Çıban nedir, Çıban ne demek

"Çıban" ile ilgili cümleler

  • "Bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur." - R. H. Karay

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateşle kendini gösteren irin birikimi, apse, cerahat kesesi, frunkel, fronkül, frunkul, furonkül, irin kesesi, irin şişi.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Furunkul.

İngilizce'de Çıban ne demek? Çıban ingilizcesi nedir?:

abscess, furuncle

Fransızca'da Çıban ne demek?:

abcès, clou-clavas, bouton

Çıban hakkında bilgiler

Çıban veya fronkül, bakteriyel enfeksiyon; deride oluşan ağrılı, şiş apseye verilen isimdir.

Genellikle, bir kıl keseciğine ya da yağ bezi kanalına giren Staphylococcus aureus bakterisinden kaynaklanır. Dokunulduğu zaman ele çok sert gelse de, gerçekte irinle doludur. İrinin birikmesi komşu sinirler üzerine baskı yapar ve iltihaba yol açar. Çıbanlar genel olarak, bir yere sürtünen bölgelerde, sözgelimi boyun, yüz, kulak, kol ve bacaklarda oluşur; ama bedenin her yerinde de görülebilir.

Ortasında kıl ostiumuna uyan bir yerde beyaz veya gri bir tıkaç gösteren fındık veya ceviz iriliğinde akut inflamasyon gösterir. Küçük fronküllerde nemli ısı drenajı artırır ve yeterli görünmektedir. Zamanla tıkacı atılır ve içindeki cerahat boşalır. Büyük fronküllerde ise drenaj gerekir. Gerek lokal gerekse sistemik nedenler ile çok sayıda fronkül gelişmesine veya sık sık nüksetmesine fronküloz denir. Fronkül her bölgede bulunabilir.

 

Dış kulak yolunun kıkırdak kısmındaki kıl köklerinde stafilokoklarla meydana gelir. Başlangıçta ağrı ile başlar, sonra ateş ve kırgınlık meydana gelir. Dış kulak yolunun hareket ettirilmesi ile (çiğneme v.s.) ağrı artar. Başlangıçta kızarıklık, daha sonra şişlik ve fronkül gözlenir. Tedavide, antibiotik verilir, ileri vakalarda drene edilir.

Çıban kısaca anlamı, tanımı:

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek.

Ateş : Öfke, hırs, hınç. Coşkunluk. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Büyük üzüntü, acı. Tutuşmuş olan cisim. Tehlike, felaket. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Patlayıcı silahların atılması. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

İrin : Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat.

 

Çıban işlemek : Çıban irin akıtmak.

Çıbanın başını koparmak : Ağır bir sorunun patlak vermesine yol açmak.

Çıban ağırşağı : Ağır sonuçlar doğurabilecek durum veya sorun. Çıbanın patlamak üzere olan yeri.

Çıbanbaşı : Yaranın ucu. Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu. Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse.

Halep çıbanı : Şark çıbanı.

Kan çıbanı : Kıl kökünden başlayarak deri altı dokusunu saran ve deride şişkinlikle beliren irinli kabartı.

Kurca çıbanı : Kaşıyıp kurcalamaktan azan çıban.

Şark çıbanı : Yurdumuzun Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, İran, Hindistan ve Kuzey Afrika'da insanların özellikle yüzünde veya kollarında görülen, iyileştiğinde iz bırakan bulaşıcı çıban, Urfa çıbanı, Halep çıbanı.

Urfa çıbanı : Şark çıbanı.

Çıbanlaşmak : Çıban durumuna gelmek.

Kurcalama sivilceyi çıban edersin : "küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deşerseniz başınıza büyük dert açarsınız" anlamında kullanılan bir söz.

Altın : Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış.

Şişkinlik : Enflasyon. Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik. Kabarıklık, şişlik. Şişkin olma durumu.

Kızartı : Kızarmış yer.

Birikim : Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Biriktirilen mal veya para. Birikme, bir yerde toplanıp yığılma.

Bakteri : Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.

Ağrılı : Ağrı ilinden olan kimse. Ağrıyan, ağrısı olan.

Çıban işlemek : çıban irin akıtmak.

Çıbanın başını koparmak : ağır bir sorunun patlak vermesine yol açmak.

Çıbanköy : Kastamonu kenti, Akkaya bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çıbanlaşma : Çıbanlaşmak durumu.

Diğer dillerde Çıban anlamı nedir?

İngilizce'de Çıban ne demek? : n. boil, abscess, blain, fistula, gathering, swelling

Fransızca'da Çıban : abcès [le]

Almanca'da Çıban : n. Blüte, Pocke

Rusça'da Çıban : n. гнойник (M), нарыв (M), фурункул (M), чирей (M)