Push türkçesi Push nedir

  • Gayret.
  • İşten kovulma.
  • İtme.
  • Enerji.
  • ...yaşına merdiven dayamak.
  • Çaba harcamak.
  • Baskı yapmak.
  • İlerleme.
  • Devam etmek.
  • İtelemek.
  • Kakmak.
  • Dürtme.
  • Reklamını yapmak.
  • Atılma.
  • Vuruşta elin toptan ayrılmadan bir süre kalması eylemi.
  • Reklamla satmak.
  • Yaklaşmak (yaş).
  • Basmak (düğme vb'ne).
  • Bastırmak.
  • Hücum.
  • Sıkıştırmak.
  • Kakma.
  • İtiş.
  • Yardım.
  • Destek.
  • Zorla kabul ettirmek.
  • Basmak.
  • Girginlik.
  • Zorlamak.
  • Girişkenlik.
  • Uyuşturucu satmak.
  • Sürmek.
  • Voleybol alanında kullanılır.
  • Güç.
  • Dayanmak.
  • Yürütmek.
  • Ikınmak.
  • Merdiven dayamak.
  • Çaba.
  • İtmek.
  • Uğraşmak.

Push ile ilgili cümleler

English: Ali tried to push the door open.
Turkish: Ali kapıyı iterek açmaya çalıştı.

English: All you have to do is push this red button.
Turkish: Bütün yapman gereken kırmızı butona basmaktır.

English: All you have to do is push this button to take a picture.
Turkish: Fotoğraf çekmek için yaptığın tüm şey şu butona basmaktır.

English: All you have to do is push this button.
Turkish: Bütün yapman gereken, bu tuşa basmak.

English: Ali likes to push the limits.
Turkish: Ali sınırları zorlamayı sever.

Push ingilizcede ne demek, Push nerede nasıl kullanılır?

Push about : Zorluk çıkarmak. Öteye beriye bakmak.

Push along : Kalkmak. Kaçmak. Yaylanmak. Devam etmek. Gitmek.

Push around : Boyun eğmeye zorlamak. Şamar oğlanına çevirmek. Kabadayılık etmek. Emirler yağdırmak. Gözünü korkutmak. (birisini) sindirmek. İtip kakmak.

 

Push away : Geriye itmek veya püskürtmek. Bir kenara itmek. Bir yana itmek. İtip defetmek.

Push back : Uçağın yerde çekilmesi. Geri itmek. Geri püskürtmek. Uçağın geriye itilmesi. Geriye itmek.

Push money : Satış özendirme primi. Üretici veya dağıtımcı firmaların, çalıştıkları perakendici firma veya satış elemanlarına rakiplerinin ürünleri yerine kendi ürünlerini satmaları için her satışta verdikleri prim.

Push button switch : Düğme şalter. Basma düğmeli anahtar. Basmalı anahtar. Butonlu şalter. Düğme anahtar.

Push down : Bastırmak. Aşağı itmek.

Push bolt : Sürgü.

Push for : Can atmak. Israrla istemek. Şiddetle talep etmek. Arzulamak.

İngilizce Push Türkçe anlamı, Push eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Push ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Initiatives : İlk adım. Girişimler. Önayak olma. Girişim. Yasa teklifinde bulunma hakkı.

Obtruding : Israrla ileri sürmek. Zorla girmek. Zorla sokulmak.

Justle : Çarpma. Dürtükleme. Birlikte sıkılmış olma. Kalabalık olma. Karşı karşıya gelme. Çarpışma. İle yarışma. İtip kakma.

Inlays : Döşemek. Parke kaplamak. İnley. Kakma işlemek. Çerçevelemek.

Precipitancy : Tez canlılık. Acelecilik. Telaş. Acele.

Constricts : Boğaz. Kısmak. Büzme. Kısıtlamak. Büzmek. Sıkıştırmak (elbise vb). Daraltmak. Sıkmak.

Gregariousness : Sürü halinde yaşama. Toplu halde bulunma. Toplu halde yaşama. Toplu halde bulunma veya yaşama.

Effort : Efor. Çabalama. Eser. Emek. Çaba harcama. Teşebbüs. Uğraşma. Başarı.

 

Provocation : Öfkelendirici şey. Provokasyon. Tahrik. Dürtü. Kışkırtma. Kışkırtı. Kızılacak şey. Kızdırma. Sinirlendirme.

Push synonyms : push aside, poke at, muscle into, bull through, drub something into somebody, entrances, expansions, plug, agonises, assailment, aggression, impulsion, scaffolding, clout, capability, get up and go, coin, abidden, filches, dictate, endeavours, onrushing, come on, domineer, gumptions, goad, bear on, advance, embarkment, repulsions, coerces, dismission, clamor down.

Push zıt anlamlı kelimeler, Push kelime anlamı

Pull : Koymak. Etki. Kürek çekmek. İltimas. Koparmak. Girmek. Zorlu tırmanış. Yolmak. Fırt. Yudum.

Attract : Çekmek. Cezbetmek. Kendine çekmek. Mıknatısın demir tozlarını çekmesi. Çekmek (çekici olma vb). Cazip gelmek. Celp etmek.

Criticize : Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Eleştiri getirmek. Tenkit etmek. Kusur bulmak. Kritiğini yapmak. Kritik etmek. Ayıplamak. Eleştirmek. Yermek. Eleştiri yöneltmek.

Push ingilizce tanımı, definition of Push

Push kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A pimple. To press against with force. A thrust with a pointed instrument, or with the end of a thing. A company or clique of associates. A pustule. To drive or impel by pressure. As, to push with the horns or with a sword. To endeavor to drive by steady pressure, without striking. Opposed to draw. To make a thrust. A crowd. To shove. A gang.