

Slotting : Yerleştirmek. Yoluna koymak. Delik açmak. Yerine oturtmak. Yarma yıvana deliği. Oturtmak. Yarık açmak. Kama kanalı.

Adapter slot number : Bağdaştırıcı yuva numarası.

Slot machine : Otomatik satış makinesi. Slot makinasi. Kumar makinesi. Kumar aleti. Meşrubat otomatı. Yiyecek otomatı.

Slotting allowance : Raf bedeli. Malını satmak üzere ayırdığı yer için üreticinin perakendeciye yaptığı ödeme. imalatçının ürettiği yeni bir malın dağıtımı için perakendeciye yaptığı ödeme.

Slot into : Yer vermek. Uyum sağlamak. Yer ayırmak. Yerine koymak.

Bar code slot reader : Yuvalı çubukkod okuyucu.

İngilizce Slotter Türkçe anlamı, Slotter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slotter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Textual matter : Basılacak metin.

Pastoral : Kırsal. Çoban müziği. Papazlığa ait. Kır hayatına ait. Pastoral eser. Piskoposlarla ilgili. Çobanlara hayatına ait. Çobanlara ait. Pastoral şiir.

Document : Kanıtlamak. Genellikle kalıcı nitelikte ve kişi ya da makinece okunabilen bir veri ile bunun yazılı olduğu veri ortamı. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Bir olguyu ya da bir savın doğruluğunu gösteren, basılı da olabilen kanıtlayıcı gereç. Belge ile kanıtlamak. Döküman sağlamak. Belgelere dayandırmak. Belgelendirmek. Bir araştırmada bilgi kaynağı olarak başvurulan ve çeşitli kamu ya da özel kişi ve kuruluşlarca derlenmiş, yayınlanmış ya da yayınlanmamış veriler. Belgelemek.

Round robin : Daire şeklinde imzalanan dilekçe. Herkesin birbiriyle karşılaştığı turnuva. Hepsini bir kez dene. Dairesel denetim. Hepsini birer kez dene. Mevcut bağlantılarından uzaklaştırmak amacıyla hükümlünün bir ceza evinden diğerine nakledilmesi. Çevrimsel sıralı.

Name and address : Ad ve adres. İsim ve adres.

Ps : Bitmiş bir mektuba yapılan ek. Postskript. Not. Bir kitaba ek. Polis çavusu. Bir dökümana eklenen ilave belge. Ek.

Dead letter : Sahibine ulaştırılamayan mektup. Hükmü kalmamış kanun. Ölü belge. Üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu. Hükümsüz mektup. Geçerliliği kalmamış kanun. Teslim edilememiş mektup. Hükümsüz yazı. İstenilmemiş, alınmamış, verilmemiş ya da zaman aşımına uğramış belge.

Form letter : Tek tip bir üslupla yazılan ve bir grup insana dağıtılması düşünülen mektup. Form mektup. Mektup formu. Kabuk mektup. Hazır mektup.

 

Cover letter : Bilgi sağlayan paket ile birlikte iliştirilen mektup. Tanıtma yazısı. Irsalat mektubu. Ön yazı. Bir soruşturuda soru çizinliğinin başında yer alan, araştırmanın yürütücüsü, amacı ve soruların yanıtlanma biçimini belirten yazılı açıklama, bk. başvuru. Teyit mektubu. Üst yazı. Açıklayıcı mektup. İçeriklerini daha ayrıntılı anlatmak için başka belgelerle gönderilen giriş mektubu.

Address : Nutuk çekmek. Adres. Göndermek. Söz yöneltmek. (sorunların) üzerine gitmek. Kendini bir işe adamak. Adres yazmak. Konuşma yapmak. Söylev vermek.

Slotter synonyms : crank letter, encyclical letter, dead mail, fan letter, open letter, personal letter, air letter, epistle, postscript, missive, letter of intent, business letter, encyclical, line, aerogramme, destination, mail, covering letter, aerogram, chain letter, airmail letter, last mentioned, invitation, correspondence, text.

Slotter zıt anlamlı kelimeler, Slotter kelime anlamı

Former : Öncel. Geçmiş. Biçimlendirici. Sabık. Gövde uçak. Kalıpçı. İlk söylenen. Eski. Evvelsi. Evvelki.

Disparage : Hor görmek. Küçük görmek. Kötülemek. Adamdan saymamak. Batırmak. Küçümsemek. Aşağı görmek. Küçük düşürmek. Aleyhinde konuşmak. Kötümsemek.

Criticize : Yermek. Eleştiri getirmek. Eleştirmek. Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Kusur bulmak. Tenkit etmek. Eleştiri yöneltmek. Kritiğini yapmak. Kritik etmek. Ayıplamak.