Toplamak nedir, Toplamak ne demek
- Bir araya getirmek

- Şişmanlamak, kilo almak.
- Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak.
- Dağınıklıktan kurtarmak.
- Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek.
- Devşirip kaldırmak.
- Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak.
- Artırıp biriktirmek.
- Çıban, yara irinlenmek.
- Hizmete çağırmak.
- Devşirmek.
"Toplamak" ile ilgili cümle örnekleri
- "Bu odayı biraz toplamak gerek."
- "Epey servet toplamış."
- "Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı." - M. Ş. Esendal
- "Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak." - O. S. Orhon
- "Kırlardan çiçek topladık."
- "Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak."
- "Asker toplamak."
Yerel Türkçe anlamı:
Toplamak, bir araya getirmek
Dermek.
Yayık yayılırken yağlar, kaymak ve yoğurttan ayrılıp bir araya toplanmak : Yayık topladı, boşaltalım.
Toplamak. || torlamak || toplamak
İçtima etmek.
Geri almak
Tahsil etmek.
Diğer sözlük anlamları:
Top ateşine tutmak.
İngilizce'de Toplamak ne demek? Toplamak ingilizcesi nedir?:
gather, sum
Osmanlıca Toplamak ne demek? Toplamak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
cem'etmek
Toplamak tanımı, anlamı:
Topla : Üç parmaklı dirgen.
Akımtoplar : Akümülatör.
Top toplayıcı : Futbol maçlarında oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse, ikibuçukluk. Maçlarda oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse.
Toplama : Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Toplanarak bir araya getirilmiş. Toplamak işi. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş.
Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.
Ağzını toplamak : Söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek.
Alkış toplamak : Çok alkışlanmak.
Bohçasını toplamak : Eşyasını toplamak.
Cesaretini toplamak : Kendine güven duygusunu, yürekliliğini ve atılganlığını bir araya getirmek.
Derleyip toplamak : Dağınık olan şeyleri bir araya getirip düzenlemek, düzene sokmak.
Dikkatini toplamak : Duygu ve düşünceyi bir konu veya yapılmış olan iş üzerinde yoğunlaştırmak.
Eteğini toplamak : Birinin derli toplu olmasını sağlamak, birini düzenli yaşatmak. birinin kötü yaptığı işleri düzeltmek.
Eteklerini toplamak : Düzenli, temiz veya namuslu olmak.
İlgi toplamak : İlgi görmek. ilgisini yoğunlaştırmak, belli etmek.
İmza toplamak : Bir dilekçeyi veya öneriyi, destekleyenlere imzalatmak.
Kafasını toplamak : Sağlıklı düşünebilir olmak.
Kauçuk toplamak : Otomobil yarışlarında pistteki lastik parçalarını yavaş gidip lastik üzerine yapışmasını sağlayarak toplamak.
Keli körü toplamak : İşe yaramaz kimseleri toplamak.
Kendinde toplamak : Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı içinde yer almasını sağlamak.
Kuvvetini toplamak : Gücünü artırmak, kuvvetlenmek.
Nal toplamak : At, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak. herhangi bir alanda geride kalmak.
Parsayı başkası toplamak : Bir emeğin karşılığını o emeği çeken değil, başka biri almak.
Pılı pırtı toplamak : Gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak.
Puan toplamak : Puan kazanmak. saygınlık sağlamak.
Sokaktan toplamak : Kolayca sağlamak, masrafsız ve zahmetsiz elde etmek.
Zihnini toplamak : Kendine gelmek, sağlıklı düşünmeye başlamak.
Getirmek : Bir makama atamak veya seçmek. Gelmesini sağlamak. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İletmek, bildirmek. İleri sürmek. Sağlamak.
Devşirmek : Bir araya getirmek, derlemek, toplamak. Katlamak, düzgün duruma getirmek.
Kaldırmak : Ürün toplamak, taşımak. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Çekmek, taşımak. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Çalmak, aşırmak. Tayin etmek, atamak. Uyandırmak. Uygun gelmek, yakışmak. Kaçırmak. Piyasadan çekmek. Toplamak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Hastayı hastaneye götürmek. Bir şeyden çokça satın almak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Alıp başka yere götürmek. Yükseltmek. Bulunduğu yerden almak.
Dağınıklık : Dağınık olma durumu.
Kurtarmak : Kurtulmasını sağlamak. Bir şeyin değerini karşılamak. Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak. Bir şeye zarar gelmesini önlemek. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek. Birinin cezalandırılmasına engel olmak. Uzaklaştırmak.
Düzen : Dolap, hile. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bez dokuma tezgâhı. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Yerleştirme, tertip. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
Sokmak : Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek. İçine veya arasına girmesini sağlamak. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek.
Bir : Sayıların ilki. Sadece. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
Biriktirmek : Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.
Çağırmak : Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek. Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Binmek için bir araç istemek.
Şişmanlamak : Şişman duruma gelmek.
Kilo : Kilogram. Halter sporunda barın iki ucuna yerleştirilen ve ağırlığı oluşturan parça.
Almak : Yer değiştirmek. Sürükleyip götürmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Çalmak. Yutmak, kullanmak. Satın almak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Tat veya koku duymak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Görevden, işten çekmek. Gidermek, yok etmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. İçeri sızmak, içine çekmek. Yolmak, koparmak. İçeri girmesini sağlamak. Temizlemek. Göreve, işe başlatmak. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Soldurmak. Kabul etmek. Birlikte götürmek. Ele geçirmek, fethetmek. Kazanmak, elde etmek. Kazanç sağlamak. İçecek veya sigara içmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Kısaltmak, eksiltmek. Başlamak. İçine sığmak. Örtmek, koymak. Erkek, kadınla evlenmek. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak.
Çıban : Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi.
Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.
Toplamak ile ilgili Cümleler
- Arıcılar balı toplamak için peteği kaldırdılar.
- Bilgi toplamak, gezinin temellerinden biridir.
- Ali düşüncelerini toplamak için bir an durakladı.
- Hobim, saat toplamaktır.
- O, az bilinen ülkeler hakkındaki gerçekleri toplamak için dünyayı dolaşıyor.
- Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.
- Bavulumu toplamakla meşguldüm, çünkü iki gün içinde Fransa'ya gidiyordum.
Diğer dillerde Toplamak anlamı nedir?
İngilizce'de Toplamak ne demek? : v. collect, assemble, bring together, sum up, add together, add up, combine, pick up, gather, gather up, clear away, accumulate, add, agglomerate, aggregate, amass, build, call in, cast up, club, compile, concentrate, congest, congregate, consolidate
Fransızca'da Toplamak : assembler, rassembler, réunir, accumuler, amasser, collecter, colliger, cueillir, enlever, grouper, masser, additionner, sommer, ramasser, recouvrer, recueillir, récupérer, totaliser, (asker) lever, (ürün) recueillir, (vergi) percevoir
Almanca'da Toplamak : v. abbeeren, addieren, akkumulieren, ansammeln, anspannen, aufhäufen, aufklauben, aussuchen, beitreiben, einsammeln, eintreiben, einziehen, häufen, konzentrieren, sammeln, scharen, scheffeln, summieren, totalisieren, vereinnahmen, versammeln, zusammenbringen, zusammenkratzen, zusammennehmen, zusam
Rusça'da Toplamak : v. собирать, подбирать, созывать, приглашать, вербовать, сгонять, сосредоточивать, концентрировать, накапливать, скапливать, аккумулировать, конденсировать, убирать, прибирать, складывать, поправляться, полнеть, отъедаться, нагнаиваться, суммировать, сводить, собрать, подобрать, созвать, пригласи

Bu kısımda Toplamak nedir? Toplamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Toplamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Toplamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.