Accidence türkçesi Accidence nedir

  • Büküm.
  • Sarf usul ve prensipleri.
  • Çekim.
  • Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi.
  • Morfoloji.
  • Yapıbilim.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Bükün.
  • Tasrif.

Accidence ingilizcede ne demek, Accidence nerede nasıl kullanılır?

Accident : Tesadüf. Bir nesnenin ikincil ve öze ilişkin olmayan özelliği. Arıza. Raslantı. Hukuk, madencilik alanlarında kullanılır. Umulmayan durum. Beklenmedik olay. İlinek. Rastlantı. Araz.

Accident analysis : Kazaların mekanik ve insanla ilgili nedenlerini bulmak için yapılan inceleme. Kaza sebeplerinin araştırılması. Kaza incelemeleri.

Accident at sea : Deniz kazası.

Accident benefit : Kaza tazminatı.

Accident curve : Kaza sayısını gösteren çizelge. Yol katliamı. Birçok kaza. Kaza virajı.

 

Accident frequency : Kaza sıklığı.

Accident rate : Kaza oranı. Her milyon iş saatinde kaza yönünden yitirilen zamanın tümü. Kaza oluş oranı.

Accident prevention : Kazadan korunma. Kazayı önleme. Kaza önleme. Kazaya karşı korunma.

Accident proneness : İşçinin normal kaza yapma oranı. Kazaya yatkınlık. Olağan dışı kaza. Bir işçinin olağan dışı kaza yapması.

Accident protection : Kazalardan korunma.

İngilizce Accidence Türkçe anlamı, Accidence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accidence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Draw : Devam etmek. Çekiliş. Berabere biten oyun. Çekme. Karalamak. Çekiş. Yem. Cazibe. Bir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi.

Twistings : Dolambaçlı. Dalkavukluk. Yılankavi. Torsiyon. Burulma. Bükme. Burma. Döndürme. Bükücü.

Morphologies : Biçim. Şekilbilim. Şekilbilgisi. Biçim bilim. Biçimbilim. Biçim bilimi.

Inflection : Kıvrılma. Ses tonunun değişmesi. Eğilme. Dönüm. Sesin yükselip alçalması. Sesin perdesini değiştirme. Çekim eki.

Twisting : Bükücü. Dolambaçlı. Kıvırma. Burulma. Burma. Yılankavi. Torsiyon. Döndürme. Dalkavukluk.

Ablaut : Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü atlaması. Ses değişimi. Ünlü almaşması.

 

Draughting : Çekme. Teknik resim. Yudum. Çizim.

Conjugations : İzdivaç. Konjugasyon. Fiil çekimi. Evlilik. Mantıksal çarpım. Konjugasyon. Birleşme. Evlenme.

Adjektive : Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! — ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb. Sıfat.

Declination : Zayıflama. Eğim. Düşme. Azalma. Açılım. Sukut. Geri çevirme. Reddetme. Yatma.

Accidence synonyms : inflectional morphology, choice, declension, wreath, morphology, tectology, abstract noun, active verb, ablative, accent of group, the twist, adjectival construction, appeal, flection, adams apple, active voice, actif, drafting, attractions, laid, flexions, anatomy, declensions, affinity, action verb, flexion, accusative, conjugation, wreaths, accentuation, anatomies, action noun, camera shooting.

Accidence ingilizce tanımı, definition of Accidence

Accidence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The rudiments of grammar. The accidents, of inflections of words.