Synonymy türkçesi Synonymy nedir

  • Anlamdaşlık.
  • Eşanlamlılık.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Eş anlamlılık.
  • Eşanlamlı (sözcük).
  • İki veya daha çok kelimenin aynı veya birbirine yakın anlam taşıması: kızmak/sinirlenmek, öfkelenmek/hiddetlenmek gibi bk. eş anlamlı (kelime).

Synonymy ingilizcede ne demek, Synonymy nerede nasıl kullanılır?

Be synonym for : Sinonimi olmak. Aynı anlama gelmek. Eşanlamlı olmak.

Replace with synonym : Eşanlamlısı ile değiştir.

Synonym : Eşanlamlılık. Anlamdaş. Eşanlam. Anlamdaş sözcük. Aynı kategoride kullanılamayan aynı taksonu ifade eden iki veya daha fazla sayıdaki bilimsel ad. moleküler biyolojide aynı aminoasidi kodlayan iki veya daha fazla kodon. Eşanlamlı sözcük. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aynı kategoride kullanılan aynı taksonu ifade eden iki ya da daha fazla sayıdaki bilimsel isim. moleküler biyolojide aynı amino asidi kollayan iki ya da daha fazla kodon. Eş anlamlı. Sinonim.

Synonymicon : Eş anlamlılar sözlüğü. Eş anlamlı kelimeler sözlüğü.

Synonymity : Anlamdaşlık.

Synod : Rahipler meclisi. Meclis. Kavuşma. Kilise meclisi. Kavuşma (astronomi terimi). Toplantı. Sinod. Seçilmiş üyelerden oluşan kurul. Kavuşum (astronomi terimi). Ruhani meclis.

Synonymousness : Eşanlamlılık.

 

Synods : Kilise meclisi. Kavuşma (astronomi terimi). Toplantı. Seçilmiş üyelerden oluşan kurul. Rahipler meclisi. Ruhani meclis. Sinod. Kavuşum (astronomi terimi). Kavuşma. Meclis.

Synodic period : Bir gezegenin güneş'le ar arda iki kez kavuşması arasındaki zaman süresi. Kavuşum dönümü. Kavuşum dönemi.

Synonymously : Koordineli olarak.

İngilizce Synonymy Türkçe anlamı, Synonymy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Synonymy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Active voice : Düz çatı. Etken çatı. Aktif ses. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif çatı.

Accentuation : Harekeleme. Önemle belirtme. Ahenk vurgusu. Vurgu. Vurgu işaretlerini koyma. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgu işaretleri koyma. Vurgulu okuma.

 

Accusative : İsmin -i halindeki. İsmin -i halindeki sözcük. İsmin -i hali. İsmin i hali. İsmin -i haline ait. Belirtme durumu. İsmin -i halindeki sözcük grubu. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. Yükleme durumu.

Ablaut : Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü almaşması. Ses değişimi. Ünlü atlaması.

Accidence : Morfoloji. Büküm. Çekim. Yapıbilim. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Tasrif. Bükün. Sarf usul ve prensipleri.

Accent of group : Grup vurgusu. Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Active verb : Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Abstract noun : Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Oyut ad. Soyut isim. Soyut ad. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut ad’dır.

Synonymy synonyms : synonymousness, actif, action noun, semantic relation, adjectival construction, synonym, adjektive, action verb, equivocal, synonymity, adams apple, ablative.

Synonymy ingilizce tanımı, definition of Synonymy

Synonymy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The quality of being synonymous. Sameness of meaning.