Draw türkçesi Draw nedir

  • Çizmek.
  • Berabere biten oyun.
  • Çekme.
  • Bir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi.
  • Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır.
  • Yem.
  • Cazibe.
  • Karalamak.
  • Çekmek.
  • Çekim.
  • Ağızdan laf almak için söylenen söz.
  • İlgi çekici şey.
  • Kura.
  • Çekiş.
  • Devam etmek.
  • Çekiliş.
  • Bir oyunu takımların golsüz ya da eşit sayıda gol atarak bitirmesi.
  • Keşide.
  • Berabere kalmak.

Draw ile ilgili cümleler

English: Ali watched Mary draw a picture.
Turkish: Ali Mary'nin bir resim çizmesini izledi.

English: Ali asked me to draw a map.
Turkish: Ali benden bir harita çizmemi istedi.

English: Can you draw me a map of your street?
Turkish: Bana sokağınızın bir haritasını çizebilir misin?

English: Ali knows where to draw the line.
Turkish: Ali nerede sınır koyacağını biliyor.

English: Can you draw the chemical structure of phenol?
Turkish: Fenolün kimyasal yapısını çizebilir misin?

Draw ingilizcede ne demek, Draw nerede nasıl kullanılır?

Draw a bead on : Göz koymak. Nişan almak. Silahını doğrultmak. Dikkatle nişan almak. Tüm ilgisini birine yöneltmek.

Draw a bead on someone : Birisine silah doğrultmak. Birisine nişan almak. Nişan almak.

Draw a bill : Senet düzenlemek. Poliçe keşide etmek. Borç senedi düzenlemek.

 

Draw a blank : Bir şeyi düşünememek. Başarısız olmak. Hiçbir şey elde edememek. Boş çıkmak (piyangoda). Bulamamak. Çuvallamak. Hava almak. Kurada veya piyangoda hiçbir şey alamamak. Üstüne bir bardak su içmek. Hatırlayamamak.

Draw a bow at a venture : İşkembeden sallamak. Boş atıp dolu tutmak.

Draw a conclusion : Sonuç çıkarmak. Sona erdirmek. Bir sonuca ulaşmak. Sonuçlandırmak.

Draw a comparison : Karşılaştırma yaptı. Karşılaştırdı. Paralellik kurdu.

Draw a breath : Ferahlamak. Nefes almak. Soluklanmak.

Draw a line : Çizgi çekmek. Yapmamak. Çizgi çizmek. Set çekmek. İzin vermemek. Bir dur demek. Sınır çizmek.

Draw a cheque : Çek yazmak. Çek keşide etmek.

İngilizce Draw Türkçe anlamı, Draw eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Draw ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cross out : Listeden silmek. Üstünü çizerek iptal etmek. Üstünü çizmek. Kalem çekmek. Çizdirmek. Silmek.

Depicting : Tanımlama. Tasvir eden. Göstermek. Tasvir etmek. Resmetmek. Betimlemek. Tasvir etme.

Besmears : Bulaştırmak. Pisletmek. Kirletmek. Bulamak.

Arrest : Tevkif etmek. Hukuk, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gelen kimse. Tutuklama. Bitirmek. Bloke etmek. Yakalamak. Tutuklamak. Önlemek.

Traction : İlgi. Çekilme. Cer. Traksiyon. Yol tutuş. Çekiş gücü. Taşıma.

Draw in : Ayartmak. Kısalmak (günler). Solumak. Nefes almak. Aklını çelmek. Kısalmak (gün). İstasyona girmek. Kenara yanaşmak. Kısmak. Kendine çekmek.

Hale : Missouri eyaletinde şehir. Sağlam. Sürüklemek. Dinç. Sağlıklı. Zinde. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.

 

Abide : Olmak. Sadik kalmak. Gözlemek. Kurala uymak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Sakin olmak. Bir yerde kalmak. Dayanmak. Sadık kalmak. İkamet etmek.

Conjugations : İzdivaç. Tasrif. Konjugasyon. Mantıksal çarpım. Birleşme. Evlilik. Evlenme. Konjugasyon. Fiil çekimi.

Abidden : Sadık kalmak (vaade veya karara). Sadık kalmak. Beklemek. İkamet etmek. Baki kalmak. Dayanmak. Katlanmak. Durmak. Uymak.

Draw synonyms : create by mental act, pull back, attend, attraction, force, cancel, allude, feed stuff, carry forward, fodder, carry on, depict, depicted, choice, haulages, attract, attends, tractions, affinity, allures, continues, depicture, drawler, pull, blacken, pick off, describe, cajolements, abides, carry on with, bedaubing, decoying, draws.

Draw zıt anlamlı kelimeler, Draw kelime anlamı

Push : Yürütmek. Çaba harcamak. Kakmak. Reklamını yapmak. Vuruşta elin toptan ayrılmadan bir süre kalması eylemi. ...yaşına merdiven dayamak. Dürtme. Reklamla satmak. Uğraşmak. Merdiven dayamak.

Adduct : Eklenti. Boya bileşimi. Yaklaştırmak. Eklenme ürünü.

Abduct : Alıkoymak. Adam kaçırmak. Tebit etmek. Kaçırmak. Kız kaçırmak. Zorla kaçırmak. Birini zorla kaçırmak. Uzaklaştırma (anatomi terimi). Uğrulamak. Çekme.

Draw antonyms : repel, sheathe.

Draw ingilizce tanımı, definition of Draw

Draw kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To exert strength in drawing anything. The act of drawing. Draught. To pull. To haul. To drag. To cause to follow. As, a horse draws well. To have force to move anything by pulling. To pull along. To play (a short-length ball directed at the leg stump) with an inclined bat so as to deflect the ball between the legs and the wicket. The result of drawing, or state of being drawn. To cause to move continuously by force applied in advance of the thing moved. The sails of a ship draw well. .