Pull türkçesi Pull nedir

  • Torpil.
  • Asılmak.
  • Fırt.
  • Kenara çekmek (araba).
  • Çekiştirmek.
  • Yudum.
  • Nefes çekmek.
  • İltimas.
  • Yolmak.
  • Çekiş.
  • Etki.
  • Kürek çekmek.
  • Toplamak.
  • Nüfuz.
  • Kalkmak (araba).
  • Çekme.
  • Çekmek.
  • Doldurmak.
  • Gelmek.
  • Hareket etmek.
  • Koparmak.
  • Kısa sandal gezintisi.
  • İçmek.
  • Koymak.
  • Girmek.
  • Zorlu tırmanış.
  • Çevirmek (iş).
  • Kenara parketmek.

Pull ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't think we can pull this off.
Turkish: Ali bunu başarabileceğimizi sanmıyor.

English: Ali couldn't bring himself to pull the trigger.
Turkish: Ali tetiği çekmek için kendini ikna edemedi.

English: Ali began to pull on his jeans.
Turkish: Ali kot pantolonunu giymeye başladı.

English: Ali can probably pull some strings for you and get you into that school.
Turkish: Ali muhtemelen senin için torpil yapabilir ve seni o okula alabilir.

English: Ali didn't pull the trigger.
Turkish: Ali tetiği çekmedi.

Pull ingilizcede ne demek, Pull nerede nasıl kullanılır?

Pull a boner : Büyük bir pot kırmak. Büyük bir gaf yapmak.

Pull a face : Surat etmek. Burun kıvırmak. Surat yapmak. Yüzünü buruşturmak. Surat asmak.

Pull a fast deal : Hileli iş yapmak.

Pull a fast one : Kazık atmak. Oyuna getirmek. Kandırmak. Dolandırmak. Kazıklamak. Oyun etmek (kötü). Fırıldak çevirmek.

Pull a gun on : Silah çekmek.

Pull away : Kaçmak. Sıyrılmak. Geri çekilmek. Yola çıkmak. Kalkmak. Çekmek. Hareket etmek. Kurtulmak. Ayrılmak. Çekip ayırmak.

 

Pull a long face : Suratından düşen bin parça olmak. Surat yapmak. Yüzünden düşen bin parça olmak. Yüzünü asmak. Surat asmak. Suratını asmak.

Pull an all nighter : Bütün gece çalışmak.

Pull a muscle : Adaleyi fazla çekerek incitmek.

Pull down menu : Açılır menü. Çekmenü. Çekmeli menü. Çekme menü. Sarkan menü. Aşağıya açılan menü. Çekme menu.

İngilizce Pull Türkçe anlamı, Pull eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pull ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Row : Oturma yeri dizisi. Sandalla gezdirmek. Patırtı. Yansıra. Sözlü olarak kavga etmek. Kavgaya karışmak. Gürültü. Bir çizelgede gözlemlerin yataylığına dizilmesinden oluşmuş dizilerden her biri. Atışma.

Sip : Azar azar içmek. Bir yudum. Yudum yudum içmek. Yudumlama. İçim. Yudumlamak. Yudum almak. Bağlı oldukları atasoyla birlikte aynı düşsel atadan türediklerine inanmanın bir sonucu olarak birbirlerini kansal akraba sayan, bu nedenle aralarında evlenmeyip dışevlilik yapan, tüm toplumsal ve ekonomik ilişkilerini tekyanlı akrabalık adı verilen babayanlı ya da anayanlı yöntemlerden birine uygulamak zorunluğunda bulunan bireylerin oluşturduğu geleneksel toplum, bk. atasoy, içevlilik, dışevlilik, tekyanlı akrabalık, babayanlı akrabalık, krş. ikiyanlı akrabalık.

Curl up : Kıvrılmak. Bükmek. Bükülmek. Kıvırmak.

Bleed : Hacamat etmek. Kan kaybetmek. Boyası akmak. Kan gelmek. Kaçırmak. Kan almak. Sızdırmak. Kan ağlamak. Para sızdırmak.

 

Adhering : Yapışmak. Bitiştirmek. Bağlı kalmak. Bağlı olmak. Üyesi olmak. İltihak etmek. Katılmak. Bağlanmak.

Hang : Eğilmek. Dayanmak. Sarkıtmak. Asılı durmak. İpe çekmek. Sarkmak. Kavrama. Eğmek (başını). Bağlı olmak.

Encumbers : Engellemek. Sorumluluk altında bırakmak. Ayak bağı olmak. Sorumluluk yüklemek. Borç. Ayağına dolaşmak. Engel olmak. Yüklemek. Tıka basa doldurmak.

Behaving : Terbiyesini takınmak. Görgülü davranmak. Terbiyeli olmak. Davranmak. Çalışmak (mühendislik terimi).

Caroused : Nuş. İçki alemi yap. İçki içip şamata yapmak. İçki alemi yapmak. Nuş etmek. İçki içmek. İçki alemi. Kafayı çekmek. Alem.

Accite : Cezbetmek. Mahkemeye çağırmak. Celbetmek.

Pull synonyms : pull back, cull, agglomerate, diffusions, arrive, clogged, have a drink, accumulate, add up, establishes, break, curl, draftings, adding up, choke up, hook, buffoon, dominance, rived, jerk, accumulates, activity, plucks, budges, indulged, scull, bearing, authority, draw in, backer, closuring, backings, importance.

Pull zıt anlamlı kelimeler, Pull kelime anlamı

Push : Yaklaşmak (yaş). Baskı yapmak. Yardım. İtiş. Basmak (düğme vb'ne). Girginlik. İlerleme. Enerji. İtme.

Adduct : Boya bileşimi. Eklenti. Eklenme ürünü. Yaklaştırmak.

Abduct : Zorla kaçırmak. Çekme. (kas) dışarı çekmek. Tebit etmek. Kaçırmak. Dağa kaldırmak. Adam kaçırmak. Uğrulamak. Birini zorla kaçırmak. Alıkoymak.

Pull antonyms : repel.

Pull ingilizce tanımı, definition of Pull

Pull kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To draw forcibly. An effort to move something by drawing toward one. To tug. To draw, or attempt to draw, toward one. The act of pulling or drawing with force. As, to pull at a rope. To exert one`s self in an act or motion of drawing or hauling.