Boil türkçesi Boil nedir
- Haşlanmak.
- Çıban.
- Kısaltmak.
- Kaynama.
- Galeyana gelmek.
- Kaynamak.
- Kaynama çekidi.
- Kaynatma.
- Fokurdamak.
- Pişmek.
- Kaynatmak.
- Haşlamak.
- Fokurdatmak.
- Pişirmek.
- Köpürmek.
Boil ile ilgili cümleler
English: Ali showed Mary how to boil water in a paper cup.
Turkish: Ali Mary'ye kağıt bir bardakta nasıl su kaynatacağını gösterdi.
English: I boil water in a sauce pan.
Turkish: Bir sos tavasında su kaynatıyorum.
English: Ali doesn't know how to boil water.
Turkish: Ali su kaynatmayı bilmiyor.
English: I'll boil you the potatoes.
Turkish: Sana patatesleri kaynatacağım.
English: Go boil your head!
Turkish: Git başımdan!
Boil ingilizcede ne demek, Boil nerede nasıl kullanılır?
Boil away : Kaynayarak buharlaşıp yok olmak. Kaynayıp gitmek. Kaynama nedeniyle buharlaşmak. Yok olmak. Kaynamak. Kaynayıp buharlaşmak.
Boil disease : Balıkların çıban hastalığı. Özel etkeninden doğan ve çoğunlukla ölüme yol açan asalaksal hastalık.
Boil down : Kısa kesmek. Suyunu çekmek. Özü kalana kadar kaynamak. Kısmak. Kaynayarak suyunu çekmek. Kaynatıp özünü çıkarmak. Özetlemek. Kaynatarak azaltmak. Özetini çıkarmak. Özüne indirgemek.
Boil down to : Demek olmak. Özü olmak. Demeye gelmek. Anlamına gelmek. İndirgenmek. Olmak. -den ibaret olmak.
Boil off : Kumaşı kaynatarak temizleme. Buharlaşma kaybı.
I have a boil : Çıban var.
Come off the boil : Hızı kesilmek. Yatışmak.
Lance a boil : Neşterle çıbanı yarmak.
Rolling boil : Yaş yakma. Kjeldahl yöntemiyle ham protein analiz yönteminin birinci basamağı olup yem örneğinin konsantre sülfürik asit, katalizör ve ısı etkisiyle yakılması işlemi.
Boil up : Fokur fokur kaynamak. Fokurdamak. Coşmak. Tehlikeli bir boyuta ulaşmak. Kızışmak. Fıkır fıkır kaynamak.
İngilizce Boil Türkçe anlamı, Boil eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Boil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bawled : Haykırış. Haykırmak. Avazı çıktığı kadar bağırmak (argo terim). Bağırmak. Feryat etme. Zırlamak. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Bas bas bağırmak. Yüksek sesle ağlamak.
Boil over : Kaynayıp taşmak. Kontrolden çıkmak. Taşmak. Kudurmak. Tepesi atmak. Taşmak (kaynarken).
Weldment : Kaynaklı parça. Bir çok parçanın birbiriyle kaynamasından oluşmuş birim. Birçok kaynaklı parçadan oluşan ünite.
Ebullism : Ebolizm.
Effervesces : Gaz kabarcıkları çıkarmak. Neşelenmek. Kabarmak. Köpüklenmek. Dolduruşa gelmek. Coşmak.
Cancel : Silme. Denkleştirmek. Vazgeçmek. Bozmak. Etkisiz hale getirmek. İptal. İşlemden kaldırmak. Çizmek. Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma, silme. Feshetmek.
Nuke : Nükleer reaktör. Atom bombası ile tahrip etmek. Mikrodalga fırında ısıtmak veya pişirmek. Nükleer silah. Atom bombası. Nükleer silahla saldırmak.
Abscessing : İltahaplı dokuda toplanan irin. Apse. İltahaplı dokuda irin birikmesi süreci. Enfeksiyon boyutu eksik. Yanı. Abse.
Bleb : Sivilce. Kabarcık.
Carbuncles : Lal taşı. Kızılyara. Karaçıban. Kan çıbanı. Kızıl renkli ziynet eşyaları. Yakut. Sivilce. Lal. Kızıl renk. Şirpençe.
Boil synonyms : overboil, creaming, creamed, walloped, seethe, cooks, bubbles, turn, elixation, be furious, boil away, call somebody over the coals, compresses, scalded, berate, spit, abound, scald, churned, joinings, gossips, ebullitions, welding, fistulas, be roasted, churns, bawl, coddle, effervescing, be baked, fistulae, boiling, abbreviate.
Boil zıt anlamlı kelimeler, Boil kelime anlamı
Stay : Dayanmak. Oyalanmak. Sürdürüp tamamlamak. Kalma süresi. Önlemek. Bırakmamak. Erteleme. Durdurmak. Kalış. Alıkoymak.
Freeze : Donakalmak. Dondurulma. Çok üşümek. Don. Donma. Dondurmak. Bilgisayar, basketbol alanlarında kullanılır. Don tutmak. Isı kaybederek sıvı halden katı hale geçme. Kıkırdamak.
Boil ingilizce tanımı, definition of Boil
Boil kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A hard, painful, inflamed tumor, which, on suppuration, discharges pus, mixed with blood, and discloses a small fibrous mass of dead tissue, called the core. As, the water boils. As, to boil water. Act or state of boiling. To be in a state of ebullition. To heat to the boiling point, or so as to cause ebullition. To be agitated, or tumultuously moved, as a liquid by the generation and rising of bubbles of steam (or vapor), or of currents produced by heating it to the boiling point.

Bu kısımda Boil kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Boil ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Boil anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Boil ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.